• Rojava üniversitelerinin fiziksel olarak ortadan kaldırılması, mevcut siyasi entegrasyon süreçlerinde diğer üniversiteler için bir Demokles'in kılıcına dönüşmektedir. Entegrasyon adı altında uygulanan baskı, müzakereye dayalı değil emir ile yürütülüyor.
  • Rojava Üniversitesi özerkliğini korumak istemektedir. Öğrencilerinin ve öğretim üyelerinin haklarını, deneyimlerinin kazanımlarını, bilimsel programlarını ve bölümlerini koruyup geliştirebilecek bağımsız bir akademik birim olarak varlığını sürdürmek istemektedir.

SİLÊMANÊ ZAXURANÎ

Rojava'daki ilk üniversite 2015 yılında Efrîn'de kuruldu. Bir yıl sonra Rojava Üniversitesi, ondan bir yıl sonra Kobanê Üniversitesi, 2021’de ise Reqa'daki El-Şerq Üniversitesi kuruldu. Bu üniversiteler, Rojava'nın dört bir yanında oluşturulan akademi geleneğine dayanıyordu.

Akademiler büyük ölçüde toplumun ve devrimin ihtiyaçlarından doğdu. Hem savaş ve devrim sürecinde ortaya çıkan toplumsal sorunlara çözüm bulmak hem de alternatif bilgi üretme yollarının geliştirilmesine yönelik tartışmalar yürütmek amacıyla kuruldular. Eğitim programları ve müfredatları öğrencilerin katılımıyla oluşturuluyordu.

Üniversiteler bu temel üzerinde inşa edildi, ancak akademilere kıyasla daha resmi bir yapıya sahipler. Daha katı akademik programlar oluşturdular. Diploma vermeleri ve ve akademik değerlendirmeler yapmaları gerekiyordu. Özerk yönetim içerisinde ve uluslararası düzeyde tanınma amaçları vardı. Bu nedenle düzenli bir arşiv sistemi oluşturmaları da zorunluydu. Ayrıca başka üniversitelerde uzmanlık eğitimi almış kişileri de ders vermek üzere istihdam etmeleri gerekiyordu.

Bu durum beraberinde oldukça temel bir sorunu getirdi: Topluma dayanan alternatif bilgi üretme yolları ile en katı akademik geleneklerin yöntemleri, kurumsallaşma sebebiyle aynı alanda çelişkili de olsalar kaldılar. Nitekim Fransız merkeziyetçi sistemi ile Sovyetlerin katı pozitivist sistemi, Suriye akademik dünyasında hâlâ hâkimiyetini sürdürüyor.

Bu çelişkiye rağmen belki de bu çelişkiyle söz konusu üniversiteler; öğrencilerin karar alma süreçlerine katılımı, öğrenci ve kadın meclislerinin oluşturulması, kadın bürolarının kurulması, eşbaşkanlık sistemi, interdisipliner bölüm ve Jineolojî bölümü gibi uygulamalarıyla Ortadoğu genelinde emsalsiz bir örnek teşkil etmektedir. Tasarlanma biçimleri açısından son derece yenilikçidirler. Bunun yanı sıra, kendi varoluşlarını deneyimleme çabalarıyla, yani kendi yöntem ve kimliklerine dayanarak yani xwebûn ile bilgi üretmeleriyle de bu üniversiteler olağanüstü bir nitelik taşımaktadır.

2018 yılında Türk devleti Efrîn'i işgal ettiğinde Efrîn Üniversitesi de işgal sonucunda ortadan kaldırıldı. Bu yılın 18 Ocak'ı 19 Ocak'a bağlayan gecesi, aşiretler adına hareket ettiklerini iddia eden silahlı gruplar El-Şerq Üniversitesi kampüsünü işgal ettiklerinde hem üniversiteyi hem de öğrenci yurtlarını yağmaladılar. El-Şerq Üniversitesi de bu yağma sonucunda ortadan kaldırıldı.

Ben bu durumu, geriye kalan üniversiteler açısından varoluşsal bir istikrarsızlığın üretilmesi olarak tanımlıyorum. Üniversitelerin fiziksel olarak ortadan kaldırılması, mevcut siyasi entegrasyon süreçlerinde diğer üniversiteler için bir Demokles'in kılıcına dönüşmektedir. Ancak bunun karşısında bir direniş geleneği de bulunmaktadır.

Qamişlo'daki Rojava Üniversitesi, ikinci sınıf ve üzerindeki 3.000'den fazla mevcut öğrencisi, bu yıl kayıt yaptıran 5.000 yeni öğrencisi ve özel programlar kapsamında eğitim gören önceki Özerk Yönetim'in 3.000 çalışanıyla en büyük üniversitedir.

Rojava Üniversitesi bugün yıkıcı bir entegrasyon baskısı altındadır. Entegrasyon adı altında uygulanan bu baskı, müzakereye dayalı değildir. Başka bir deyişle mevcut hükümet, bu üniversitenin on yıllık deneyimini, mezunlarını, öğrencilerini ve öğretim üyelerini dikkate almadan, Yükseköğretim Bakanlığının kararları aracılığıyla kendi düşünce ve kararlarını dayatmak istemektedir.

Ancak bakanlık bugüne kadar kendi kararlarını sahada uygulamaya koymayı başaramamıştır. Son olarak Rojava Üniversitesi öğrencileri, kamuoyuna yönelik açık bir bildiri yayımlayarak Suriye Yükseköğretim Bakanlığının bu yıkıcı yaklaşımını reddetmiş ve kendi üniversitelerine sahip çıkmışlardır.

Suriye devleti, Rojava Üniversitesinin özerkliğinden geriye hiçbir şey kalmamasını ve üniversitenin merkezi Dêrezor'da bulunan El-Furat Üniversitesi’nin Hesekê'deki fakültelerinin bir parçası haline gelmesini istemektedir. Gerçi bunu sözlü olarak revize ederek, El-Furata bağlı bir fakülte mecmuası olarak tanıyacağını beyan etti.

Rojava Üniversitesi, özerkliğini korumak istemektedir. Kendi öğrencilerinin ve öğretim üyelerinin haklarını, deneyimlerinin kazanımlarını, bilimsel programlarını ve bölümlerini, öğrenci ve kadınların katılımını ve kampüslerindeki akademik özgürlüğü koruyup geliştirebilecek bağımsız bir akademik birim olarak varlığını sürdürmek istemektedir.

Rojava Üniversitesi’nin öğretim üyelerinin, öğrencilerinin ve üniversite temsilcilerinin bu direnişi, ne yazık ki Kürt kamuoyunda da yeterince görünür olmadı. Ancak büyük bir etki yarattı. Hem öğrenciler ve öğretim üyeleri hem de Rojava halkı üniversiteye o kadar büyük bir güven duydu ki üniversitenin bu yıl yeni öğrenci kabul etmesiyle birlikte, mevcut öğrenci sayısından daha fazla kişi üniversiteye kayıt yaptırdı.

Geçtiğimiz pazar günü Üniversite Genel Kurulu, tutumunu bir kez daha açıkça ortaya koydu: Biz özerk bir üniversiteyiz ve öğrencilerin ve toplumun çıkarları bizim için esastır. Ben bu yazıyı kaleme alırken üniversite, öğrencileriyle birlikte bu tutumu kamuoyuna bir açıklama olarak duyurmaya hazırlanıyordu.

Bana göre artık siyasi aktörlerin, siyasi partilerin ve geriye kalan Kürt sivil toplumunun; gerek Rojava'da gerekse Kürdistan'ın diğer parçalarında, hem Suriye'de hem de Kürdistan dışında, özellikle Avrupa'da yaşayan Kürtlerin ve dostlarının bu direnişi bir başarıya dönüştürmesi gerekiyor.

Başka bir ifadeyle, Suriye devleti üzerinde Kürt kamuoyunun, Suriye kamuoyunun ve uluslararası kamuoyunun baskısını oluşturmak gerekiyor. Amaç entegrasyonun Rojava Devrimi'nin akademik geleneğini ve bilimsel deneyimini ortadan kaldırmanın bir aracı olarak görülmesini ve dayatılmasını engellemek olmalı.

Bunun yerine üniversiteler bağımsız akademik birimler olarak kabul edilmeli ve entegrasyon süreci müzakere yoluyla sonuca götürülmelidir.