Tarsus Cezaevi’nden İstanbul’a sevk edilme talebiyle 29 gündür açlık grevinde olan öğretmen Meral Dönmez darp edildi ve tehditle karşılaştı. Anne Sose Dönmez, 38 kiloya düşen kızının, işkenceden ötürü bacak ve kollarının morardığını açıkladı.
‘Disiplin cezaları’ bahane edilerek Tarsus Cezaevi’nden İstanbul’a sevk talebi kabul edilmeyen, 30 gündür açlık grevinde olan atanamayan öğretmenlerden Meral Dönmez, darp edildi ve tek kişilik hücreye konmakla tehdit edildi. Kızının darp edildiğini 29 Eylül’de kendisiyle yaptığı telefonla görüşmesi esnasında öğrenen Sose Dönmez, bu haberin etkisiyle iki gündür uyuyamadığını; kızı için çok endişelendiğini söyledi. Darp olayının 24 Eylül günü yaptıkları görüş sonrası gerçekleştiğini anlatan Dönmez, açlık grevinden ötürü giderek halsizleşen kızının işkence sonrası nefessiz kaldığını, el büyüklüğünde morluklar oluşan kol ve bacaklarını günlerce oynatamadığını ve hâlâ kendine gelemediğini aktardı. Bu yetmiyormuş gibi şimdi de tek kişilik hücreye konmakla tehdit edildiğine dikkat çeken Anne Dönmez, şöyle konuştu: “Silivri ve Şakran cezaevlerinde kitap ve yayın yasaklarını protesto ettiği için aldığı disiplin cezaları gerekçe gösterilerek hem sevk talebi kabul edilmiyor, hem Adalet Bakanlığı’na yazdığı dilekçeler gönderilmiyor, hem de tek kişilik hücreye konmakla tehdit ediliyor. Daha önce Tarsus Kadın Hapishane Müdürü ile görüştüğümüzde bize Meral’in tek kişilik hücreye konulmayacağını beyan etmevsine rağmen, kızım bana telefonda hücreye götürülmek istendiğini bildirdi. Müdür ona ‘ancak revirden rapor alabilirsen, seni hücreye yollamam’ demiş. Kızım da hücreye konulmasının açlık grevinin 45- 50’li günleri bulması anlamına geldiğini söyledi.”
38 kiloya düştü
Kızının 38 kiloya düştüğüne işaret eden Dönmez, grevin uzamasıyla beyin kanaması ve epilepsi krizi geçirme riskinin tetiklenebileceğini belirtti. Sevk talepli dilekçeye 10 gün sonra cevap veren Adalet Bakanlığı’nın topu infaz kurumuna attığını aktaran Dönmez, “Oysa biz hapishane yönetimine sorduğumuzda bize Adalet Bakanlığı’na yazmamız gerektiğini söylemişti. Dilekçeyi, ‘Adalet Bakanlığı Ceza Ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne verilmek üzere Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi Müdürlüğü’ne’ şeklinde bir başlıkla yazmadığımız ve Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi Müdürlüğü aracılığıyla göndermediğimiz için bize yanıt veremezlermiş, oysa bu bürokraside eriyen, kızımın hayatı. Yeniden dilekçemizi yazdık” dedi.
Canını yakmamak için sarılamadım
Bir an önce kızının sevkinin yapılmasını isteyen Anne Sose Dönmez, şunları kaydetti: “Açlık grevine başlarken zaten zayıf olan Meral, açlık grevinin 300’üncü günündeki biri kadar zayıflamış bir durumda. Görüş sırasında bana sımsıkı sarıldığında o kadar halsizdi ki canını yakmamak için ona sarılamadım bile. Eğer hücreye konulursa haber alamayız, şekerini, ilacını veriyorlar mı, bilemeyiz. Düşse, beyin kanaması geçirse, müdahale edemeyiz. Artık uyuyamıyorum, kızımın o hali gözümün önünden gitmiyor. Geç olmadan sevk edilsin.”
MERSİN
Atanamayınca çobanlık yapıyor
Edebiyat öğretmeni Halil Eren, atanamadığı için doğduğu köyde çobanlık yapıyor.
Yeni eğitim- öğretim yılında, on binlerce öğretmen adayı, güvenlik soruşturması, sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik kurallarıyla engelleniyor. Bitlis’in Tatvan ilçesine bağlı Oneq köyünde yaşayan Halil Eren de bu öğretmenlerden.
Eren’in öğretmen olmak istiyordu ve dört yıllık lisans programını başarıyla bitirdi. Atanamayan Eren, köyüne dönüp çocukluk mesleği olan çobanlığa devam ediyor. Eren, “Ben bu köyde doğdum. Çocukken başka köylere okula giderdik, döndüğümüzde de hayvanları otlatırdık. Diğer öğrenciler gibi dershaneye gitme fırsatım olmadı. Dağlarda, tepelerde hayvanları otlatırken kayalıkların üzerinde sınava hazırlandım” diyor. Beş yıl önce Edebiyat Öğretmenliği atamalarında artış ve talep olduğunu kaydeden Eren, şunları söylüyor: “Öğretmenlik mesleği Türkiye’de kara borsa gibi. Birkaç yıl önce rağbet görüyor birkaç yıl sonra ise boşuna okuyormuşsunuz gibi oluyor. İnsanlara hayal kurmayı yasaklıyorlar sanki.”
Türkiye eğitim sisteminin sürekli insanları yarıştırdığını ve bu yarıştan kimsenin galip gelmediğini kaydeden Eren, ciddi bir gelecek kaygısı olduğunu ifade ediyor.
“Çoban olmanın bir sürü iyi yanı var elbette. Çobanlığı ve çoban olmayı yerdiğim için söylemiyorum, ancak öğrencilerim olsun, onlara edebiyatı sevdirmek için yıllarca dirsek çürüttüm. Ancak yaptığım işten de gücenmiyorum“ diyen Eren, yaşamına doğduğu köyde devam edeceğini belirtiyor.
BİTLİS