Kürdistan’da 1 yılı aşkın bir süredirdevam eden katliamlara karşı sessiz kalan Avrupa ülkelerinde 15 Temmuz darbesi sonrasındaki uygulamalara gösterilen tepkiler dikkat çekiyor. Darbe sonrası yaşanan tasfiyelerle birlikte Türkiye’deki diktatöryal yönetim anlayışı Avrupa Birliği (AB) içerisinde daha fazla tartışılır hale geldi.

Tartışmaların en yoğun yaşandığı ülkelerden olan Almanya’da, Başbakan Angela Merkel’in başında olduğu Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) içerisindeki bazı itirazlara rağmen genel anlayış ‘Türkiye’yi kızdırmama’ yönünde.

CDU’dan Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Elmar Brok, müzakerelerin durdurulmasının ‘faydasız’ olacağı görüşünde. Brok, bunun AB açısından ‘diplomatik saçmalık’ olduğunu iddia ederken, Türkiye’yle üyelikten ziyade Norveç’le olduğu gibi bir ‘sıkı ilişki’ halinin sağlanması gerektiğini savunuyor.

Yeşiller Partisi’nden AP milletvekili Rebecca Harms da, müzakerelerin durdurulmasının Türkiye’yle tüm ilişkilerin sonlanması anlamına geleceğini iddia etti. Harms, müzakereler sayesinde Türkiye’deki çok sayıda kişiye hukuk devleti korumasının sağlanacağını savundu.


Halkına savaş açan bir hükümet!

Federal Meclis’teki üçüncü büyük parti olan Sol Parti (Die Linke) Eşbaşkanı Bernd Riexinger ise, Erdoğan faşizmine karşı daha net tutum alınmasını isterken, özellikle Kürtlere karşı yürüttüğü savaşı hatırlattı.

Funke Medya Grubu’na konuşan Riexinger, “Gazetecileri hapseden, hukuku ayaklar altına alan, muhaliflerini cezaevine atan ve kendi halkına karşı savaş yürüten bir hükümet AB’ye alınamaz” diye tepki gösterdi. Riexinger, AB’nin özellikle Mart ayında hayata geçirilen mülteci anlaşmasını iptal etmesi çağrısını yineledi.


‘1933 Nazi Almanyası gibi’

Uzun yıllar Almanya’da koalisyonlarda yer alan ve son dönemlere kadar Türkiye’nin AB üyeliğine olumlu yaklaşan Hür Demokrat Parti (FDP) lideri Christian Lindner’den de Erdoğan ve AKP’ye karşı sert sözler geldi.

Bild gazetesine konuşan Lindner, 1933 Reichstag Yangını sonrasında Adolf Hitler’in yaptığı tasfiyelerin aynısının bugün Türkiye’de yaşandığını söyleyerek, Erdoğan’ın sadece kendi şahsında yoğunlaştırdığı bir otoriter rejim kurduğunu kaydetti.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin Erdoğan için bir önemi olmadığını vurgulayan Lindner, bu nedenle de Avrupa’nın partneri olamayacağının altını çizdi. Lindner, Erdoğan’a karşı AB’nin takındığı ‘yumuşak tavrın’ kabul edilemeyeceğini ve müzakelerin normal şartlarda çoktan bitirilmiş olması gerektiğini de sözlerine ekledi.


Avusturya AB’yi ikna edecek

AKP hükümeti ve Erdoğan’ın son dönemlerde en çok tepki aldığı ülke ise Avusturya. Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) yeni lideri ve Başbakan Christian Kern’in geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalar dikkat çekmişti.

Kern’in yaptığı ‘Türkiye’nin AB üyeliğinin diplomatik kurgu’ olduğu yönündeki açıklamaları sonrasında AKP’den ‘ırkçılık’ suçlaması yapılmıştı. Kern, 16 Eylül’deki AB Zirvesi’nde üye ülkelerin devlet başkanları ve başbakanlarını ‘Türkiye’yle üyelik müzakerelerinin bitirilmesi’ yönünde ikna etmeye çalışacağını da vurgulamıştı.

Yine merkez sağ Avusturya Halk Partisi (ÖVP) üyesi Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz da, AB Dışişleri Bakanları Konseyi’nde Türkiye’yle müzakerelerin durdurulması yönünde çaba harcayacağını duyurmuştu.


Almalar bitirilmesinden yana

Öte yandan Almanya’da yapılan son ankete göre, halkın yüzde 66’sı Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin acilen bitirilmesini istiyor. Emnid şirketinin anketine göre, Almanların yüzde 69’u da Mülteci Anlaşması kapsamında Türkiye’ye yapılacak mali yardımların durdurulmasından yana.

Türkiye’yle Mülteci Anlaşması sayesinde Almanya’ya gelen mültecilerin sayısı azalmış olsa da, halkın yüzde 52’si bu anlaşmanın sonlandırılmasını istiyor. Anlaşmanın devamından yana olanların oranı ise yüzde 35’te kalıyor. 


 BERLİN




‘İdam varsa, AB’ye üye olamaz’


Almanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Savsan Chebli Türkiye’de AKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan’ın gündeme getirdiği idam cezasına ilişkin olarak; “İdam cezası söz konusu olduğunda idam cezasının olduğu bir ülke AB’ye üye olamaz” ifadesini kullandı. Türkiye’nin darbe girişiminde bulunanlara karşı “işkence” yöntemlerine başvurduğu iddialarıyla ilgili bir bilgilerinin olmadığını ifade eden Chebli, idam cezası getiren bir Türkiye’nin AB içerisinde yerinin olamayacağını da vurguladı. Chebli, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin Ankara’nın NATO ittifakındaki rolünü etkilemeyeceğini söyledi.