“Türbemizde ot bitene kadar toprağımızı terk etmeyiz.” Bu söz Til Şeîr bölgesinde zor koşullar altında yaşayan ama topraklarını terk etmeyen Kobanêli bir kadına ait. Til Şeîr bölgesinden yaşayan kadınlar, asla Türkiye tarafına geçmeyeceklerini söylüyor. Kobanê’de başlayan son saldırıların ardından binlerce kişi Kobanê’yi terketmek zorunda kalırken engelli eşiyle kalmayı seçen Arap Xedice Yusiv, “Ben 15 yıl boyunca iyi anılar biriktirdiğim ve eşitliği sağlayan bir sisteme kavuşan Kobanê’den ayrılmak istemiyorum” diyor.
Bütün sıkıntılara rağmen cephelerdeki çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak için her türlü zorluğu göze alan Kobanê halkı, hemen hemen hergün hedef alınıyor. DAİŞ, kentin her alanına yönelik havan atışlarında bulunurken, sadece sivillerin yaşadığı Til Şeîr bölgesini de ihmal etmiyor.

Çocuklarını koruyorlar

Til Şeîr bölgesinde yaşayan siviller, havan atışlarından korunmak için araçlarının altına oyuklar kazarak, havan atışı olduğu sırada şarapnellere hedef olmamak için bu oyuklara giriyorlar. Havaların soğuması nedeniyle bu alanda kalan siviller birçok sorun yaşarken, çocukların yanı sıra kadınlar da büyük zorluklar yaşıyor. Kadınlar, zor koşullarda çocuklarının hem gıda ihtiyaçlarını gidermeye hem de onları hastalıklardan korumaya çalışıyor.

‘Bizi kesmek istiyorlar’
Hedlê Beko isimli kadın, “DAİŞ bizi muhacir etti. Evlerimizi viraneye çevirdi, malımızı talan etti ve bizi kesmek istiyor. Ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Bakın altımızda mayınlar var, bu tarafımızda DAİŞ var, diğer tarafta ise (Türkiye tarafını işaret ederek) düşman var. Kanasla atıyorlar, havanları atıyorlar. Şu otobüse bakın; bir tarafında DAİŞ’in attığı kurşunlar var, diğer tarafında ise Türkiye’nin attığı kurşun izleri var. Kurşunlar gelince de bu sığınağa giriyoruz” diyor.

Türk devleti ne istiyor?

YPG’lilerin ellerinde ne varsa kendilerine yetiştirmeye çalıştığını dile getiren Bekon, şunları dile getiriyor: “Ama muhaciriz işte. DAİŞ’in ne hakkı var burda? Burası ezelden beri Kürdistan’ın toprağıdır. Peki ya Türk devleti ne istiyor bizden? Eskiden beri, Qazî Muhammed’den, Şêx Seîd’den bu yana Türkiye bunu yapıyor. Bu kaçıncı devran? Irak savaşında da Türkler saldırmıştı. Şimdi burada savaş çıkınca yine Türkiye’nin parmağı var. Türkiye ne istiyor? Üç yıl boyunca kendi gücümüzle direndik. Bugün de buradayız.”

Türbemizde ot bitene kadar

Kewser isimli kadın, daracık bir alana sıkıştıklarını dile getirerek, “Şehitlerimizin arkasında duruyoruz. Türbemizde ot bitene kadar da toprağımızı bırakmayız. Kürdistan’ın dört parçasına çağrımız bizi desteklemeleridir. Amcamın iki çocuğu savaşta. Biri şehit oldu” diye anlatıyor.

Elbette çok zor

Til Şeîr bölgesinde araçların içinde yaşadıklarını ve arabaların evleri olduğunu ifade eden Naz Asmîn isimli kadın, içinde bulundukları duruma ilişkin şunları söylüyor: “Türkiye’nin sınır telleri de elbiseleri serdiğimiz askılarımız oldu. İhtiyaçlarımız var, tabi ki evdeki gibi değil halimiz. Soba yok, havalar soğuk, kışlıklarımız yok. Tek isteğimiz Kobanê’nin eski haline dönmesidir. Evimize dönmek istiyoruz.”

Burada şehit olalım

Kobanê’nin Qorê Köyü’nden olan Fatma Smail ise “Herşeyimizi ardımızda bırakıp geldik. Sadece bir döşek, bir battaniye getirebildik, arabamızla birlikte. Her şeyimiz orada kaldı. Ailem burada iki oğlum da hevallere yardımcı olmaya çalışıyor. Türkiye’ye gitmek istemiyoruz. Burada şehit olalım ama oraya gitmeyeceğiz” diyor.

Bir yandan DAİŞ diğer yandan TC

Emel Hemûdê, Minbicli bir Arap. Eşi ise Kürt. Bir kız çocuklarının ismini ise “Kürdistan” koymuşlar. Hemûdê içinde bulunduları duruma ilişkin şunları anlatıyor: “Ben Arap’ım, Kürt değilim. Üç aydır buradayım. 3 çocuğum var. Burada çok sıkıntı yaşıyoruz. DAİŞ kanas ve havanlarla, Türk askeri de gaz bombalarıyla saldırıyor bize. Burada komşumuzun bir kızına havan değdi, ellerimde öldü. Her şeyi kabul ettik: açlığı, susuzluğu, soğuğu, havanları kabul ettik. Hala da üzerimizdeki baskı devam ediyor. Ama köyümüze döneceğimiz umudu var. Çocuklar olmasa hiçbir şeyden korkmazdık. Çocuklara bir şey olmasın, giden hiçbir şeyimize üzülmüyoruz. Türkiye’ye gitmeyiz. Bize ‘Türkiye’ye gelin’ diyorlar. Türkiye’ye gelip ne yapacağız? Zaten bu başımıza gelenlerin hepsi Türkiye’nin başının altından çıkıyor. Ölsek de burada toprağımızın üzerinde ölelim, yeter ki şerefimiz bize kalsın. Burada kanını bu topraklar için dökenlerden daha mı değerli bizim kanımız?”

Kobanê‘yi terk etmedi
Kobanê’de başlayan son saldırıların ardından binlerce kişi Kobanê’yi terketmek zorunda kalırken Arap halkından Xedice Yusiv isimli kadın, engelli eşi ile birlikte Kobanê’de kalmayı seçti.
Yıllar önce evlenerek Kobanê’ye yerleşen Xedice Yusiv, saldırıların ardından engelli eşi Mahmud Salih ile birlikte Kobanê’yi terk etmedi ve Kobanê’de kalan binlerce kişi ile birlikte sivil direnişin bir parçası oldu. Tüm zorlukları ve ölümü göze alarak topraklarını terketmediklerini söyleyen Xedice Yusiv, Kobanê’den ayrılanların bir an önce dönmesini istiyor. Eşi Mahmud Salih ise “Engelli olmasaydım savaşa da katılırdım. Kobanê’nin özgür olacağı günler yakındır“ diyor.
Cerabluslu bir Arap olduğunu ve 15 yıl önce Kürt olan Mahmud Salih ile evlenerek Kobanê’ye yerleştiğini anlatan Xedice Yusiv, “Kobanê’de devrim olduktan sonra hayatımız değişti. Her şey güzel oldu, Kobanê rejimin baskılarından kurtuldu. Ancak ardından DAİŞ’in saldırıları başladı ve Kobanê sürekli olarak saldırılarla mücadele etmek zorunda kaldı” diye sürdürüyor.
DAİŞ’in son saldırısından sonra komşularının da içerisinde yer aldığı insanların büyük bir çoğunluğunun Kobanê’yi terkettiğini aktaran Yusiv, ancak eşi ile birlikte Kobanê’den ayrılmayı bir an bile düşünmediklerini söylüyor. Eşinin engelli olduğunu ve Kobanê dışında, topraklarından uzakta mülteci hayatı yaşamak istemediklerini vurgulayan Yusiv, “Mülteci olarak yaşamaktansa ölmeyi de göze alarak kendi toprağımızda kalmayı seçtik. Eşimi ve Kobanê’yi bırakmak istemedim” diyor.

Apoculara şükran

Devrimden sonra Kobanê’de eşitlik ve adalet sistemi kurulduğuna dikkat çeken Yusiv, “Bu sistemi kuran Apoculara şükranlarımı sunuyorum. Ben 15 yıl boyunca iyi anılar biriktirdiğim ve eşitliği sağlayan bir sisteme kavuşan Kobanê’den ayrılmak istemiyorum. Apocular burada bizleri bin bir fedakarlık ve bedelle korudu. Korumaya devam ediyorlar” diye vurguluyor.
Komşularını çok sevdiğini, özlediğini ve bir an önce Kobanê’ye dönmelerini belirten Xedice Yusiv, şöyle devam ediyor: “Benim sokağımda fazla kimse kalmadı, bunun zorluğunu yaşıyorum. Atılan havan topları yaşamımızı tehdit ediyor. Gıda ve ısınma konusunda Kobanê yönetimi ihtiyaçlarımızı karşılıyor. Sağlık konusunda bazı sıkıntılarımız var. Tek isteğim DAİŞ çetesinin toprağımızdan çıkarılması ve eski güzel günlerimize geri dönmek. DAİŞ yenilecek ve Kobanê’den kaçmak zorunda kalacak.”

Bu kutsal bir direniştir

Xedice Yusiv’in eşi Mahmud Salih ise Kobanê direnişinin başarıya ulaşacağını ifade ederek, “Engelli olmasaydın ben de savaşa katılırdım. Bu direniş kutsal bir direniştir. Toprağımı terkertmeyi hiç düşünmedim. YPG’ye güveniyoruz ve burada kalmaya devam edeceğiz” diyor.


İBRAHİM ASLAN/ERSİN ÇAKSU/SEDAT SUR/DİHA/ANF/KOBANÊ