Koronavirüs salgını Türkiye’de hızla yayılırken cezaevleri alarm veriyor. Hasta tutsakların varlığı, var olan kapasite fazlalığı, hijyen ve beslenme koşullarının olmaması tutsakları ölümcül bir riskle karşı karşıya bırakıyor. Demokratik kitle örgütleri de tutsakların virüsten korunması için tek yolun tahliyeler olacağını dile getiriyor.

DENİZ BABİR

Koronavirüs tüm dünyada hızla yayılırken vaka ve ölüm sayıları gittikçe artıyor. Her yaş grubundan insanı ağır bir şekilde etkileyen ancak 50 yaş ve üzeri insanlar için ağır risk oluşturan virüse karşı en kırılgan gruplardan biri de cezaevinde kalanlar.

Sağlıksız koşullarda kalan, yeterli beslenme imkanı olmayan ve sağlık hizmetlerinden yeterince faydalanamayan tutsakların virüse yakalanmaları durumunda ortaya çıkabilecek korkunç tablo herkesi tedirgin ediyor. İran kitlesel serbest bırakmalar yaşanırken birçok ülke af çıkarmayı kendi gündemine aldı. Tutsakların cezaevlerinde karşı karşıya kaldıkları riskler ve yapılabilecekleri Diyarbakır Tabip Odası yönetim kurulu üyesi Dr. Elif Turan ve MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) Eşbaşkanı Mehmet Temizyüz ile konuştuk.

Cezaevlerinde hijyen, beslenme ve sağlıklı yaşam koşulları ne düzeyde? 

Elif Turan: Cezaevlerinin toplam kapasitesi 235 bin, şu anda Türkiye cezaevlerinde 300 bin kişi kalıyor. Bu mevcut kapasitenin çok üzerinde. Sadece bu gerekçe ile cezaevlerinde sağlıktan bahsetmek mümkün değil ancak sağlıksızlarının düzeyini tartışabiliriz.

Yemeklerin besin değeri yeterli ve dengeli beslenmeye uygun olmalı. Bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik besinler verilmeli, gerekli vitamin takviyeleri verilmelidir. Su ve sabun başta olmak üzere hijyen ürünleri ücretsiz bir şekilde tutuklu ve hükümlülere verilmelidir. Çamaşır ve bulaşıkların makinede yıkanması sağlanmalıdır. Salgın olmazsa dahi bu şartların sağlanması lazım çünkü cezaevleri toplu yaşamın olduğu bir ortam ve bulaşıcı hastalıkların görülme riski çok fazla.

Var olan aşırı kapasitede hijyen koşulları sağlanabilir mi? Cezaevi personelinin virüsü taşıma olasılığı tutsaklar için nasıl bir risk barındırıyor?

Elif Turan: Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre cezaevlerinde kapasitenin üzerinde tutuklu ve hükümlü olduğudur. Bu da kişisel hijyen ve sağlıklı yaşam koşullarını ortadan kaldırmaktadır. Aşırı kapasite koronavirüsle ilgili yapılacak izolasyon önünde engel olacaktır.

Cezaevinde olan tutuklu ve hükümlüler her ne kadar dışarı çıkmasalar da cezaevlerinde çalışan görevlilerin dışarı ile temaslarının olması sebebiyle çalışan memurlardan birinin koronavirüs kapması durumunda eğer gerekli tedbirler alınmazsa enfekte olan bir kişi temas içinde olduğu tutuklu ve hükümlülere bulaştırabilir ve bu da neredeyse virüsün bütün cezaevine yayılmasına neden olacaktır.

Bu virüs yakın temas ve solunum yolu ile çok rahat bulaşmaktadır. Bu yüzden gerekli tedbirler alınmalıdır. Özellikle tutuklu ve hükümlüler ile temas halinde olan çalışanlar gerekli koruyucu önlemleri almalı ve gerekli izolasyon sağlanmalıdır. Özellikle risk grubunda olanların-60 yaş üstü olanlar, kronik rahatsızlıkları olan, bağışıklık sistemi zayıf olan, bağışıklık sistemini zayıflatan ilaçları kullananlar, çocuklu ve hamile olanların- tahliye edilmeleri gerekir.

Cezaevleri için nasıl bir çalışma yürütmeyi planlıyorsunuz?

Elif Turan: Diyarbakır’daki meslek örgütleri, sendikalar ve demokratik kitle örgütleri olarak bir araya geldik. Durum ciddileşmeden avukatlar cezaevlerindeki duruma ilişkin ziyaretler gerçekleştirecek. Cezaevi idareleri ve gerekli mercilerle görüşmeler sağlanacak. Cezaevlerine Sağlık Bakanlığı’nın ve TTB’nin hazırladığı bilgilendirme broşürleri göndermeyi planlanıyoruz.

Cezaevlerinde olası bir facianın önüne geçmek için salgının daha fazla yayılması beklenmeden tutuklu ve hükümlüler için gerekli tedbirler alınmalı, tutuklu olanların serbest bırakılma, hükümlü olanlar için ev hapsi vb. seçenekler tartışılmalıdır.

Koronavirüs nedeniyle şu ana kadar size ulaşan tutuklu aileleri yakınları oldu mu?

Mehmet Temizyüz: Koronavirusü sağlık bakanlığının resmi açıklamasından sonra   tutuklu ve hükümlü aileleri hem yereldeki derneklerimize hem de federasyonumuza başvuruları oldu. Yapılan başvurularda büyük oranda bir tepki var ve yeterince tedbir alınmadığı konusunda çok ciddi bilgiler aldık. Örneğin bugün Düzce T tipi kapalı cezaevinde ailesi ile telefon görüşmesi yapan Mehmet Erbey, görüşmesinde kendilerine hiçbir temizlik malzemesi verilmediğini, sabunlarının bile olmadığını ailesi aracılığıyla bize bildirdi. Hatta ıslak mendil, temizlik malzemesi hiçbir şekilde verilmiyor. Her anlamda ölümcül bir tehlikeyle karşı-karşıya olduklarını aktarmış. Özellikle başvuru yapan ailelerin bu süreçte cezaevinde bu hastalığın önlemeyeceği ve tahliyelerin yapılması için neler yapabilecekleri konusunda bizimle iletişim halindeler. Tabi bu sadece bir cezaevinde yaşanan bir ihlal, Türkiye’de 250 üzerinde cezaevi bulunuyor.

Hükümet cezaevleri için yeterli önlem aldığını belirtiyor. Sizdeki bilgiler ne yönde?

Mehmet Temizyüz: Şu aşamada cezaevinlerinde yeterince önlem alınmadığı sadece hükümetin bu virüsü cezaevleri üzerinden fırsata çevirdiğini görmüş oluyoruz. Hükümet aldığı tedbirlerle daha çok cezaevinde yaşanan hukuksuzlukları bir üst seviyeye çıkartmanın peşindedir. Şu an Türkiye de 5000’e yakın Kürt tutuklu bulunuyor ve bu tutsakların mahkemeleri yakın tarihlerde ya da mahkeme süreçleri devam ediyor. Tedbir adı altında avukatların yüz yüze görüşme yapamaması avukat ve müvekkil ortaklaşmasını ortadan kaldırıyor. Tutsakların savunma hakkı ellerinde alınıyor.

Aile ve avukatlar için alınan tedbirlerin hiçbiri gardiyan ve güvenliği sağlayan askerlere uygulanmıyor. Tedbirler, cezaevinde görev yapan sağlık personelleri, müdürler, savcılar için alınmamış. Cezaevi görevlileri işleri bittikten sonra aileleriyle ve dışarıyla temasları oluyor. Böylece alınan tedbirler sağlıklı olmuyor ve bu risk giderek tutsak yakınlarını oldukça.

En son kapalı görüşe gittiğimde arama yapan gardiyanlar maske ve eldiven takmıştı. Görüşe gidenlere, “Siz yakın zamanda yurt dışına çıktınız mı?” diye soruyorlar. Doğrusu, biz de onlara şunu söyledik; “Şimdi yurtdışından gelmişiz veya gelmemişiz desek nereden bileceksizin?” diye sorduk. Gardiyan bize şunu söyledi: “Bize sadece bu soruları sorun dendi.”

Tutsakların cezaevinde virüsten korunma şansları var mıdır? Bu konuda ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz?

Mehmet Temizyüz: Koronavirüs ilk çıktığında sağlık örgütleri buna dair taleplerini dile getirdiler. Başta bizim de talebimiz olan hasta, yaşlı ve çocuklarıyla birlikte kalan kadın tutsakların bir an önce geciktirilmeden ve dönüşü olmayan sonuçlar ortaya çıkmadan edilmeli. Her gün bu çağrımızı yineliyoruz ve özenle üzerinde duruyoruz. Maalesef son derece risk teşkil eden ve toplum için bu kadar önemli bir meseleye ilişkin hükümet ve Adalet Bakanlığı tüm kapıları kapatmış durumda. Durumun ciddiyetine bakılınca tutsakların tahliye olması dışında virüsten korunma şansları yok. Tutsaklar hijyen malzemelerine erişmek istiyor. Sağlıklı beslenebilmek için besin kalitesinin geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu koşullarda virüs cezaevlerine bulaşırsa ortaya çıkabilecek sonucu tahmin bile etmek istemiyoruz.

Şu an Türkiye’deki cezaevlerinin durumu İran’dan farksız değil. Cezaevlerinin doluluk oranına bakıldığında yüz bin kapasite fazlası var. 219 bin kapasitesi bulunan cezaevinde 280 bin tutuklu ve hükümlü kalıyor. 10 kişi yerine 20 kişi kalıyor, 3 kişi yerine 6 kişi kalıyor. Bazı cezaevlerinde koronavirüs gibi ölümcül salgını bir tarafa bırakalım, cezaevleri adeta hastalık üretiyor. Yeterince sıcak ve soğuk su verilmiyor, yemekler verilmiyor, kantinlerden alım yasak, temizlik malzemeleri yeterince verilmiyor ve bunlar da hastalıkları doğrudan tetikliyor. Bu koşulların yaşandığı bir yerde koronavirüs ile mücadele etmek mümkün değil. İşte bu yüzden bir an önce ölümler yaşanmadan tahliyeler olsun diyoruz.