Hak ihlalleri ve baskılarla sürekli gündemdeki yerini koruyan Türkiye cezaevlerinde yaşamını yitiren hasta tutsakların sayısı da giderek artıyor. Urfa Cezaevi'nde koşulları protesto eden 13 mahpusun yanarak can vermesi belleklerdeki yerini korurken, tahliye edilmeyen hasta tutuklu ve hükümlüler de ölüme terkediliyor. Tutuklu Ailelerle Dayanışma Derneği'nin (TUAD) verilerine göre Türkiye'deki cezaevlerinde halen 47'si ağır olmak üzere 500'e yakın hasta tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Son 10 yılda 900, 2012 yılının Haziran ve Temmuz aylarında ise Urfa Cezaevi'nde 13 tutsakla birlikte cezaevlerinde 22 mahpus hayatını kaybetti. Cezaevlerindeki ihmallerin son kurbanları ise Midyat M Tipi Cezaevi'nde "intihar ettiği" iddia edilen Abdulvahit Kılıç ile Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nden tedavi için İzmir'e götürülen siyasi tutsak Kasım Demir oldu.

47 tutsak ölümün kıyısında
Cezaevlerindeki ölümlerin hükümetin Kürt tutsaklara yaklaşımının bir parçası olduğunu belirten TUAD Başkanı Mahmut Taşdan, "Cezaevlerinde ölümlerin artması isteniyor. AKP'nin hedefi topyekun Kürtleri öldürmektir" dedi. Taşdan, 2011 yılında cezaevlerinde 248 kişi "ağır hasta" iken bir yıl içinde bu sayının 500'e kadar çıktığını ifade etti. 47 tutsağın ise ölümün kıyısında olduğunu dile getiren Taşdan, tedavi edilmedikleri takdirde yaşamlarını yitireceklerine dikkat çekti. Taşdan, "Artık tahammülümüz kalmadı. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Başbakan kalkıyor 'cezaevlerinde sorunlar yok her şey yolunda gidiyor' diyorlar; ama cezaevlerinde her gün ölümler oluyor" diyerek tepki gösterdi.

En iyi Kürt 'ölü Kürt'
Hasta tutuklu ve hükümlülerin "cezaevinde kalamaz raporları" olmasına rağmen tahliye edilmediklerinin altını çizen Taşdan, hasta tutsakların tek kişilik hücrelerde veya 2 kişilik hücrelerde kaldıklarını, çoğu kişinin tek başlarına yaşamlarını sürdüremediğini ifade etti. Taşdan, cezaevlerinde yaşanan sorunları görmezden gelen AKP Hükümeti'nin tutumunu ise şu cümleyle özetledi: "Devletin sistemi daha doğrusu zihniyeti 'en iyi Kürt ölü Kürt'tür' zihniyetidir."
Taşdan, hasta tutsakların tedavisinin yapılmadığını, tahliye taleplerinin reddedildiğini ifade ederek, "Açıkça, cezaevlerinde ölümlerin artması isteniyor. AKP'nin hedefi topyekun Kürtleri öldürmektir" diye konuştu.

Vicdanlar köreldi!

Her hafta cezaevleri önünde eylem yaparak devlete hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması için çağrı yaptıklarını, suç duyurularında bulunduklarını fakat bir çözüm gelmediğini ifade eden Taşdan, muhatap bulamadıklarını söyledi. Vicdanların köreldiğini belirterek, "vicdanlar körelmeseydi bu kadar ölümler olmazdı" diyen Taşdan, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nde hükümlü olan Hediye Aksoy'un 4 defa ameliyat geçirdiğini gözleri görmemesine rağmen halen serbest bırakılmadığını hatırlattı.
"Neden korkuyorsunuz? Bu kadar 'güçlü' bir devlet hala Hediye Aksoy'dan korkuyorsa ben devletin gücünden şüphe duyuyorum" diyen Taşdan, bilinçli olarak cezaevlerinde baskıların sürdürüldüğünü söyledi.

Öcalan'a yaklaşım etkiliyor
Cezaevlerindeki Kürt siyasi tutsaklara yaklaşımın Kürt sorunundan bağımsız olmadığının altını çizerek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik tecride de dikkat çeken Taşdan, şöyle konuştu: "Kürt halkı Sayın Abdullah Öcalan'ı önderlik olarak kabul etmiştir. 3 buçuk milyon insan benim siyasi iradem demiştir. Onun üzerindeki tecrit cezaevini etkiliyor, alanları etkiliyor, ilçeleri illeri her yeri etkiliyor. Devlet sorunu çözmek istiyorsa ilk olarak Sayın Öcalan'ın serbest bırakılması gerekiyor."

Bu kadar zulüm yeter
Artık çözümün zamanının geldiğini söyleyen Taşdan, "47 arkadaşımızı serbest bıraksınlar. TUAD olarak onlara bakarız, tedavi ederiz. Arkadaşlarımızı serbest bırakmıyorlarsa Kürt yurttaşlarımız demesinler, biz onların yurttaşı değiliz. Artık bu kadar zulüm yeter" diye konuştu.

 DİHA/İSTANBUL




Urfa'da isyan sürüyor

Urfa E Tipi Kapalı Cezaevi'nde 16 Haziran'da 13 tutsağın yaşamını yitirmesi ile sonuçlanan isyan üzerinden geçen bir aya rağmen koşullar değişmedi. Yetkililerin koşulların düzeltileceği yönünde verdiği sözler tutulmazken, isyan ardından ataması yapılan cezaevi müdürünün yerine geçen yeni müdürün de aynı sistemi devam ettirdiğini belirten tutsaklar, 3 gün boyunca uyarı eylemi yapacak. Yazılı bir açıklamayla eylemi duyuran tutsaklar, mazgallara vuracak, slogan atacak ve yemek boykotu yaparak cezaevi koşullarının bir an evvel düzeltilmesi yönündeki taleplerini bir kez daha dile getirecek.