Hasan SAĞLAM
Türkiye her ne kadar 1924’te anayasasını değiştirmiş olsa da, Osmanlı’dan devraldığı Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile Olağanüstü Hal Kanunları ile sürdürdüğü 1921 Anayasasından doğan sancıların cürmünü bütün tarih boyunca çekmiştir. Darbelere müsemma tanıyan ve her darbeden sonra darbecilerini koruma altına alacak eklemelerle devam etmiştir.
27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinin kudreti aslında bu anayasanın bütün kolları ile meşru zemine oturmamış olmasıdır. Anayasa diye bir kurum var, ancak; yasama, yürütme ve yargıda kendi hükmünü sürdürememiştir. Bugünün AKP’sini yaratmaya kadar gelmiştir. Her ne kadar 10. maddesi kanun önünde; din, dil, ırk, cins ayrımı yapılmaksızın eşitlikten bahsedilse de önceki maddelerin tümü Türklüğü muhafaza İslamiyet’i korumaya dönük ırkçı ve dinci kanunlardır. Tekrar kendi maddeleri ile kendini “koruma”ya ve „değiştirilemez” durumuna koyan bu anayasa temelini Osmanlı’dan almıştır. Bolca Alevi kıyımı yapmış olmalarından doğal olarak inançlar konusunda adil olmalarını beklemek doğru değil.
Ermeni ve Kürt kıyımlarından anlaşılacağı gibi bütün gayesi Türklüğü ihya etmektir. Darbeler sonrasında hemen kendilerine yasal kalkanlar hazırlayıp dokunulmazlıklar sağlayan ırkçıların oluşturduğu yasaların hükmü bugünü yaratmıştır. AKP bu sistemin ürünüdür. Bugünün durumunda 1921 olağanüstü anayasanın aynısını sürdüren, 12 Eylül 1980 anayasasının darbeci, işkenceci tutumunu sürdüren bir AKP var.
Çünkü AKP kuvvetler ayrılığı ilkesini bertaraf edip salt eline almış mutlak faşist bir iktidardır.
Belki yüzüncü yılında anayasanın ilk maddesini kırarak “İslam Devrimi”ni gerçekleştirecektir.
12 Eylül tartışmasız en büyük darbeyi; ülkenin sosyolojik gelişmesinde büyük mücadele veren, işçilere, emekçilere, solculara, Alevilere ve Kürtlere yaptı. Emperyalizme karşı büyük mücadeleler verildi, ancak faşist General Evren darbe yaparak büyük politik kıyımı gerçekleştirdi. İzleri asla silinemeyecek derinlikte bu darbenin sonucu ortaya çıkan 1981 Anayasası, ANAP gibi bir parti ile Özal, Çiller ve Mehmet Ağar gibi katilleri de yaratmıştır.
Bu yasaların bugün yarattığı AKP ve onun kolluk kuvvetleridir. Tayyip Erdoğan, Süleyman Soylu yakın geçmişin katillerinden destur almış bu yasaların yaratıklarındandır. Bunlar darbe ve darbe ürünü insanlık düşmanlarıdır.
Bugünün Amerikasına meydan okuyanların 6. filoyu protesto edenlerin idamına sevinenler olduğuna tanık olmak ne rezilce bir durumdur. Filistin için çarpışan devrimcilerin bu güruh tarafından katledilmesi ve şimdi sözde İsrail’e karşı çıkan İslamcıları görmek ne tuhaf... Ulan hepiniz sahtekarsınız!
1980 Faşist cuntanın darbesinin öldürdüğü insanların ağır vebali sarımtırak bir günün acizliği ile her eylül 12’den vurulur.
Ve Yılmaz Güney Eylül ayında çekip gitti aramızdan, yüzünde bir eylem gibi duran gülüşünü bize armağan bırakarak! Saygı ile...