Şakran 1 Nolu T Tipi Cezaevi’nde açlık grevinde olan yazar İlhami Çınar’ın ailesini arayan cezaevi psikologu, “Çocuğunuzu eylemden vazgeçirin” dedi.

Türk cezaevlerinde devam eden açlık grevini görmezden gelerek tutsakların ‘Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması’ talebini karşılamayan devlet, tutsak aileleri üzerinde de psikolojik baskı uyguluyor.

 DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra 121 gündür de Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 83, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 82, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 73. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 66, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 63. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 52. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak, 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. Tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından yapılan açıklamaya göre 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 108 gündür, Mexmûr’da ise İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 48 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek bir talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.

Yazar Çınar, 5 Ocak’tan beri

İzmir’de bulunan Şakran 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan yazar İlhami Çınar da Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevinde. Amedli Çınar, cezaevinde edebiyat çalışmalarını sürdüren bir tutsak. Çınar, bugüne kadar “Lilavlar akacak”, “Siya’nın Güncesi”, “Dağ öyküleri- Ladin,Karanfil” kitaplarını kaleme aldı. 5 Ocak’ta eyleme başlayan Çınar’ın geçen hafta açlık grevlerine ilişkin kaleme aldığı ve Mezopotamya Ajansı’na (MA) göndermek istediği mektuba cezaevi idaresi tarafından el konuldu.

‘Psikolog’dan aileye telefon

 Çınar’ın kardeşi Ferhat Çınar, iki gün önce kendisini cezaevinin psikologu olarak tanıtan Cemre isimli bir kadının aradığını belirtti. Ağabeyinin durumuna ilişkin bilgi vermek adına arandığını belirten Çınar, psikologun kendisine söylediklerini şöyle sıraladı: “Ağabeyin açlık grevinden dolayı 7 kilo kaybetti. Tansiyon problemi var ve gözleri kararmaya başladı. Böyle giderse eylemden dolayı kalıcı hasarlar oluşacak. Kendisi bizimle iletişime geçmeyi reddediyor. Ailesi olarak siz iletişime geçerseniz ikna edebilirsiniz.”

Oyun kuruyorlar

 Durumu önceki gün telefon görüşmesi sırasında ağabeyine ilettiğini ifade eden Çınar, şu an için durumunun iyi olduğunu aktardığını ve söylenilenin aksine 5 kilo kaybettiğini, aileler aracılığıyla oyun kurulmak istendiğini belirttiğini söyledi.

Eylemimiz sürecek

 Çınar, “Ağabeyim son dönemde kendisine hiçbir mektubun ve açlık grevleriyle ilgili haberler yayınlayan gazetelerin verilmediğini belirtti. Yine doktorlar üzerinden ailelere oyun oynandığını söyleyen ağabeyim, ne olursa olsun eylemlerine devam edeceklerini vurguladı” dedi.

 

AMED

 
 

Bedeli ölüm de olsa

   

Tekirdağ Cezaevi’nde 77 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Serdar Şahin’in babası Mehmet Emin Şahin, “Bedeli ölüm bile olsa çocuklarımızın arkasındayız” dedi.

Mehmet Emin Şahin, oğlunun cezaevi koşullarını ve eylemini ANF’ye anlattı. Baba Şahin, oğluyla eyleme girdiğinden beri iki kez açık görüş yaptığını belirterek, eylemde olanların morallerinin yerinde olduğunu kaydetti. Şahin, bedeli ne olursa olsun çocuklarının tecrit sona erene kadar eylemlerinden vazgeçmeyeceklerini ifade etti. Çocuklarının, önderleri için bedenlerini açlığa yatırdığını vurgulayan baba Şahin, “Bizler de aileleri olarak onların bu iradelerinin arkasındayız ve destekliyoruz. Ama onlara cevap olamadık, bu bizim için üzücü bir durum. Cevap olamamızdaki en zayıf noktamız, onların sesine dışarıdan ses olamadık. Bizlerden yana bir umutları vardı ama biz buna karşılık veremedik” dedi.

Oğlum beni eleştirdi

Oğlunun açık görüşüne gittiğinde en büyük eleştirileri babası olarak kendisine yaptığını aktaran Şahin, şunları söyledi: “O benim hem oğlum hem de yoldaşımdır. Eğer oğlum beni eleştiriyorsa bu konuda, demek ki benim bir eksikliğim var. Bedeli ölüm bile olsa, biz çocuklarımızın arkasındayız ve ölüme de hazırız. Ölüm olacaksa onurlu olsun. Yeter ki onursuz bir yaşamımız olmasın.”

Oğlunun kendisiyle yaptığı her telefon görüşmesinde iyi olduğunu söylediğini aktaran baba Şahin, şöyle devam etti:  “Morallerinin en üst düzeyde olduğunu söylüyor. Eyleminin 64. gününde görüşüne gitmiştim. Nasıl ki bir insan Faraşîn Yaylası’nda yaşadığı için sağlıklı, enerjik ve güzel görünüyorsa, ben de Serdar’ımı öyle gördüm. Ama yanlarındaki bir arkadaşlarının tansiyonu sürekli yükseliyor. Hastaneye kaldırıyorlar. Tedaviyi kabul etmediği için de her seferinde geri geliyor koğuşa. Yine en büyük sorunlarından biri 3-4 ay sıcak su vermiyorlar. Semaverde su ısıtıp banyo yapıyorlardı. Gazete ve kitaplarını da vermiyorlardı. Çok büyük bir inançları ve kararlılıkları var.”

Yarın hesabını veremeyiz

DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in durumuna dikkat çeken Şahin, “Leyla arkadaşımız, bu kutsal eylemin öncülüğünü yaptı. Biz Kuzey Kürtleri olarak evimizde uyuduk. Onlara sahip çıkmadık. Yarın hapishanelerden bir tabutun çıkması durumunda ne ben ne de başka biri bunun hesabını veremez ama Kürt tarihi bunları yazacaktır. Belki ben göremem o günü ama küçük Agitlerimiz görecek. En başta da aile olarak kendimi eleştiriyorum. Ben, eşim ile birlikte evimde de olsa bu eylemi büyütebilirdim. Önce kendimi sonra da arkadaşlarımı eleştiriyorum bu konuda. Neden bir şey yapamıyoruz?” şeklinde konuştu.