TUÐÇE M. YILMAZ


Yordam Kitap, az sayıdaki muhalif, alternatif yayınevlerinden biri. Kurulduğu günden bu yana çok önemli eserlere imza attı. 

Yordam Kitap Genel Yayın Yönetmeni ve Kurucusu, Hayri Erdoğan, ‘’2006’da bir grup arkadaşımla dünya görüşümüz, yayıncılık anlayışımız doğrultusunda bir yayınevi kurmaya karar verdik. Bizim gibi düşünen, amaçlarımızı benimseyen çok sayıda akademisyen ve Marksist yazarın desteğini de kısa sürede aldık ve yola çıktık’’ diyor.

Yol boyunca bu destek arttı. Okurlar kısa sürede yayınevini benimsedi, yayınlarına sahip çıktı. Yordam Kitap, pek çok zorluğu, emeğini bedelsiz ortaya koyan insanların fedakarlığıyla aştı. Bu nedenle ortak emeğin ve dayanışmanın kolektif ürünü olan Yordam Kitap, yayın politikasını da ticari kaygılar değil, amaçları ve yayın çizgisine göre belirliyor. Yordam Kitap Genel Yayın Yönetmeni ve Kurucusu Hayri Erdoğan, Türkiye’de yayıncılığı konuştuk.


Türkiye’de alternatif kitaplar yayımlamaya çalışan; Ermeni, Rum, Kürt ve/veya sol görüşlü yayıncı olmak nasıl bir iş?

Türkiye’de yayıncı olmanın pek çok zorluğu var. Tabii nasıl bir yayıncılık yaptığınıza göre değişiyor sorunun yanıtı. Biz rüzgâra karşı yürüdüğümüz için, zorlukları da göze alıyoruz zaten. Bunların dışında bir de sol yayınevlerinden çıkan kitapların gerek çeviri, gerek Türkçe kullanımı, gerek görsel-estetik bakımından zayıf olacağı algısını yıkmaya çabalıyoruz. Yordam Kitap, çevirisi, baskı kalitesi, görsel değeriyle ortalamayı yakalayan ve aşan kitaplar yayımlayarak, küçük bir yayınevinin de yüksek kalitede işler yapabileceğini gösteriyor. Geri dönüşler, özenimizin ve titizliğimizin okurlarca anlaşıldığını ve önemsendiğini gösteriyor.

Yordam Kitap’ın kurulduğu dönemde, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından ve dünya çapındaki neoliberal saldırılardan ötürü Marksizm artık modası geçmiş bir ideoloji gibi görülüyordu. Biz bunun gerçek olmadığını, kapitalizm yasalarının tüm dehşetiyle işlediğini, her alanda sorun ve yıkım ürettiğini görüyorduk. İçinde yaşadığımız bu kötülükler dünyasını anlamak ve değişimin yönünü göstermek için başvurulacak kılavuzun ise Marksizm olduğuna inanıyorduk. Yayın programımızı da, yayınevi ilkelerini de bu kılavuz ışığında belirleme inadımızı sürdürüyoruz.

Yordam Kitap, kapitalizme karşı verilen savaşa Marksizm cephesinden katılıyor. Türkiye gibi ekonomik ve siyasal gelişmelerin kaygan bir zeminde yaşandığı ülkelerde bu cephede savaşmak hayli zor. Öncelikle okurlarımıza karşı sorumluluk hissediyoruz; bu nedenle de “toplumda haksızlığa uğrayan kesimler için yapabileceğimiz bir şey var mı” sorusu hep aklımızı kurcalıyor.

Muhalif yayıncılık, farklı çizgiler ve renklerden oluşan bir yelpaze. Önyargıları kırıyor, halklar arası kardeşleşmeye, cinsiyetçi düşünce kalıplarını yıkmaya, emeğin hakkını savunmaya, geleceğe dair umudu büyütmeye hizmet ediyor. Biz de bunun bir parçasıyız. Zorluklar çok ama geniş bir kesimin desteğini almak bizi güçlü ve umutlu kılıyor.




Üniversitelerden atılan akademisyenler için giriştiğiniz dayanışma projesinden bahseder misiniz?


İşten atılan akademisyenlerle zaten çeviri işbirlikleri yapıyoruz. Ayrıca Ankara’dan bir grup hocanın içinde olduğu bir projeyi sonuçlandırmak üzereyiz. Prof. Dr. Ahmet Haşim Köse’nin öncülüğünde, o henüz işten atılmadan önce, okullarda ders kitabı olarak önerilebilecek iki çeviri kitabı yayın listemize almıştık: Makro Ekonomi ve Mikro Ekonomi. Gerek kitabı basan İngiliz yayınevi Pluto Press gerekse kitapların yazarları Ben Fine ve Ourania Dimakou, bu dayanışmaya katkıda bulunarak hiçbir bedel talep etmedi. #ElTutuşaTutuşa başlığıyla kamuoyuna duyurduğumuz bu kitaplar çevirmen-akademisyenlerin gönüllü emeğiyle çevriliyor, tüm gelirini de işlerinden atılmış akademisyenlere sunacağız.

Yayımladığınız kitaplar üzerinden baskıya maruz kaldınız mı?

Hayır, henüz doğrudan bir baskı görmedik; ancak varlığını her geçen gün daha yakınımızda hissediyoruz. Özellikle son yıllarda, Türkiye’de yayıncı olmak çeşitli siyasal ve ekonomik baskılarla muhatap olmak anlamına geliyor. En iyi ihtimalle bir korunma yöntemi olarak otosansür geliştirmek gereği hissediliyor. Yayın faaliyetleri durdurulan yayınevleri ve süreli yayınlar, tutuklanan yazarlar, kısacası düşünce, ifade ve yayınlama özgürlüğünü ihlal eden her girişim mesleki alanımızı daraltıyor.


Son dönemlerde okurun ilgisi ne tür kitaplara yöneldi ya da size duyulan ilgide bir değişiklik var mı?

Toplum baskı altına alındığında, ağır bir karanlık çöktüğünde, bizim yayıncılığımızın da gerilemesi, sorunlar yaşaması kaçınılmazdır. Kuşkusuz, biz kaderini toplumsal mücadeleye bağlamış bir yayıneviyiz. Ama bize gelen okuyucular açık bir şekilde gösteriyor: O kadar umutsuz olmak için bir sebep yok. İnsanlar toplumun karanlığa mahkum edilmesine kesin olarak karşılar ve bu tutumlarını çeşitli şekilde dile getirmek istiyorlar. Bunun önemli bir parçası da aydınlanma fikirlerini taşıyan, demokratik ve laik fikirleri taşıyan kitaplara karşı özel bir ilginin oluşmuş olmasıdır. Umut eden insanlar oldukça, amacı, umudu büyütmek olan bir yayınevi de yaşayacak, dahası serpilip gelişecektir.


Yordam Kitap’ın 10. yılında edebiyat alanına giriş yaptınız: Yordam Edebiyat. Nasıl gidiyor?

İnsanın her hâlini, ezilen insanın sorunlarını, acısını, ruh zenginliğini, sömürüyü, sömürüye karşı verilen mücadeleyi, insanlık tarihi içindeki çeşitli aşamaları ve olayları edebiyat diliyle kurgulayan eserlere yer vermek Yordam Edebiyat’ın kuruluş amacını oluşturuyor. İnsanlığın ortak edebiyat değerleri haline gelmiş 19. yüzyıl dünya klasikleri de yayınlarımız içinde önemli bir ağırlık oluşturuyor. Fena da gitmiyor; Yordam Edebiyat’ta 25. kitaba yaklaştık.

“Bunu yapmayalım, tepki çekeriz” dediğiniz kitaplar oluyor mu? Olduğunda yayımlıyor musunuz?

Böyle bir çekinceye göre hareket etmiyoruz. Doğru ve nitelikli bulduğumuzu yayınlıyoruz. Adında “komünizm”i bağıran kitaplar da yayınladık, bunlardan birinin, Komünist Manifesto’nun Kürtçe basımını da gerçekleştirdik.



Yayıncılık geçmişinize baktığınızda içinize en çok sinen kitabınız hangisi? 

Zor soru… Evlatlar arasında seçim yapmak gibi. 300 kitaplık anlamlı, küçük ama saygın ve etkili bir kitaplık oluşturduğumuzu söylemekle yetineyim.




Peki savaş, OHAL gibi koşulların olduğu dönemde yayıncı olmak zorlayıcı mı? Örneğin Diyarbakır Kitap Fuarı artık belediye tarafından yapılamıyor, yapılsa da belediyeye kayyım atanmış durumda.

Komünist Manifesto’nun Kürtçe basımını, “Yasaklı ideoloji, yasaklı dille buluşuyor,” “Artık Marx da Kürtçe konuşuyor,” sloganıyla duyurmuştuk ve kitabı da ilk olarak Mayıs 2011’de Diyarbakır Kitap Fuarı’nda okurlarımıza sunmuştuk. Kürt halkıyla dayanışmaya özel bir önem verdiğimiz için, bölgenin özel koşullarını dikkate aldığımız için, her yıl Diyarbakır Kitap Fuarı’na katıldık. Halkın büyük çoğunluğunun oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması, tutuklanması ve yerlerine “kayyum” atanması hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu şartlarda kitap fuarlarının, kültür-sanat etkinliklerinin iptal edilmesi ve yasaklanması şaşırtıcı değil. Bu zorluğu asıl olarak muhalifler ve bölge halkı yaşıyor. Yayıncılık da doğal olarak etkileniyor.




Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir şey var mı?

Bize yayınevimizi anlatma olanağı sağladığınız için teşekkür ederiz. Okurlara sözümüz şudur: Dünyayı, çalışan, üreten, yaratan insanlar değiştirir; değiştiren insanın değişiminde kitapların da bir payı vardır. Okurların, Yordam Kitap’ın yayınladığı kitapları da bu büyük “değiştiren kitaplığın” küçük bir parçası olarak görmelerini diliyoruz.