Kemal oğlu Kemal, çok yüzlülere has, sayısız lakaplıdır. Lakaplarından biri, Kürtlerden para emme yeteneğinin delili olarak Sülük Kemal, insan oğlu hayallerini dolandırmaktan Sülün Osman’a nazire Sülün Kemal, bir başkası katır katır, ona buna para karşılığında istihbarat servisinden ötürü, öteki lakabı İngiliz Kemal’dir.
Tutmayın, hızını kesmeyin sülün, sülük, kurbağa Kemal’i. O  şimdi, Kontra Kemal’dir.
Gençliğindeki köy öğretmenliğinde, hırsının hızına yetişilemeyen tutkulu bir Kemalist’ti. Düçar olduğu aşağılık kompleksiyle, bir zamanlar kendisine reva görülenleri tekrarlıyor, Kürt çocuklarını, Türk ırkçılığı aşısıyla devşirneye çabalıyor, Kürtçe konuşanların el parmaklarını sopayla vurarak, işkence ediyordu.
Türk gibi hükmederek fiyaka yapmayı seviyor, polisler içinde baş polis olmayı hayal ediyordu. Dışarıdan sınavla hukuk diplomasını aldığı gün, bu hayalinin peşinden giderek, derin devletin adamı adaylığı için dilekçe veriyor, gördüğü kabulle İçişleri Bakanlığı kadrosuna dahil oluyordu. Derin kurstan geçip, staj görürken dağıtımı, satışı olmayan, cama yapıştırılan sayılarıyla varlığı fark edilen, tek yapraklı, taşra gazetesinde, ilk yazısını yazarak, amirlerinden afferim almaya hevesleniyordu. Utanç verici, ama yazının kalitesi orta okul çocuklarının kompozisyon ödevinden de düşüktü. Gel gelelim o bunu, yazı hayatının başlangıcı olarak sunuyordu, 80 yaşına merdiven dayarken…
O tek yapraklı gazete ise bir zamanlar Dersim kırımına yerel övgücü başıydı. Dersim dağlarına yağdırılan “katilini sev” bildirileri, onun matbaasında basılıyordu. Adı da, Kemalist ırkçılığa uygun, “Turan”dı.
Derin teşkilata alınmayınca, kaderine küs, avukatlığa başladı. Elinde tahsildar çantası, sırtında unutmuş numarasına yattığı cübbesiyle, Dersim ve kasabalarının sokaklarında, fukara köylülere “ben TC yargıçlarına laf yetiştiren adam” çalımlı, “Qurqur beyin oğluyum” edalıydı.
Ama, kasaba avukatlığı, onu kesmiyordu. Dönem Çetin Altan’ın “sosyalist olmayana adam demezler” dediği devirdi. Sosyalist olma modaydı. Toplumda yerini bulamamış Kemalistler, evde kalmış diplomalı kızlar, “adam görünme” sevdasıyla, gece aniden evriliyor, ertesi gün sosyalistlere karışıp çevre ve kişilik bulmaya çalışıyorlardı.
Bizimki, bu dönemde de, yaptığı hamleyle Türkiye İşçi Partisi (TİP) il başkanı, damıtılmış bir sosyalist olmuştu. Artık, kendini pazarlama çığırtkanlığında, “ben Ankara’dayken” diye söze başlıyor, parti içi yerini de “Moskovacı” olarak tarif ediyordu.
1971 darbesinden sonra TİP kapatılınca, Türk sosyalistleri arasında, tutunmaya çabalıyor, yüz bulamayınca, kendi özel teşkilatını kurup, duygularıyla yara, bere içinde olan Kürtlerin çevresine giriyor, gündüz kimden ve hangi sloganla aidat ya da bağış adı altında para sızdıracağı ve akşam kimin evinde rakı sofrasına oturacağının hayaliyle uzun koşuya çıkıyordu.
Rakı sofralarında Kürdistan’ı kurma naraları attıkça, kasa olan cebine paralar akıyor, kendine sultani bir hayat kurduktan sonra, arta kalanıyla Sovyet goygoyculuğu yapıyordu, karşılığında burslar, ağırlamalarla ödüllendiriliyordu. Bu arada Sovyetlerin kanatları arasında olan Saddam’ın faşizmini devrimci diye yıkıya, ona karşı ulusal kurtuluş mücadelesi veren Barzani’yi 1977’de ajan ilan ediyordu, cahş bile olamayan bir cahşlıkla...
12 Eylül darbesi öncesinde, kim tarafından ve nasılını açıklamıyor, ama bir el onu Avrupa’ya postalıyor, sonra utanması olmayan bir yüzü yeniden başkalaşıma uğruyor, bu kez Kürdistan’a adanmış mask takıyordu.
Çünkü, Avrupa’da ruhu yaralı Kürt çok, onunsa ağzında slogan bol, Kürdistan Sosyalist Parti tabelası, yakasında rozetti. Özgürlüğe susamış Kürtleri toplantılara çağırıp, sülük gibi emeklerini emiyor, para tomarları parti kasası olan ceplerinden taşıyordu. Bir yandan da, bir devlete sunduğu muhbirlik hizmetine karşılık (tanık tercüman Almanya’da yaşıyor) gelen para, yer tahsisi, adamlarına burs cabası…
Bu arada, sunulan imkanlarla, 1980’lerde Güney Kürdistan’da 500 kişilik gerilla üssü kuruyor, TC ile savaşarak, Kürdistan’ı kurtaracak gerilla lideri kıyafetinde poz poz fotoğraf çektiriyor, sonra imkanların bir kısmını iç ederek, gerillacılıktan vazgeçiyordu.
Fakat, para kokusunun dayanılmazlığıyla, bu kez 1993 yılında, PKK ile ortak savaş cephesi kuruyor. Utanmadan hayatımda elime silah almadım diye dursun, bir kere daha gerilla lideri oluyor, ancak daha savaşa girmeden, kendisine kanan üç gencin ölüsünü geride bırakıp, İsveç’e uçuyor, orada köpeğiyle sabah gezintilerine başlıyordu.
Kürdistan’ı kurtarma adına topladığı Euro tomarları elinin altında, ama daha çok edinme açlığı başını döndürmeye devam ediyordu. Bir zamanlar, hain dediği Mele Mustafa Barzani’ye methiyeler dizerek oğluna yanaşıyor, ayda 5 bin Dolarlık maaş ve oturacak ev koparıyor, ancak fesatlığa dair yeni foyaları meydana çıkınca kovuluyor, bir kez AKP’ye Diyap Ağa olma adaylığıyla, kişiliğini bit pazara sürüyor, alıcısını buluyordu.
O şimdi, Kürdistan mücadelesine karşı, Türk medyasında Kontr gerillacılık oynuyor. Kürtler, ekrandaki yüzüne tükürerek mallarına zarar veriyorlar.