Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da yaşanan devlet içi çatışma sonrası ilan edilen OHAL ve çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) sonucu birçok meslek grubunda on binlerce insan açığa alınarak ihraç edildi. Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça da açığa alınmalara karşı Ankara’daki Yüksel Caddesi’nde bedenlerini açlığa yatırdı. Taleplerine cevap verilmeyen emekçilerin evleri basıldıktan iki gün sonra tutuklandılar. Tutuklamayla sonuçlanan 196 günlük eylem ve 76 günlük açlık grevi boyunca neler yaşandı?


Yüksel’de direniş başladı

Selçuk Üniversitesi’nde araştırma görevlisiyken açığa alınan Gülmen, 9 Kasım günü saat 12.30’da Ankara Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde yaptığı basın açıklamasıyla oturma eylemine başladığını duyurdu. Gülmen’in “İşimi geri istiyorum” sloganı da hafızalarda yer etmeye başladı. Gülmen, yapılan her türlü saldırıya rağmen eyleminden vazgeçmedi. 17 Kasım Acun Karadağ ve Nuriye Gülmen’in eylemlerini sürdürdüğü sırada, açığa alınan öğretmenler Semih Özakça ve Esra Özakça da “Biz kazanacağız!” sloganıyla oturma eylemine başlayacaklarını ilan etti ve destek çağrısında bulundu. İlerleyen günlerde Gülmen ve Özakça’ya bir destek de “Hayata Dönüş Operasyonu”nda kolunu kaybeden Veli Saçılık’tan geldi. Cezaevinde çıktıktan sonra kamuya giren ve KHK ile ihraç edilen Saçılık, Yüksel Caddesi direnişinin simgesi haline geldi.


İhraç edildiğini öğrendi

KHK ile açığa alınan Gülmen, direnişinin 60. gününde ihraç edildiğini öğrendi. Nuriye Gülmen, Semih Özakça, Veli Saçılık, Acun Karadağ ve Esra Özakça polis saldırılarında darp edilmelerine rağmen her sabah İnsan Hakları Anıtı önüne gelerek oturma eylemlerine devam etti. Gülmen ve Özakça, 2016 yılının son günü dihaber’e verdikleri röportajda, “Sonuç almazsak açlık grevine başlayacağız” dedi. Gözaltına alınmaları üzerine 11 Mart’ta başlatacaklarını duyurdukları açlık grevi eylemlerini gözaltına alındıkları gün başlatan Gülmen ve Özakça 5 gün gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldı.


Açlık grevine devam

Gözaltından başlattıkları açlık grevi eylemlerini serbest bırakıldıktan sonra Yüksel Caddesi’nde 24 saatlik nöbetle devam ettiren Gülmen ve Özakça, 17 Mart’ta Veli Saçılık ve Esra Özakça’nın da aralarında olduğu 7 kişiyle birlikte yeniden gözaltına alındı. Açlık grevinin ilk ayının dolmasının ardından emekçiler için duyarlılık çağrıları artsa da hükümet kanadından konuya ilişkin bir açıklama gelmedi.

Daha sonra Yüksel Caddesi, 22 Mayıs’ta yapılan sonrası sonrası polislerce kapatılana kadar binlerce insanın taleplerini dile getirdiği eylem alanı haline dönüştü.


Destek ve dayanışma yayıldı

Yüksel Caddesi’nde açlık grevi eyleminin 60. gününden itibaren Türkiye’nin birçok noktasında Gülmen ve Özakça için dayanışma grevleri başlatıldı. İnsan Hakları Anıtı önünde yoğun bir kitle ile basın açıklamaları, destek eylemleri düzenlenmeye başladı. 

Yüksel Caddesi’ndeki eyleme toplam 30 kez saldırıldı. Nuriye Gülmen bu saldırıların 28’inde gözaltına alındı, Özakça ise toplam 16 kez gözaltına alındı. Eylemcilere 24 kez “Kabahatler Kanununu ihlal etmekten” para cezası verildi. Bazı gözaltılar sırasında yapılan müdahalelerde kemikleri kırıldı, bacakları ödem topladı, vücutlarında şişlikler oluştu. Tüm zorluklara rağmen eylem alanı terk edilmeyerek büyüdü.

Her türlü baskı ve gözaltılara rağmen eylem alanını terk etmeyen ve toplumun duyarlı kesimlerini arkasında toplayan Gülmen ve Özakça, 22 Mayıs günü sabaha karşı evleri basılarak gözaltına alındı, 23 Mayıs günü tutuklandı. Gülmen ve Özakça, tutuldukları Sincan Cezaevi’nde açlık grevine 79. günde devam ediyor.


20 yıla kadar hapsi isteniyor

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça hakkında hazırlanan iddianame de mahkemeye gönderildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianame, iki eğitimci hakkında daha önce açılan kamu davasının bulunduğu Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesine birleştirme talebiyle iletildi. Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre söz konusu iddianamede, tam 78 gündür açlık grevinde olan Gülmen ve Özakça “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” ile suçlanıyor ve haklarında 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Ankara, Adana ve İstanbul'da sivil toplum, emek ve meslek örgütleri, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutuklanmasına “Siyasi bir karardır” sözleriyle tepki göstererek, derhal serbest bırakılmalarını istedi. 


Karanfil'de oturma eylemi 

Gülmen ve Özakça’nın durumuna ilişkin açıklama yapmak isteyen CHP’li vekiller, polis tarafından engellendi. Bunun üzerine CHP'li vekiller, Yüksel Caddesi'nin Karafil Sokak girişinde polis barikatı önünde oturma eylemine başladı.


Karanfil Sokak da kapatıldı

Yüksel Caddesi'nin polis tarafından abluka altına alınıp trafiğe kapatılmasının ardından CHP’li vekillerin oturma eylemi başlattığı Karanfil Sokak da kapatıldı. Polisin Yüksel Caddesi ile Karanfil Sokağı’nı kapatması üzerine esnaf, mağduriyetliklerini dile getirmek amacıyla yol ortasına masa kurdu. Esnafların protestosuna çevredeki yurttaşlar da masalarda oturarak destek verdi. 

Eylem sonrası açıklama yapan CHP’li vekillerden Veli Ağbaba, “Pazartesi günü canlı olmayan bir insan hakları heykeli gözaltına alındı. Bugün de gördüğünüz gibi sokak gözaltına alınmış. Açıklama yapmamıza izin vermediler. Sokağa giremiyoruz. Tüm caddeler girişlere kapatılmış. Esnaf perişan durumda” dedi.


Karanfil’de yine saldırı

Sincan Cezaevi'nde açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya dün destek eylemi yapan gruba polis saldırdı. KHK ile işinden atılan ve Yüksel direnişinin simge ismi haline gelen Veli Saçılık ve yine KHK ile ihraç edilen öğretmen Mehmet Dersulu, Karanfil Sokak'ta oturma eylemi yapmak istedi. "İşimizi geri istiyoruz" yazılı döviz taşıyan Saçılık ve Dersulu, kısa süre sonra polis saldırısına maruz kaldı.Polis Saçılık ve Dersulu'yu sürükleyerek gözaltına aldı. Polis, bu durumu protesto edenlere plastik mermi attı. 3 kişi gözaltına alındı. 


Soylu’dan soysuz inciler

Açlık grevinin 79. gününde cezaevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça'ya dair hükümet yetkililerinin yaptığı açıklamalar tepki topladı. Semih Özakça'nın eşi Esra Özakça, Twitter hesabından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşloğlu ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya cevap verdi: "Suç duyurusunda bulunacağız. Nuriye ve Semihin başına gelecek herşeyden bu açıklamaları yapanlar sorumlu olacaktır!Evet yediler! Ömürlerinden yediler! Bedenlerinden yediler! Hücre hücre eridiler!"

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın "DHKP-C’ye bağlı olduklarını” iddia ederek, "Yiyorlar, içiyorlar, ertesi sabah 9'da oradaki yerlerine gidiyorlar” açıklaması yapmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Soylu gibi aynı iddiada bulunarak, "Bu kişileri masum olarak göstermek doğru değildir” demişti.  


ANKARA