Seçim'e giderken; Genel bir seçime gidilmediğinin altını çizmek istiyorum.
Çatışma (silahlı çatışmaları kastetmiyorum), makro düzeye yükseldi.
Murat Karayılan: "…süreç büyük başarıların süreci, özgür Kürdistan'ı kurma sürecidir… Kuzey Kürdistan'da başlayan atılım, sadece bir parça için değil tüm Kürtlerin özgürlüğü içindir" dedi.
Erdoğan son olarak "milli ve yerli"ye açıklık getirerek, konuştu: "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Tek millet, toplumdaki tüm etnik unsurları kapsıyor", diyerek, Türkiye'nin Kürdistan'la ilişkilerini dinamitledi.
Gelecekte kurulacak bir Kürdistan'ı şimdiden dinamitleyen, bu sözler, gelecekteki komşuluk ilişkilerini, şimdiden bitirmiş oldu.Erdoğan, komşu olmayalım, "kardeş" olalım diyor.
"En sevdiği vatandaşlarının" komşu olmalarını reddeden birinin, onları silah zoruyla kendisine "kardeş" yapmak için, orduları herekete geçirdiği bir süreçten geçiyoruz.
Daha önce: "550 milli, yerel Milletvekili isteyen" Erdoğan, Türkiye'nin genel eğilimlerini, yüksek gerilim hattında dile getirdi. Kürtler'i /Kürdistan'ı komşu değil, Kürtler'i Türkiye Devleti sınırları içinde, tek bayrak ve kimliği taşıyan "kardeş" istiyorum paradoksu, sivilleri değil, askerleri harekete geçiren, bir barut deposu gibi patladı. Silahlı çatışmaların temel nedenlerinden biri de bu.
AKP'li gençler ilk kez silahlandılar.
Gizli komutaya yüklü caniler, "faili meçhul" katle başladılar. Ve bu manzara, Kürtler'in karar vereceği 1 Kasım'a götürecek. Biraz daha paradoks bir tez şu olabilir: Kürtler ve Kürdistan'ın kendisini yönetmesi için, "öz irade" ilan etmesinin mimarlarından biri de Erdoğan'dır. Erdoğan, 7 Haziran öncesi aldığı paramiliter "önlemlerle(!?), Kürt ve Kürdistan'a uzanan köprüleri dinamitledi. Yanlış yaparak, bir "doğru"nun yol almasına neden oldu.
Son manzarayı özetliyorum: Kürdistan'dan pay alan tüm kolonizatörlerin ortak görüşü: Kürdistan'la zorunlu evliliğin, devamı; Ve bu zorunlu evlilikten doğacak, sadece, "Kürt kökenli Türk" olanlara yaşam hakkı tanınması;
Kardeşliğin (kölelik) mutlak olması.
"Ortak Vatan" (Kürdistan'ın mutlak reddi), ebedi strateji kabul edilmesi…
Türkiye'nin Kürdistan'ın tümünden beklentileri:
Ebedi köle kalın!
Kürdistan'ın şimdiki tarihi notu: "Özyönetim" olarak başlatılan adımın, 1 Kasım'dan sonra, Kürdistan'da yaşayan halklar için bir gelecek zemini olması. Bu adım için ise, önemli bir adres, Kürdistan'daki halkların kendilerini yönetmesine onay verecek, Türkiye'deki halklar olmaktadır. Onların da 1 Kasım'da verecekleri destek, tarihi önemde olduğunun ilanı.
Şimdilerde Kuzey Kürdistan'da atılan adımın içeriğini, "Bir silah olarak Teori" yapıtının yazarı ve Afrika'nın kurtuluşu liderlerinden Amilcar Cabral‘dan borç alıyorum: "Devrimci Demokrasi!"
"…defalarca dile getirdiğimiz devrimci demokrasi çerçevesinde prensibimiz, her sorumlunun, kendi sorumluluğunu cesurca üstlenmesi, diğerlerinden, kendi yeteneklerini kabul etmeyi istemesi ve başkalarına saygı göstermesidir…"
Türkiye'de, halklara ve Kürdistan'a nasıl yaşandığını dikte ettiren rejimin tersine, Kürdistan'da olanları özetleyen bu tablo karşısında, "son Halife" rejimini de kaybedeceğini bildiğim için, bunun olması için dua etmekten feragat ediyorum.