- Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki 10 tutsağa, tespit edilmemesine rağmen “kapılara vurarak korku yarattıkları” gerekçesiyle disiplin cezası verildi.
Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Cihan Ayverdi, 27 Eylül’de koğuşunda bayılması sonrası Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Elleri ve ayakları kelepçelenen Ayverdi, kelepçeli muayeneyi kabul etmediği için cezaevine geri götürüldü. Koğuşa getirilen Ayverdi’nin kalp rahatsızlığı nedeniyle tekrar baygınlık geçirmesi üzerine arkadaşları yardım butonuna basarak yardım istedi. Ayverdi, sonrasında yeniden hastaneye sevk edildi. Bu sırada Ayverdi’nin durumunu öğrenmek isteyen ve koridordaki kalabalıktan dolayı bastıkları buton sesi duyulmayan 10 tutsak hakkında, seslerini duyurmak için kapılara vurarak ses çıkardıkları gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatıldı. Cezaevi Disiplin Kurulu tarafından başlatılan soruşturma, 12 Ekim’de karara bağlandı. Soruşturmada sözlü ve yazılı savunmaları alınan tutsaklar, butona yanıt verilmediğini, bu nedenle kapılara ikinci kez bayılan ve hastaneye kaldırılan Ayverdi’den bilgi almak için vurduklarını belirterek, disiplin soruşturmasının düşmesini istedi.
Elleri ve ayakları kelepçeli
Rahatsızlanan Cihan Ayverdi de savunmasında şunları söyledi: “27 Eylül’de saat 20.30 sıralarında bayıldım. Beni hastaneye götürdüler, hastanede gözümü açtım, bana ne olduğunu hatırlamıyorum. Gözümü açtığımda ayağım ve ellerim kelepçelenmişti. Jandarmadan ayağımın açılmasını talep ettim. O sıra zaten kurum görevlisi olaya şahittir. Kurum görevlisi olmadan hastanede jandarma bana ‘sen teröristsin’ diyerek, hakarette bulundu. Muayene olmadan geri kuruma geldim. Kurumda 23.00’da tekrardan bayıldım. Beni tekrar hastaneye götürdüler. Ne yaşandığını bilmiyorum.”
Disiplin Kurulu ise kurum müdürleri, tutuklu ve hükümlü ifadeleri ile olay anında tutulan tutanakların ardından yaptığı değerlendirmede, “Her ne kadar kamera kayıtlarında kapıya gelen tutuklu ve hükümlülerin kapıya vurup vurmadıkları tespit edilmemiş olsa da olay anındaki hareketlilik ve olaya ilişkin alınan personel ifadelerinde bahsi geçen koğuşlardan seslerin geldiği ve koğuş kapılarına vurularak, sesler çıkarıldığı anlaşılmaktadır” ifadelerine yer verildi.
Üç ay ziyaretçi yasağı
Cezaevi Disiplin Kurulu, Erkut Açan, Ramazan Yılmaz, Hüseyin Karahan’ın kamera görüntülerinde kapılara gelmedikleri, Cihan Ayverdi’nin ise hastanede olduğu gerekçesiyle haklarında “Disiplin cezası verilmesine yer olmadığı”na karar verdi. Tutsaklar Ferhat Gültek, Mustafa Kutay, Kemal Polat, Mehmet Şirin Polat, Rıdvan Barut, Mehmet Ruhi Bakır, Nurettin Cengiz, Fırat Ertunç, Cibrahil Kurt ve Serhan Aksin’e, Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Kanunu’nun 43. maddesinin “Kurumda korku, kaygı ve panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak” şeklindeki d bendi gerekçe gösterilerek üç ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası verildi.
*****
Dört Kürt siyasetçi tutuklandı
Tekirdağ ve İstanbul'da gözaltına alınan DBP ve HDP'li 4 kişi hakkında tutuklama kararı verildi.
Tekirdağ merkezli 23 Ekim'de İstanbul ve Tekirdağ'da gerçekleştirilen ev baskınlarında gözaltına alınan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclis (PM) Üyesi Ali Gültepe, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Üyesi Cüneyt Yeşilyurt, HDP Ereğli İlçe Eşbaşkanı Rıdvan Ulaşman ve HDP Çerkezköy yöneticisi Niyazi Artun, Tekirdağ Adliyesi'ne sevk edildi. Gültepe, Yeşilyurt, Ulaşman ve Artun'un ifadesini almayan savcılık, tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etti. Bir itirafçının beyanlarıyla gözaltına alındığı öğrenilen dört kişiye mahkeme ifadesinde "HDK ile bağlantınız var mı? Toplantılarına katıldınız mı?" şeklinde sorular yöneltildiği öğrenildi.
Sulh Ceza Hâkimliği ifadelerin ardından dört kişi hakkında, “Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla tutuklama kararı verdi.
*****
Açık tanık, yazılanı imzalamış
Gazetecilerin yargılandığı davada açık tanık olarak dinlenen Hüseyin Durudeniz, gazetecileri tanımadığını belirterek, “Bir polis yazıyordu. Sonra dosya haline dönüştürülüp bana getirildi, öyle imzaladım” dedi.
Ankara’da 7 ay tutuklu kaldıktan sonra 16 Mayıs’ta tahliye edilen Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA muhabirleri Berivan Altan, Ceylan Şahinli, Deniz Nazlım, Emrullah Acar, Hakan Yalçın, Selman Gözelyuz ve Zemo Ağgöz, JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer ile bir süre MA Ankara bürosunda stajyer olarak çalışan Mehmet Günhan hakkında “Örgüte üye olmak” iddiasıyla açılan davanın üçüncü duruşması, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Bulunduğu Kandıra Cezaevi’nden duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile ilk defa duruşmaya katılan açık tanık Hüseyin Durudeniz, MA ve JINNEWS’in “örgüt” ile bir ilişkilerinin olup olmadığını bilmediğini söyledi. Yargılanan gazetecileri tanımadığını, örgüte katılanların “kod isimleri” olduğunu, bu nedenle gazetecileri gerçek isimleriyle tanıyamayacağını belirtti. Durudeniz, “Bu gazeteciler para karşılığında çalışıyor. Örgütte ise gönüllülük esastır” dedi.
Mahkeme başkanının, “İfadenizin altında imzanız var. Neden böyle bir çelişki ortaya çıktı?” sorusunu sorması üzerine Durudeniz, “Ben ifade verirken, bana fotoğraflar gösteriliyordu. O sırada Emniyet’ten bir kişi de yazıyordu. Benim o yazıyı görme ihtimalim yok. Daha sonra dosya haline dönüştürülüp bana getirildi, öyle imzaladım” yanıtını verdi.
Gazetecilerin dijital materyallerinin hükümle birlikte verilmesine dair karar kuran mahkeme, açık tanık Durudeniz’in gazetecilerle ilgili teşhis yapması için Ankara Emniyet Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar vererek, duruşmayı 18 Ocak 2024’te erteledi.