İlkeli savaş karşıtlığı yok
Dünya Haberleri —

Akademisyen ve siyaset bilimci Yektan Türkyılmaz
- Akademisyen ve siyaset bilimci Yektan Türkyılmaz, Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açmasına karşı çıkanlar arasında Efrîn’i işgal döneminde bombaların üzerine isimlerini yazan CHP’li belediye başkanları ile işgali meşru gören sanatçıların da olduğuna dikkat çekerek “Türkiye’de ilkeli bir savaş karşıtlığı yok” dedi.
BARIŞ BALSEÇER
Rusya‘nın, 24 Şubat sabahı Ukrayna'ya yönelik askeri müdahale başlatmasıyla uzun süredir devam eden gerginlik sıcak savaşa dönüştü. Savaş sonrası dünyada dikkat çeken düzeyde “Savaş karşıtı” eylemlerin ön plana çıkmaması dikkat çekerken, Türkiye’de “Savaş’a hayır” diyen kesimlerin devletin Kürtlere dönük savaşına itiraz etmeyip, savaşı destekleyenler olması ise tepki çekti. Öte yandan savaşın NATO–AB ilişkileri; Rusya ve Ukrayna ile savaş öncesine kadar denge siyaseti yürüten Türkiye’ye etkileri ise merak konusu.
Savaşa amasız karşı çıkılmalı
Türkiye’de bazı sol yapı ve siyasetçilerin savaş karşıtı açıklamalarındaki çelişkileri ve Kürtlere dönük yansımalarını değerlendiren akademisyen Yektan Türkyılmaz, açıklamalara bakıldığında Türkiye’de gerçek bir “savaş karşıtı” tutumun olmadığının görüldüğünü söyledi. Buna karşın Türkyılmaz hiçbir mazeretin arkasına gizlenmeden net şekilde “Savaşa hayır” demek gerektiğini de ekledi. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Türkiye’deki savaş karşıtı söylemleri değerlendiren Türkyılmaz, savaş karşıtlığını somut durum üzerinden ele almak gerektiğini dile getirdi. Yektan Türkyılmaz, bir ifadenin başlı başına kendinden bağımsız bir anlamının olmadığını vurgulayarak kavramların somut durumda anlam kazandığını belirtti.
Bombalara adını yazdıranlar barışsever oldu!
Savaşa karşı söylem ve tutumda kişi ve de siyasi temsilcilerin işgal konusunda net, tutarlı, prensipli tavır geliştirip, geliştirilmediğine bakılması gerektiğini söyleyen Yektan Türkyılmaz, Ukrayna-Rusya savaşı sonrası Türkiye’de “Savaşa hayır” diyenler arasında Rojava’daki Efrîn işgal döneminde bombaların üzerine isimlerini yazan CHP’li belediye başkanlarının, işgali meşrulaştıran sanatçıların olduğunu hatırlatarak, Türkiye’deki garip bir savaş karşıtlığına dikkat çekti.
Savaşa net tavır gerek
“Savaşa ve işgale karşı net bir tavır almak gerekiyor” diyen Türkyılmaz, sınırların silah zoruyla aşılmasının tek istisnai durumunun soykırıma müdahale olduğunu, insanlık adına yapılan bu müdahaleler dışında sınırların silah zoruyla aşılmasına karşı çıkmak gerektiğini vurguladı. Türkyılmaz, “Net tavır alınmayıp, failin ismi net konulmayıp yapısal kavramlara girildiğinde saldırgan tarafa mazeretçi olunur” dedi.
Son gelişmelerin sonrasında bazı sol yapıların yaptığı açıklamalara bakıldığında Türkiye’de bir “savaş karşıtı” tutumun olmadığının net görüldüğünü belirten Yektan Türkyılmaz, gelinen noktada Türkiye’de ilkeli bir savaş karşıtlığının gelişmediğini ve somut durumun anlaşılmayan bir noktaya çekildiğini sözlerine ekledi.
Yeni parametreler devrede
“Dünya yepyeni parametrelere sahip” diyen Türkyılmaz, bugünün Soğuk Savaş dönemi parametreleriyle açıklanamayacağını, Soğuk Savaş dönemi kavramlarıyla dönemin anlaşılmaya çalışılmasının büyük bir hataya yol açacağını belirtti. “Yani bu parametrelerle bir açıklama yapıldığında kapitalizm ile sosyalizm arasında bir tercihte bulunulmuş olmuyoruz” diyen Türkyılmaz, günümüzde yaşanan çok daha vahşi kapitalizm türünün, çok daha kural tanımaz bir yayılmacılığın, saldırganlığın dünyaya dağıtıldığını ifade etti.
Bu vahşi kapitalizme tavır göstermenin insanlık medeniyetinin geleceği için çok önemli ve kritik olduğunu sözlerine ekleyen Türkyılmaz, Putin’in Ukrayna saldırısının bütün haydutlukların önünü açarak meşruluğunu sağladığını vurguladı.
Dünyaya despotizm yayılıyor
“Tüm dünya bugün aynı zamanda Avrasyacı bir saldırganlıkla karşı karşıyadır” diyen akademisyen, Pasifik’ten Avrupa’nın ortasına yayılan yeni bir durumun varolduğunu, bu güçlerin dünyaya aynı zamanda “despotizmi” yaydığını ifade etti. Türkyılmaz, “Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında insanlığın yani işçi sınıfının, ezilen halkların büyük bedeller ödediği mücadeleleriyle elde ettiği haklar tümden önemsizleştirilip, değersizleştiriliyor” diyerek çok daha acımasız, saldırgan bir kapitalizmin dünyaya dağıtıldığını ve Putin’in ise en öndeki aktör olduğunu belirtti.
Kürtler için durum tehlikeli
Rusya’nın Ukrayna’ya dönük savaşı sonrası Türkiye’de ortaya çıkan “savaşa karşı” söylemlerin Kürtler açısından çok tehlikeli bir tabloyu tekrardan ortaya koyduğuna dikkat çeken akademisten Yektan Türkyılmaz, Ukrayna işgali sonrası Rusya’nın yayılmacı pozisyonuna itiraz geliştirilmediği, Putin’in yayılmacı politikasına karşı sadece “NATO da yayılıyor” gibi bir belirlemeye sarılanların Kürtlere dönük yeni saldırılarda bu belirlemeye sığınılarak tepkisiz kalınılacağı tehlikesine dikkat çekti. Türkyılmaz, Kürtlerin aralarındaki dayanışmayı güçlendirmek zorunda olduğunu ifade ederek, statü sahibi oldukları alanları ilk başta diplomatik araçlarla yeni saldırganlık döneminde korumaları gerektiğini, Türkiye ve dünyadaki sol, çoğulcu yapıların da Kürtlerle yan yana mevzilenmeleri gerekli olduğunu belirtti.
Efrîn işgali örneği
Dönemin Kürtler açısından büyük riskler arzettiğinin altını çizen Türkyılmaz, bunu anlamak için de Efrîn işgali örneğine bakmak gerektiğini söyledi. Soykırımın diğer toplu şiddet biçimlerinden ayrı bir yere konulamayacağını söyleyen Türkyılmaz, her soykırımın aynı zamanda bir etnik temizlik ve kültürel yok ediliş olduğuna dikkat çekti. Türkyılmaz, Türk devleti tarafından işgal edilen Efrîn ile diğer Kürt bölgelerinde de tüm bunların devreye konulduğunu vurguladı. Türkyılmaz, “Sadece Kürtler değil, Kürtlerle yan yana olan Asuriler, Ermeniler, farklı inançlara mensup Êzîdîler Hristiyanlar bu muameleye uğradılar. Böylesine bir haydutluk çağı yaşanıyor. Kaygılanmak için yeterinden fazla gerekçemiz var” dedi.







