Süresiz-dönüşümsüz açlık grevindeki tutsakların tamamı hakkında soruşturma açıldı; bazıları tekli hücrelere konuluyor, darp ediliyor; karbonat, tuz, şekerde bile sorun çıkarılıyor; B1 vitamini verilmiyor.

Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP), Marmara bölgesindeki cezaevlerinde açlık grevinde olan tutsakların yaşadıklarını paylaştı.

ÖHP, tutsakların durumu ve cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri’nin de katıldığı açıklamada, salona “Mahpusların talebi kabul edilsin İmralı tecridine son verilsin” pankartı asıldığı görüldü.

Marmara’da 100’e yakın tutsak 

ÖHP Cezaevi Komisyonu Eşsözcüsü Avukat Ahmet Baran Çelik, raporun açıklanması öncesi “Açlık grevlerine ilişkin çalışmalar yürütüyoruz. Her hafta hapishanelere yaptığımız görüşler oluyor. Onları sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yüzlerce mahpus süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdürüyor. Marmara hapishanelerinde de 100’ye yakın mahpus açlık grevinde” dedi.

Hazırladıkları raporun özetini paylaşan ÖHP avukatlarından Raziye Turgut ise Marmara’daki cezaevlerinde 16 Aralık 2018’de 14, 17 Aralık'ta 10, 20 Aralık'ta 4, 26 Aralık'ta 19, 5 Ocak 2019'da 25, 15 Ocak’ta 2, 16 Ocak’ta 13, 25 Ocak’ta 2 ve 28 Ocak’ta 2 kişinin açlık grevlerine girdiğini söyledi.

Açlık grevindeki tutsakların sağlık durumu ile cezaevi yönetimlerinin onlara yönelik tutumuna ilişkin de bilgi veren Av. Turgut, tutukluların yaşadıkları hak ihlallerini şu örneklerle açıkladı:

Tekli hücreye konuldu

“Düzce T Tipi hapishanesinde Süleyman Benzer isimli mahpus, açlık grevine başladıktan sonra ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olduğu gerekçe gösterilerek tekli hücreye konulmuş ve şu ana kadar herhangi bir doktor muayenesi yapılmadığı tarafımıza aktarılmıştır. Hâlihazırda refakatçisi yoktur.

Hakaretler eşliğinde şiddet

Edirne F Tipi’ndeki Mahpus Kemal Argış'ın özel olarak belirttiği hususlar ve mahpusların aktarımına göre, açlık grevinde olan Adem Arslan isimli mahpus savcıya götürülme gerekçesiyle 2 asker tarafından koğuştan zorla götürülmüş ve götürülürken askerlerin fiziki şiddetine, küfür ve hakaretine maruz kalmıştır.

Gardiyanlar el koyuyor

Zerdeşt Oduncu adlı mahpusla yapılan görüşmeye dair Açlık Grevi İzlem Formu düzenlenmiştir. Ancak düzenlenen bu forma infaz koruma memurları tarafından müdürlükçe incelenecek gerekçesiyle el konulmuştur. Tarafımıza olumlu veya olumsuz bir cevap verilmesi için ısrar etmemize rağmen saatlerce infaz koruma memurları tarafından bekletilerek keyfi muameleye maruz bırakıldık.”

İdare görüşmeye kapalı 

Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde de açlık grevindeki tutsaklar, revire gelmeyi kabul ettikleri takdirde tedavi yapılacağının cezaevi idaresi tarafından kendilerine iletilmiş. Bu konuda cezaevi idaresi ile yapmak istediği görüşme ise idare tarafından reddedilmiş.

Ağızda yara ve cilt kuruluğu

Gebze Kadın Kapalı Hapishanesi’nde görüşülen mahpusların beyanına göre; açlık grevindeki Hacer Halil Yusuf ve Ruhşen Bozan isimli mahpusların ağızlarında yaralar çıkmaya başlamış, aynı zamanda Bozan isimli mahpusta cilt kuruluğu başlamıştır.

Karbonat verilmiyor

Ocak ayının ortasında kurum müdürü açlık grevindeki mahpuslara eylemin daha fazla ilerlemesi halinde müdahale edebilecekleri tehdidinde bulunmuştur. B vitamini kadar önemli olan karbonat mahpusların taleplerine rağmen tedarik edilmemektedir.

Sağlık problemleri var

Kandıra 1 No’lu Hapishanesi daha önce uzun süreli açlık grevi eylemlerinde bulunmuş, 16 Aralık’ta greve başlayan mahpus İbrahim Kaya'nın fazla kilo kaybettiği ve açlık grevi eylemlerinin sonucu olarak öngörülen sağlık problemlerinin büyük bir kısmını yaşamaya başladığı tespit edilmiştir."

Amaçları ölmek değil 

Açlık grevinin bir intihar değil, protesto biçimi olduğunu vurgulayan Turgut, şunları söyledi: “Kişi yiyeceği reddetmektedir. Bir açlık grevi ölümle sonuçlanabilir. Fakat temel amaç ölüm değildir. Günlük belli miktarlarda su, tuz ve şeker alımını devam ettirme esasına dayanır. Ayrıca açlık grevi sonlandırıldığında kalıcı nörolojik kayıpların görülmemesi için B1 vitamininin mutlaka alınması gerekir. Nitekim Dünya Tabipleri Birliği, 1991 tarihli Malta Bildirgesi'nde açlık grevcisini ‘zihinsel olarak ehliydi, açlık grevine kendi iradesiyle karar vermiş, bu nedenle belirli bir zaman için yiyecek ve/veya sıvı almayı reddeden kişi’ olarak tanımlamıştır.”

Talepleri tek ve açıktır

Av. Turgut, açlık grevi eylemine başvuran tutsakların başta sağlık hakkı olmak üzere yaşam haklarının korunması için tüm yetkililerin gerekli duyarlılığı göstermesi gerektiğinin de altını çizdi. Turgut, “Açlık grevcilerinin yaşam ve sağlık hakkı konusunda Adalet Bakanlığı'nı sorumlu davranmaya ve süreci zorlaştırmamaya davet ediyoruz. Açlık grevindekilere iradeleri dışında zorla müdahale edilmesi, bu eylemlerinden dolayı tek kişilik hücrelere atılması, disiplin cezalarına mahkûm edilmesi, farklı gerekçeler yaratılarak fiili müdahalede bulunulması sorunları daha da ağırlaştıracaktır. Sorunlar ancak demokratik yöntemlerle kurulacak diyaloglar ile çözülebilir. Mahpusların açlık grevi eylemi konusunda siyasal iktidarın ölümler yaşanmadan barışçıl yollarla gerekli tedbirleri alması ve talepleri değerlendirmek üzere harekete geçmesi gerekmektedir. Soruna temel hak ve özgürlüklerin esas alınarak yaklaşılması ve taleplerin bu doğrultuda değerlendirilerek çözüme kavuşturulması sağlanmalıdır. Talepler açıktır. İmralı tecridi ve tüm cezaevlerindeki tecrit kaldırılmalıdır. Yaptığımız ziyaretleri daha da sıklaştıracağımızı ölümlerin ve sakatlanmaların önüne geçmek için gayret göstereceğimizi belirtiriz” şeklinde konuştu.

Doktorlar görevlerini yapmıyor 

ÖHP avukatlarından Sinan Zincir ise yapılan kötü muamelelerin, hak ihlallerinin takipçisi olacaklarını ifade etti. Açlık grevinde olan tutsakların sağlığa erişim hakkı konusunda yaşadıkları sorunlarla ilgili bilgi veren Zincir, “Hipokrat yemini etmiş doktorlar, açlık grevi mahpusların kontrollerini yapmıyor. Birçok cezaevinde kilo ve nabız kontrolleri yapılmıyor. Bu şekilde devam edilirse Türk Tabipler Birliği’ne (TTB) şikayet edeceğiz. Yine yasal yollara da başvurularımızı yapacağız” dedi.

Kabul edilene kadar

Açlık grevinde olan tutsakların taleplerinin net olduğuna dikkat çeken Zincir, şöyle devam etti: “Mahpuslar talepleri kabul edilinceye kadar açlık grevlerini sürdüreceklerini belirtmiştir. Öcalan 27 Temmuz 2007’den bu yana avukatlarıyla görüştürülmüyor. Kürt Halk Önderi, İmralı’ya getirildiği günden bu yana hukuk dışı uygulamalar uygulanmaktadır. İmralı’da hukuksuzluk işletiliyor. Tutsakların taleplerinin yanındayız. Sayın Öcalan da haklarının tanınmasını istiyoruz. Hapishanelerde ölümler çıkabilir. Ölümler olmasın, talepleri kabul edilsin istiyoruz.”

Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan’ın 12 Ocak’ta İmralı’ya giderek bir görüşme yapmasına da değinen Zincir, “Yapılan görüşmeyi bize bir lütuf gibi sunuyorlar. Yasal hakkımızdır. Bir cumartesi Mehmet Öcalan’ı görüşe götürdüler. Yasa dışı olan asıl budur. Haftada bir aile görüşü, mesai saatlerinde de avukatların görüşmesini istiyoruz” dedi.

Yoleri: Tecrit kalksın 

Zincir’in ardından İHD İstanbul Şubesi Başkanı Avukat Gülseren Yoleri konuştu. “Açlık grevlerinin nasıl bir zaruretle başladığını görüyoruz. Başvurulan yol, yöntem çözüm olmadığı için açlık grevleri başladı. Bizler her zaman yaşam hakkının kutsal olduğundan söz ettik. Açlık grevi de bir yaşam hakkıdır. Diğer yollar kapatıldığı için bugün açlık grevleri devam ediyor” dedi. İmralı’da uygulanan tecridin ağır bir tecrit olduğunu belirten Yoleri, “Ağır tecridin Kürt halkının özgürlük talebi, Türkiye’deki barış umudunun engellemesine yöneliktir. Yasaları uygulayın. İmralı tecridi kalksın. Diğer mahpuslar üzerindeki işkenceler de kalksın” diye ifade etti. 

 

 İSTANBUL

 
 

Duyurma faksı sakıncalıymış

 

Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Mustafa Filitoğlu’nun açlık grevi eylemini duyurmak için yazdığı mektup sakıncalı bulunarak gönderilmedi.

Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mustafa Filitoğlu, Cihan Alkan ve Davut Barin isimli tutsaklar, 21 Ocak 2019’dan beri süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemine başladıklarını bildirdi. Mustafa Filitoğlu’nun  Yeni Yaşam gazetesine 21 Ocak’ta açlık grevi eylemini duyurmak için gönderdiği faksa el konulduğu ve sakıncalı bulunduğu belirtildi. Eskişehir H Tipi Cezaevi Mektup Okuma Komisyonu tarafından sakıncalı bulunan faks için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 68. maddesinin 3. fıkrasında yer alan şu ifadeler kullanıldı: “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan kişi veya kuruluşları paniğe yönelterek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraf hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise de gönderilmez.”

Tecrit kalkana kadar 

Tutukluların sakıncalı bulunan mektubunda ise şu ifadeler yer aldı: “Ben ve 10 arkadaşım Eskişehir H Tipi cezaevinde kalan okurlarınızız. Gazeteniz aracılığıyla dünyadaki ve ülkedeki gelişmeleri takip ediyoruz. Özellikle Sayın Leyla Güven’in İmralı Cezaevi’ndeki tecridin kaldırılması için başlatıp sürdürdüğü açlık grevini önemle takip ediyoruz. Sayın Leyla Güven’in öncülük ettiği ve çeşitli cezaevlerindeki arkadaşlarımızın katılımıyla devam eden eylemin talepleri bizim de talebimizdir. Bulunduğum cezaevinde daha önceki tarihlerde 3 arkadaşım on (10) günlük açlık grevine girmişlerdi. Ancak artık çok kritik bir evreye girmiş bulunan açlık grevi taleplerine hükümetin olumlu karşılık vermemesi karşısında ben (Mustafa Filitoğlu), Davut Barin ve Cihan Alkan 21 Ocak 2019 tarihinden itibaren süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemine başladığımızı ve talebimiz karşılanıncaya yani tecrit kaldırılıncaya kadar eylemi sürdüreceğimizi sizin aracılığınızla kamuoyuna duyuruyoruz.”

 Tutsakların açlık grevi eylemini duyurması Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi Disiplin Kurulu tarafından sakıncalı bulunarak, şöyle denildi: “Yukarıdaki ibarelerin terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan cümleler içerdiği gözlemlenmiştir.”

Tutuklu Filitoğlu, Barin ve Alkan’a açlık grevine başladıktan sonra disiplin kurulu tarafından ihtar cezası verildiği de öğrenildi.