"Almanya, şair ve düşünürlerin“ ama aynı zamanda "hakim ve cellatların ülkesidir." Karl Kraus
2001 yılında Almanya’ya turist olarak geldiğimde ilginç bir durumla karşılaşmıştım.
Ağabeyimin çalışmakta olduğu restaurantın yakınlarında oturan bir Alman’ın, köpeğini Osman diye çağırması dikkatimi çekmişti.
Bir yanlış anlaşılma olmaması açısından orada bulunanlara köpeğin adının ne olduğunu sordum –Almancayı bilmediğim için yalnış anlamış olabilme ihtimalim yüksekti.
Ancak yanılmamıştım, köpeğin adı Osman’dı.
Bozuldum ve bu durum beni rahatsız etti.
Fakat dayanamadım ve bir Alman’ın köpeği için neden böyle bir ismi seçmiş olduğunu merak ettim.
Aldığım cevap, bu Alman‘ın Türkler’e olan ilgisinden ve sevgisinden kaynaklandığı yönündeydi.
Velhasıl kelam bir Alman’ın Türk sevgisinin somut bir örneğini, ilk bu olayla tanımıştım.
Daha sonra Almanya ve Türkiye ilişkilerini biraz araştırdığımda Dersim soykırımının baş aktörü Mustafa Kemal’in Almanya’da eğitilmiş bir subay olduğunu, Ermeni soykırımının temel altörlerinden Talat Paşa'ya bu katliamdan sonra, Almanya’nın sahip çıktığını, birçok Êzidi Kürt’ün katlinden sorumlu olan komutan Moltke’nin, Alman olduğunu ve Halepçe katliamında binlerce Kürt’ün ölümüne sebebiyet veren kimyasal silahların Almanlara ait olduğunu öğrenecektim.
Anlayacağınız, kökenleri çok eskilere dayanan ve katliamlarda buluşan bu ikilinin, (Türkiye-Almanya) sevgileri dikkatimi çektiği kadar vardı.
Tarihi Ortadoğu'nun kadim halklarına yönelik katliamlarla anılan bu iki ülke de, tarihinden pek fazla ders çıkarmamış olsa gerek ki, şimdilerde de aynı şekilde hareket etmekteler.
Örneğin; Almanya’da, Kürt siyasetinin sembol ismi olan Muzaffer Ayata’ya getirilen siyaset yasağı, ardından YEK-KOM ve diğer Kürt kurum yöneticilerine uygulanan oturum krizi, esmer ve siyahi olanlara yönelik, kimlik sorgusu şeklinde lanse edilen, ancak özü itibariyle ırkçı bir uygulama olan polisin, kimlik isteme yasasını ve buna benzer birçok uygulamayı sıralayabiliriz.
Ancak bu uygulamalar arasından en çok ilgimi çeken yine köpeklerle ilgili bir konu oldu.
Almanya bu seferde tecrübe tazeler gibi Türkiye’ye, PKK gerillalarına karşı kullanılmak üzere kurt köpeklerinin satıcılığını yapmaya soyunmuştu.
Bu haberi duyunca aklıma yukarıda anlattığım, 'Osman köpeğe' duyulan sevgi hikayesi geldi.
Nitekim sizi katliamcı bir geleneğe alıştırmaya çalışan, ya da sizi yaptığınız veya yapacağınız katliamlarda destekleyen bir zihniyetin, ne kadar sağlıklı bir sevgiyi içerdiğini anlamak zor olmasa gerek.
Ve aslında böylesi bir sevgiye sahip olmamanın, çok büyük bir kayıp olmadığına kanaat getirdim.
Türklere köpek yetiştiren Almanya’nın köpek sevgisi