- Türk Meclisine sunulan infaz yasası teklifinde siyasiler kapsam dışı bırakıldı. "İnfazda eşitlik yaşatır" diyen tutsak yakınları, sanatçı ve siyasetçiler “ölümler yaşanmadan tahliyeler gerçekleşsin“ çağrısında bulunuyor.
DENİZ BABİR/STUTTGART
Böbrek ve kalp hastası
Gazetemize konuşan siyasi tutsak yakınları ayrımcı ve ırkçı uygulamalardan vazgeçilmesini ve teklifin kapsamının genişletilmesini istiyor. İstanbul’da yaşayan Nezahat Demir, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan eşi Abdurrahim Demir’in sağlık sorunları yaşadığını da belirterek düzenlemeden yararlanması gerektiğini belirtiyor. Abdurrahim Demir, 17 yıl cezaevinde yatmış, tahliyesinden üç yıl sonra aynı dosyadan tekrar tutuklanmış ve ağırlaştırılmış müebbete mahkum edilmiş. Eşinin kronik böbrek hastası olduğunu belirten Nezahat Demir, „Ayrıca, kalbinden de iki defa anjiyo oldu. Her iki hastalığından raporları mevcut. Görme engelli bir kızım var ve astım hastasıyım, bu koşullarda ziyarete gidemiyorum. Salgın da hızla yayılıyor, endişeliyim“ diyor. „Adalet Bakanlığı bu koşullar altında ayrım yapmaksızın şartlı tahliye kapsamında bir düzenleme yapabilir“ diyen Demir, „Düşünün çete yapılanmalarında cezaevinde olanlar için bir çeşit yargı paketi hazırlanıyor ve sırf düşüncelerinden dolayı mahpusta yatanlar bunun dışında tutuluyor. Bunu hangi vicdan kabul eder“ diye soruyor. Duyarlılık çağrısında bulunan Demir, „Herkese sesleniyorum; lütfen herkesi kapsayacak bir yargı paketinin oluşması için harekete geçin ve bizleri yalnız bırakmayın“ diye sesleniyor.
İsa Artık Felek Artık
Ölüme terk ediyorlar!
Dört yıldır Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan İsa Arık’ın da sağlık sorunları var. Tutuklanmadan bir hafta önce bel fıtığı ameliyatı geçirmiş. Cezaevinde yanlış ağrı kesici iğne yapıldığı için ise bir süredir ayağının üzerine basamıyor ve fizik tedavisi görüyor. Eşi Felek Arık’ın verdiği bilgilere göre, Koronavirüs salgını nedeniyle hastaneye gidemediği için şiddetli ağrılar yaşıyor. Salgın nedeniyle görüşlerin iptal olduğunu, ancak telefonla konuştuklarını söyleyen Arık, "Eşim, dışarıda anlatıldığı gibi tedbir amaçlı hiçbir girişimin olmadığını anlattı. Hijyen için gerekli ihtiyaçları dahi verilmiyormuş“ diye aktardı.
„Ölümcül risklerin olduğu böylesi bir bir dönemde dahi taraflı yaklaşmak ve meseleye politik bakmak etik değildir“ diyen Felek Arık, „Bu tam anlamıyla eşimi ve aradaşlarını ölüme terk etmektir. Bunu asla kabul etmiyoruz“ diyor. „Bizler sesimizi ne yazıkki duyuramıyoruz bu da bizi kahrediyor“ diyerek duygularını dile getiren Arık, eşinin tahliyesine 1 yıl 2 ay gibi bir süre kaldığını hatırlatarak, „Bu virüs onları öldürmeden tahliyeler başlamalı“ çağrısında bulunuyor.
Esin Çelik İsmail Çelik
Samimiyetsiz
HDP İstanbul yöneticisi İsmail Çelik’in TUHAD-FED Marmara Eşbaşkanlığı görevini yürüten eşi Esin Çelik ise 10 Mart’tan bu yana Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu. Tutuklanma gerekçesi ise trajikomik; cezaevindeki tutsaklara maddi yardımda bulunmak. "Eşimin tutuklanması cezaevleriyle dayanışmanın önünü kesmek amaçlıydı“ diyen Çelik, "Haksız ve keyfi bir uygulama, tam anlamıyla bir rezalettir“ ifadesini kullanıyor. Eşi tutuklandığından bu yana Koronavirüs tehdidi nedeniyle görüşemediklerini belirten Çelik , "ihtiyaçlarını karşılamamıza dahi müsade etmediler“ diye belirtiyor. Bir düşman hukuku uygulandığının altını çizen Çelik "İran örneğinde görüldüğü gibi en geri dediğimiz ülke siyasi tutsakları da içine alacak şekilde toplu tahliyeler yaptı. Türkiye‘de iktidarın yaklaşımı samimiyetsiz ve mide bulandırıcıdır. Bütün dünya salgınla savaşırken Türk devletinin HDP’li belediyelere yönelmesi iktidarın yaklaşımını ortaya koyuyor“ diyerek, hiçbir koşul öne sürülmeksizin hasta tutsakların derhal serbest bırakılmasını istiyor.
Muhammed Fatih Bingül Ali İhsan Bingül
Müdür virüsle tehdit ediyor!
Muhammed Fatih Bingül ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış. Aksaray T Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan Bingül, 20 yıldır cezaevinde, 20 gün önce 11 arkadaşıyla birlikte Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevinden sürgün edilmiş. Kardeşi Ali İhsan Bingül, Aksaray Cezaevi’nde işkenceye maruz kalan tutsakların tekli hücrelere konulduğunu aktardı. Tutsaklara işkence avukatlar tarafından raporlaştırılmış ve suç duyurusunda bulunulmuş.
Geçen günlerde ağabeyiyle görüştüklerini belirten Bingül, şu çarpıcı bilgileri paylaştı: "Cezaevi birinci müdürü onları sürekli Koronavirüsle tehdit ediyormuş. Abime, "Eğer siz kurallarımıza uymazsanız, biz sizin kaldığınız hücreye koronavirus hastası bir adli tutukluyu koyarız‘ diye tehdit etmiş. 7 Mart’ta abimle cezaevinde görüştüm. Bana ‚3 arkadaşımızdan ikisinin kolunda, birisinin boynunda kırıklar var‘ dedi. 11 kişi cezaevinin bodrumunda hücrelere atılmış. Bulundukları yer güneş görmüyor ve tecritteler. Hücre cezası idarenin inisiyatifinde, bu süreç daha ne kadar sürer bilmiyoruz."
Tutuklu aileleri olarak çok endişeli olduklarını belirten Bingül, ‘’Korku içindeyiz. Madem ki, mahpuslar için bir yargı paketi hazırlanıyor, o zaman eşit yaklaşsınlar ve herkesi kapsasın. Bunun aksi, ölümden başka birşey getirmez. Devlet bu insani talebi yerine getirmek zorundadır“ diye belirtiyor.
Cengiz Kazıcı
İnsan aklıyla alay ediyorlar
Amed’in Silvan ilçesinde yaşayan Zeynep Kazıcı’nın 1 yıl 9 aydır Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan eşi Cengiz Kazıcı, 4 yıl 3 ay hapis cezası almış. Devletin yargı paketine tepkili olan Kazıcı, Koronavirüs salgınına karşı tedbirlerin alınmamasından da şikayetçi. "Alınan tedbirler o kadar sıradan ki, insan aklıyla alay eder boyutta. Taraflı yaklaşarak meseleye insanı yaklaşmaktan çok politik bakıyorlar“ diyor. En son iki hafta önce görüşe gittiğini, önceki gün de telefonla konuştuğunu aktaran Kazıcı, "Burada hiçbir önlem alınmamış, sakın inanmayın, üzerinde durun ve gerekli yerlere başvurun’, dedi. Temizlik ürünlerini vermiyor, verdiklerinde ise parayla veriyorlarmış. Ayrıca gelen yemeklerde böcek çıkıyormuş. Maske ve eldiven istemişler, verilmemiş” diye aktarıyor. İnsan hakları kurumlarına seslenen Kazıcı, „Gardiyanla, cezaevi yönetimi aileleriyle, dışarıyla ilişki içinde. Salgının cezaevine buluşması an meselesi. Lütfen sesimize ses olun ve yakınlarımızın sağlığını pazarlık konusunu yapanları bu politikadan caydıralım“ diyor.
Siyasetçi ve sanatçılar:
Geç olmadan herkese infaz eşitliği
HDP Milletvekili Ebru Günay: Koronavirüs salgınının ayrımsız herkesi tehdit ettiği bir ortamda, AKP hükümeti kendi iktidarını korumak için düşman hukukuyla ayrımcılık yapmaya devam ediyor. Salgın karşısında en korunmasız alan cezaeviyken infaz eşitliği uygulanmayarak mahpuslar arasında ayrımcılık yaparak hayatları tehlikeye atılıyor. Yarın çok geç olmadan herkese infaz eşitliği sağlanmalı.
Sırrı Süreya Önder: İnfazda eşitlik bir bahşiş yada lütuf değildir. En temel haklardandır. Ülkemizdeki infaz hukuku baştan ayağa düşman hukuku anlayışıyla bezenmiş ve muhalifler söz konusu olduğunda zalimane bir uygulamalar bütününden ibaret bir şey olmuştur. Bugün bunun böyle olması yetmezmiş gibi getirilen yeni infaz düzenlemesinde bu ayrımcılık ve eşitsizlik hali katlanarak artmaktadır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Barış adına kabul etmek mümkün değildir, demokrasi adına kabul etmek mümkün değildir. Hukuk adına hele hiç kabul etmek mümkün değildir. Henüz vakit varken bu yanlışlıktan acilen dönülmelidir. Korona gelir geçer, biz bu yarayı toparlarız ama adalet anlayışındaki bu gedikler ülkemizi onarılmaz bir noktaya sürükleyecektir.
Sanatçı Farqin Azad: Küresel bir virüs salgınıyla karşı karşıya kalan dünyada ülkeler ciddi önlemler alırken, yanı başımızdaki İran cezaevlerini boşaltırken, AKP-MHP faşizmi bütün muhalifleri çıkaracağı af yasası dışında tutmaya çalışıyor. Çocuk istismarcılarını, kadın katilerini, uyuşturucu baronlarını, suç çetelerini‚ sağlık güvenliği‘ diye bırakıyor; suçları düşünce olan ve bu faşist sistemi benimsemeyen binlerce insanı da ölüme terk ediyor. Bunun insani hiçbir yönü olamaz. Bütün tutukluların saglığı için eşit ve ayrımsız bir af olmalı ve bu aftan herkes yararlanmalıdır.
Hozan Kawa: Türkiye’nin gündeminde olan ceza infazı yada af yasasından onbinlerce siyası tutsak da eşit olarak yararlanmalı. Herkesi siyasi tutsaklarla dayanışmaya davet ediyorum.
Hozan Xanemîr: Siyasi tutsaklar tahliye edilsin ve yaşamları güvence altına alınsın. Binlerce tutsak cezaevinde ve kalabalık koğuşlarda kalıyor. Aksi bir durumun yaşanmaması için tutsaklar tahliye edilmelidir.
Aram Serhat: Zindan koşulları bu virüse karşı yaşanılacak gibi değil ve kağuşlar tıka basa doludur. Çıkacak olan af yasası siyasi tutsakları da kapsayacak şekilde genişletilmeli.
Jîyan Arjîn: Türkiye de varolan af yasasına siyası tutsaklar dahil edilmek istenilmiyor. Biz dışarıdakiler onların yanında olmalıyız.
Hozan Dîno: Birçok insan cezaevlerinde ölümle yüz yüzedir. Herkes cezaevleri için çözüm arayışına girmeli, onların sesi olmalıdır. Ve yaşamları güvenceye alınmalı.