
Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu AK’nin tüm değerlerini ayaklar altına aldığını belirten parlamenterler, Kürt kentlerindeki insan hakkı ihlalleri, sokağa çıkma yasağı, 1 milyonu aşkın insanın göçertilmesi, dokunulmazlıkların kaldırılması ve tutuklamaların kabul edilemez olduğunu belirtti.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) İzleme Komitesi’nin Türk devletinin Kürdistan’da işlediği katliamlar ve HDP’li vekillerin Meclis’ten tasfiyesi ve medya üzerindeki baskılara ilişkin hazırladığı rapor dün görüşüldü. AKP’nin Kürdistan’daki savaş suçlarına ilişkin ciddi belirlemelerin bulunduğu raporda, Türkiye’nin Avrupa Konseyi değerleri, insan hakları ve demokrasiyi ayaklar altına aldığı kaydedildi. Bazı parlamenterler, Türk devletine karşı Avrupa Konseyi’nin daha ciddi yaptırımlarda bulunmasını istedi. Haber yayını hazırlandığı sırada rapora ilişkin tartışmalar sürüyordu.
AKP’ye standartlar hatırlatılmalı
AKPM Sosyalist Grup üyesi ve Eşraportör Natasa Vuckovic, rapora ilişkin yaptığı konuşmada şunları belirtti: “Bizler, özellikle 3 konuya odaklandık. Bunlar; Türkiye’nin güneydoğusundaki insan hakları ihlalleri, medya üzerindeki baskı ve hukukun üstünlüğü konularıdır. AKP hükümetine Avrupa Konseyi standartlarına dönmesi için kuvvetli bir mesaj verilmesi gerekiyor. Avrupa Konseyi standartları ve değerlerimiz tümüyle tehdit altında. Mayıs ayında yaptığımız ziyarette, çok sayıda milletvekilinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Parlamenterler olarak çok endişeliyiz. Buradaki orantısız bir önlem herkesi etkileyecek, siyasi diyaloğu yıkacak. Medyadaki durumla ilgili olarak ise THİV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin tutuklandı. Bu bizi daha da endişelendiriyor.”
Mücadele edenlere de mesajdır
Erdoğan’ın girişimleri ile yargının tümüyle kontrol altına alındığını dile getiren Vuckovic “Dolayısıyla bu durum bizi ciddi şekilde endişelendiriyor” dedi. Erdoğan’ın kadınlara yönelik tepki toplayan açıklamalarını da hatırlatan Vuckovic, “Bu raporla sadece Türk hükümetine güçlü bir mesaj vermekle kalmayacağız, aynı zamanda gazetecilere, akademisyenlere, insan hakları savunucularına, siyasilere yani demokrasi, hukukun üstünlüğü ve medya özgürlüğü için mücadele eden herkese de bir mesaj göndermek istiyoruz” diye konuştu.
İzleme süreci tartışmada
Fransız Sosyalist Partisi’nden Josetti Burrieu da şunları söyledi: “Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi. Avrupa Konseyi insan haklarının, demokrasinin tapınağıdır. Kolay olmayan bir durumla karşı karşıyayız. Aşırı başkanlaştırılmış bir rejim var. Gazeteciler baskı altında. Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılıyor. HDP ve diğer muhalif milletvekillerine yönelik bir tutum. Parlamenter hayatın temel haklarına bir müdahaledir. Bizler bu durumu kınıyoruz. Hali hazırda izleme sürecini yeniden tartışıyoruz şu anda.”
AK değerleri ayaklar altında
AKPM’nin eski Başkanı Anne Brasseur da “Türkiye’de her türlü terörü kınıyorum ama terörle mücadele edilirken, hukuk ve insan hakları ayaklar altına alınmamalı. Avrupa Konseyi’nin bütün değerleri bugün Türkiye tarafından ayaklar altına alınıyor. Rapor çok iyi. Sürekli sokağa çıkma yasağını kabul etmek mümkün değil. Binlerce vatandaşın kendi bölgelerinden başka bölgelere gönderilmesi kabul edilemez” dedi.
Brasseur da basın üzerindeki baskı ve HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının kabul edilmeyeceğini dile getirdi.
Bizden cesaret bekleniyor
Alman Sol Partisi ve Sol Grup üyesi Andrej Hunko da raporun kendilerinden cesaret beklediğini söyledi. Hunko, “Burada bulunan HDP’li arkadaşlarımız var. Ama belki gelecek oturumda olmayacaklar, cezaevine girecekler. Biz bir parlamentoyuz. Dolayısı ile bir parlamento olarak olana doğru isimle hitap etmek lazım. Bizler burada diplomasi yapmıyoruz. Mesela bütün Almanya Meclisi Erdoğan’a çok net bir mesaj verdi. Erdoğan Parlamento’da olan vekillerin kanını sorgulamaya çalıştığında etkili cevap verdik. Burada da AKPM’nin net olarak mesajını yüksek sesle söylemesi gerekir” dedi.Yüzbinler yerlerinden edildi
Fransa Hıristiyan Demokrat Parti’den Yves Pozzo Di Borgo “Raporda ciddi endişeler öne çıkmış durumda. Beni şaşırtan, ciddi bir değişikliğe uğramış olan AKP’dir” derken, İtalya Hıristiyan Demokrat Parti üyesi Elena Centemero ise AKP’nin sokağa çıkma yasağı ile birlikte yüzbinlerce kişinin yerinden edildiğine vurgu yaptı. Centemero, “Raporda cidde almamız gereken hususlar var” dedi.
Fransa Sosyalist Parti’den Cathrine Quere HDP’li vekiller konusunda endişelerini dile getirdi. Centemero “HDP aynı zamanda bir kadın partisidir. Dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda ciddi endişelere sahibim” diye konuştu.
Ermenistanlı parlamenter Hermine Naghdalyan da Türkiye’de adalet mekanizmalarının işlemediğini, akademisyen ve gazetecilere yönelik büyük bir baskının olduğunu söyledi. Naghdalyan, Ermeni cemaatine yönelik baskıları da gündeme getirerek, Hrant Dink cinayetini örnek verdi.
Kürkçü teşekkür etti
HDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de rapor için teşekkür etti.
Kürkçü raporun, Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının nasıl gerilediğini gösterdiğini söyledi. Kürkçü şöyle konuştu: “Buradaki herkesin AKP’liler de dahil, Türkiye’deki durumun siyasi bir şekilde halledilmesi konusundaki iyimserliği kalkmış durumda. Her şey gözler önünde, herkes de bunun farkında. 1.6 milyon kişi sokağa çıkma yasaklarından dolayı evlerinden edildi. Ne oldu da neler değişti? Bütün bunlar HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırıldığını açıklıyor mu? Gazetecilerin neden tutuklandığını açıklıyor mu? Neden her dakika ülkenin doğusunda her gün birilerinin öldüğünü açıklıyor mu? Tekrar barışçıl bir çözüm olması için müzakerelerin başlatılması için bizler her şeyi yapmaya hazırız.”
Raporda neler vardı?
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) İzleme Komitesi’nin Kürdistan’a Mayıs ayında yaptığı gezinin sonunda hazırladığı raporda, Türk devletinin Kürdistan’daki saldırılarından 1 milyon 600 bin sivilin etkilendiğini, Cizre ve Sur’daki gelişmelerin endişe verici olduğu belirtildi. Türk devletinin müzakereye dönmesi ve savaşın getirdiği travmanın atlatılması için ‘Gerçeklerle Yüzleşme ve Uzlaşma Komisyonu’nun kurulmasının önerildiği raporda HDP’li vekillerin dokunulmazlığının kaldırılması ise “Bu karar orantısız olarak muhalif milletvekillerini, özellikle de HDP’yi etkiler. 1994’te de Türkiye dört milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırmış ve AİHM Türkiye’yi suçlu bulmuştur” yorumu yapılıyor.
REHA SARI
STRASBOURG