• Sûr’da 2015-2016 sokağa çıkma yasaklarının ardından 3 bin 500’ü aşkın yapı yıkıldı. Aradan 10 yıl geçmesine rağmen tescilli yapıların restorasyonu tamamlanmadı. İhaleyi alan birçok firma işi yarıda bıraktı.
  • Ali Aras: 4 aile bu evde kalıyorduk. Evimiz sapasağlamdı, çatışma alanı değildi. Sonra yıktılar. 500 bin TL borç çıkardılar. Ne zararımızı ödediler, ne kira yardımı yaptılar. Parayı kabul etmiyorum, evimi istiyorum.

 

Amed'in tarihi Sûr ilçesinde 2015-2016 yılları arasında ilan edilen sokağa çıkma yasakları sürecinde zarar gören tescilli yapıların restorasyon çalışmaları 10 yıldır tamamlanmadı. Bu süreçte ailelerin mağduriyeti katlanarak büyürken, restorasyon ihalelerini alan birçok firma iş bıraktı.  

Kürt sorununun çözümü için 2013-2015 yılları arasında yürütülen sürecin sonlandırılmasının ardından Sur ilçesi de sokağa çıkma yasaklarıyla hedef alındı. İlk sokağa çıkma yasağı 2015 yılının 6 Eylül’ünde ilan edildi. Sonrasında 13 Eylül, 10 Ekim, 28 Kasım ve 2 Aralık'ta 4 ayrı yasak ilan edildi. En son ilan edilen yasak Cevat Paşa, Dabanoğlu, Fatihpaşa, Hasırlı, Savaş ve Cemal Yılmaz mahallelerini kapsadı.  

21 Mart 2016'da 7 bin 714 parselden 6 bin 292 parsel için "acele kamulaştırma" kararı alındı. Karar sonrası kilise, cami, konak ve hamam gibi tescilli tarihi yapıların da aralarında olduğu binlerce yapı yıkıldı. 

3 bin 569 yapı yıkıldı 

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin (TMMOB) 2019 tarihli "Yıkılan Kentler Raporu"nda 334'ü tescilli olmak üzere 3 bin 569 yapının yıkıldığı bilgisi yer aldı. Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın 21 Temmuz 2020 tarihli verilerinde ise 3 bin 695 yapının yıkıldığı bilgisine yer verildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ise 31 Temmuz 2026’da DEM Partili Mehmet Kamaç’ın verdiği soru önergesine yanıt vererek, 148 hasarlı taşınmazda restorasyon çalışmaları yapıldığı, yıkılmış 25 taşınmaz için de rekonstrüksiyon çalışmalarının yürütüldüğünü kaydetti. 

Firmalar işi bıraktı

Mezopotamya Ajansı’ndan Berivan Altan ile Azad Altay’ın haberine göre tamamen yıkılan ya da hasar gören tescilli yapılar da farklı farklı firmalara restorasyon için ihale edildi. Bazı firmalar üstlendikleri restorasyon işini yıllar sonra tamamlarken, birçok firma işi yarıda bıraktı. Edinilen bilgilere göre 2023'te yaşanan depremin ardından bazı firmalar restorasyon işini yarıda bıraktı. Bazıları artan maliyetler nedeniyle iflas bayrağı çekti, bazıları da aynı gerekçeyle çalışmaları durdurdu. Bu nedenle bazı evlerin restorasyonu yarım kaldı, bazıları da kaderine terk edildi. Restore edilen bölümler de sonrasında zarar görmeye başladı. 

Restorasyon çalışmalarını sürdüren firmalar da bulunuyor. Ancak teslim tarihinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen halen bu firmaların elindeki yapılar tamamlanmadı. Kale adlı şirketin Gavur Meydanı'nda aldığı restorasyon işinin teslim tarihi 2020 olarak görülüyor. Yapıların bir bölümü tamamlanmış görünse de aradan 6 yıl geçmesine rağmen restorasyon işi henüz bitirilmedi. 

AYATA Group'un üstlendiği 25 tescilli yapıdaki restorasyon işi de benzer durumda. Yine CCC Yapı'nın Gavur Meydanı'ndaki restorasyon ihalesinin teslim tarihi 2021. Ancak 5 yıldır restorasyon tamamlanmadı. 

 

500 bin TL borç çıkardılar

Tüm bu süreç nedeniyle ailelerin mağduriyeti katlanarak büyüyor. Çalmadık kapı bırakmayan ailelere yapıların ne zaman teslim edileceği aktarılmıyor. Aileler, bu konuda herhangi bir muhatap bulamamaktan şikayetçi. Hasırlı Mahallesi’ndeki evinden geriye sadece temeli kalan Ali Aras, "4 aile bu evde kalıyorduk. Çatışmalar başladığında gelinim ve çocukları evde kaldı. Bizim evimizin olduğu bölge çatışmaların olduğu bir yer değildi. Evimiz sapasağlamdı. Burası çatışma alanı değildi" sözleriyle evinin çatışmalar sonlandıktan sonra yıkıldığına işaret etti.

Evinin tarihi olduğunu ancak tescilli olmadığını aktaran Aras, yasaklardan birkaç yıl sonra Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü’nden arandığını ve kendisine "Evini istiyorsan evini, yoksa TOKİ’den sana ev vereceğiz" denildiğini paylaştı. Aras, "Evimi istediğimi söyledim. 'Evinizi yapıp size teslim edeceğiz' dediler. 500 bin TL borç çıkardılar. Anahtar teslim olana kadar kira yardımı alacağımız söylendi. 1 yıl sonra 'Sözleşme feshedilmiş. Kimseye ev vermeyecekler’ dendi. ‘Alipaşa’ya git’ dediler. Alipaşa'da birkaç tane küçük yapı kalmıştı. Benim evimin yarısı kadar bile etmiyordu. Kabul etmedim. Öyle kaldı" diye anlattı.

"Ne zararımızı ödediler, ne kira yardımı yaptılar" diyen Aras, "Neden bize bu zulmü yapıyorlar ve evimizi vermiyorlar? Parayı kabul etmiyorum, evimi istiyorum" çağrısı yaptı. 

Devlet Sûr’dan çıkardı

Cemal Yılmaz Mahallesi'nde oturan ve 20 yıl muhtarlık yapan Mehmet Topdemir'in tarihi ve tescilli yapısı da yarım bırakılanlardan. Xana Axpar (Çınar) ilçesine bağlı Mezirkê köylerinin 1991 yılında yıkılması üzerine Sûr’a yerleştiğini ve 2015 sonrası yeniden göç etmek zorunda kaldığını anlatan Topdemir, "Devlet bizi zorla Sûr’dan çıkardı. Bu içinde bulunduğumuz evin içerisinde 4 aile yaşıyorduk. 8 odalı, iki bodrumumuz vardı. O dönem çıkarıldığımızda hiçbir eşyamızı alamadık. Herkes sadece canını kurtarabildi” dedi. 

Çatışmalar sonrası da yasağın devam ettiğine dikkati çeken Topdemir, "Kimse evine ya da sokağına giremiyordu. Muhtar olmamdan dolayı kurumlarla ilişkilenebiliyordum. O dönem ‘acil kamulaştırma’ kararı çıkarıldı. Evine bir değer biçiliyordu, kabul etmek zorunda kalıyordun. Senin hesabına parayı yatırıyorlardı, ister al ister alma. Sonra evi yıkıyorlardı. Dava da açamıyordun. Birçok insan evine dönüp, yapmak istiyordu. Ona da izin vermediler" diye konuştu.

Muhtarı olduğu mahallede 30'a yakın tescilli yapının yer aldığını kaydeden Topdemir, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile birkaç ay önce görüştüm. Evlerin neden yapılmadığını sordum. İhale alan müteahhitlerin zarar ettiği için işi yarım bıraktıklarını söyledi. TOKİ’nin yeniden ihale açması gerektiğini söyledi" ifadelerini kullandı. 

'Açık cezaevinde yaşıyoruz'

"Devlet bize verseydi şimdiye kadar çoktan taşınmıştık" diyen Topdemir, "11 yıldır nereye başvurduysak bir çözüm bulunmadı. Evimize gelmek istiyoruz. Sur’dan çıktıktan sonra Rezan'da bir eve yerleştik. Sonra Seyrantepe TOKİ’lere taşındık. O dönemde sadece 3 yıl boyunca bin TL kira yardımı yapıldı. Evlere göre bir kerelik 2 ila 3 bin TL arasında eşya yardımı yapıldı. Sûr’un yaşamı çok güzeldi. Şimdi sanki açık cezaevinde yaşıyoruz” dedi. 

***

Sûr kapanmayan yara

Mimarlar Odası Amed Şube Eşbaşkanı Şerefhan Aydın: Sûr kapanmayan bir yaradır. Evsiz bırakıp sürgünle terbiye ediyorlar. Devlet isterse birkaç ayda restorasyonu bitirirdi. Bitirmedi. Savaş biter bitmez iş makineleriyle yıktı, nüfusu göçertti. Sonra tarihi yapılarla hesaplaşmaya girişti.

Mimarlar Odası Amed Şubesi Eşbaşkanı Şerefhan Aydın ise Sûr’un "kapanmayan bir yara" olduğunu söyledi. Aydın, çatışmalar sonrası yapıların bilinçli bir şekilde tamamlanmadığına işaret ederek, "Burada ciddi bir nüfus vardı. Şu an parmakla sayılabilecek kadar ev var. 3-5 hane dışında pek kimse yok. Bunu bir politikanın sonucu olarak değerlendirmek lazım. Sadece teknik ya da ekonomik sorunlar üzerinden bunu okursak yetersiz kalır" diye kaydetti. 

 Sûr’da “cezalandırma yönteminin" devrede olduğunu söyleyen Aydın, şunları söyledi: "Hem burada yaşayanı evsiz bırakıp sürgün ve göçle terbiye ediyorlar, hem de toplumun hafızasına bir müdahale var. Çünkü burası şu an bir yaşam alanından çıkmış, enkaz yığınının olduğu bir bölgeye dönüşmüş. Eskiden burada sokaklar vardı. Çocuklar sokaklarda oynardı. Devlet isterse birkaç ayda buranın tüm restorasyonunu tamamlardı. Ama yapmadı. Ne yaptı? Savaşın bitiminden hemen sonra iş makineleriyle burayı komple yıktı. Onlarca tarihi ve tescilli yapıyı yıktı, nüfusu buradan göçertti. Sonra tarihi yapılarla hesaplaşmaya girişti. Demek ki hesabını alamamış."

Yaşananları başından bu yana takip ettiklerini ifade eden Aydın, "Bazı yapıların restorasyonu tamamlanmış, bazıları yarım bırakılmış. Süreç çok ağır işliyor. İhale yapılırken birim fiyat üzerinden yapılır ve bir limit belirlenir. O limite kadar eğer restorasyon yapımı biterse biter ama o para yapının tamamlanmasına yetmezse iş orada durur. İkinci ihalenin olması gerek. İkinci ihale yapılmadığı zaman da yapı böyle yarım kalır" dedi. 

Aileler gibi kendilerinin de çoğu zaman muhatap bulmakta zorlandıklarını dile getiren Aydın, "Yetkinin bakanlıkta oluşu birçok çalışmayı engelliyor. Dolayısıyla muhatabı da zorlaştırıyor” diye kaydetti. 

Belediyeler sahip çıkmalı 

Yerel yönetimlerin de yetki için girişimde bulunması gerektiğini söyleyen Aydın, şöyle devam etti: "Artık belediyeler halkın elinde ve belediyelerin bir nevi artık buraya sahip çıkması gerekiyor. Terk edilmişlik duygusuna müdahale etmesi gerekiyor. Yetki Çevre, Şehirciliğe verilmiş ama belediyeler bu yetkinin tekrardan kendilerine verilmesi için tutum göstermesi gerekir. Ama maalesef ‘görmüyorum, duymuyorum, işitmiyorum’ modu var. Bu yaklaşım değişmeli ki hafızamıza ve tarihimize sahip çıkabilelim. Biz meslek örgütü olarak da kendimizi bunun dışında görmüyoruz. Dolayısıyla bir an önce Sûr’daki sosyal, toplumsal ve yapısal enkazın kaldırılması noktasında sorumluluk alınmalı."  AMED