
Erzurum E Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan kadın tutsaklar, aileleri aracılığı ile yaptıkları açıklamada, cezaevinde maruz kaldıkları ahlaksız yöntemlere dikkat çekti. Mahkemeye ve hastaneye getiriliş ve götürülüşleri sırasında adli tutuklu erkekler ile aynı araçta tutulduklarını belirten kadınlar, araç içerisinde erkeklerin sözlü tacizlerine, küfür ve hakaretlerine maruz kaldıklarını kaydetti. Erkeklerin hem kadın hem de siyasi kimliklerine yönelik saldırı yaptıklarını dile getiren kadınlar, mahkeme bitiminden sonra saatlerce nezarette tutulduklarını belirtti.
Üst arama bahane
Kadınlar, cezaevinde yaşanan bir diğer hak ihlalinin ise, üst aramaları sırasında olduğunu söyledi. Kendilerini ziyarete gelen ailelerinin ince üst aramasına maruz kaldıklarını dile getiren kadınlar, kendilerinin de cezaevi ve hastane dönüşü sırasında aynı muameleye maruz kaldıklarını dile getirerek, „İç çamaşırlarımızı bile çıkartıyorlar, bu uygulama insanlık dışıdır“ dedi.
Gerici zihniyete hipokrat yemini tanımıyor
Hastaneye muayene olmaya gittikleri sırada kelepçelerin çıkarılmadığını belirten kadınlar, doktorlar tarafından aynı dayatmalara tabi tutulduklarını kaydetti. Kelepçeli tedaviyi kabul etmediklerini ifade eden kadınlar, bu nedenle tedavi edilmeden tekrar cezaevine geldiklerini belirtti. Öte yandan cezaevinde ki bazı kadınların ciddi olarak sağlık sorunlarını olduğu bilgisini veren kadınlar, „Arkadaşlarımızın ciddi sağlık sorunları olmasına rağmen hastanede ‘Psikolojik rahatsızlığı var’ denilerek geri gönderiliyor“ dedi. Kadın tutsaklar, söz konusu uygulamalara karşı kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunurken, insan hakları ve sivil örgütlerinden uygulamaların son bulması için girişimlerde bulunmalarını istedi.
BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, Erzurum E Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Adalet Bakanı Saldullah Ergin’in cevaplandırması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. Birtane, Bakan Ergin’e konuya ilişkin su soruları yöneltti: „Söz konusu iddialarla ilgili bir inceleme başlatılmış mıdır?, kadın tutukluların adli tutuklu erkeklerle aynı araçla mahkemeye götürüldüğü, kelepçeli muayene edildikleri, mahkeme bitiminden sonra saatlerce nezarette tutuldukları iddiaları doğru mudur? Bu uygulamalar hangi mevzuata göre yapılıyor? Tutukluların sürekli gözetim altında olmasına rağmen, ayrıca bir üst aramasından geçirilmelerinin sebebi nedir?“
HABER MERKEZİ
Adli kadın tutuklular eliyle işkence
Antep E Tipi Kapalı Cezaevi’nin adli kadın koğuşunda kalan siyasi kadın tutuklular, ırkçı saldırılara maruz kalıyor. „KCK“ adı altında
tutuklu bulunan BDP PM üyesi Filiz Yıldız, Semra Çelik, Duri Kaygısız, Habibe Tışkaya, Öznur Kazma, Hebat Gengeç, cezaevinde siyasi kadın koğuşları olmadığı bahanesiyle adli kadın koğuşunda kalıyor.
Adli kadın koğuşunda kalan Semra Çelik’in ablası Sultan Çelik, kadın tutsaklara yapılan ırkçı saldırılara cezaevi yönetiminin kayıtsız kaldığını söyledi. Abla Çelik, kızkardeşinin kaldığı koğuşta izlemek istemediği dizi için adli kadınlar tarafından „sen teröristsin“ söylemlerine maruz kaldığını belirtti.
Çelik, „Hakarete uğrayan benim kardeşim, adli kadınlar kardeşimi dövüyorlar, şiddeti gören benim kardeşim ama ne oluyor, cezayı alan da kendisi oluyor“ diyerek tepki gösterdi.
Mektuplara el konuluyor
Öte yandan Karataş Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki siyasi tutuklu ve hükümlü kadınlar, Newroz kutlaması yaptığı sırada gardiyanlar tarafından darp edildi. Yaşanan durumu aktarmak isteyen DİHA Muhabiri Özlem Ağuş’un mektuplarına el konulduğu öğrenildi. 23 Mart’ta Karataş Kadın Kapalı Cezaevi’nde müvekkilleriyle görüşen avukat Şiar Rişvanoğlu, „Bu durum aslında Adana ve bu bölgeye gösterilen özel ‘ilginin’ ve muamelenin sonucu. Özellikle Pozantı Cezaevi skandallarından sonra bu ‘ilgi’ daha da artmış durumda. Bu cezaevinde su bile bir cezalandırma aracı olarak kullanılıyor“ dedi. Rişvanoğlu, insan hakları savunucularının ve mahkum yakınlarının bağımsız komiteler oluşturarak, düzenli olarak her cezaevini denetlenmesini istedi.