
Sıkıyönetim kuşatmaları ile birlikte tuvalini Kürdistan’a çeviren Beyhan, “Resimle insanların çığlıklarını, acılarını, isyanlarını topluma ulaştırabiliyorsun. İnsanların vicdanlarına dokunabilmek için çiziyorum” diyor.
İstanbul ve Kürt kentlerinde resimleri sergilenen Beyhan, çizimlerini daha çok sosyal medya hesapları üzerinden insanlara ulaştırmaya çalışıyor. Beyhan, şimdi ise tuvaline sıkıyönetim yasakları ile birlikte Kürt kentlerinde yaşanan çocuk ölümlerini, katliamları ve isyanı taşıyor. Halepçe katliamını bir elma içinde çocuğuna sarılmış bir anneyi resmederek anlatan Beyhan, özyönetim direnişini ise resminde Kürdistan haritası şeklindeki taşı omuzlarında kaldıran bir gençle yansıtıyor.
Politik çizim serüvenine Roboski katliamının ardından başlamaya karar verdiğini belirten Beyhan, “O zaman Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisiydim. Katliamdan sonra insanlar hayatlarına bir şey olmamış gibi devam ediyordu. O çelişki çok acı verdi. Ne yapabilirim dedim. Vicdanıma seslendim. O insanların resimle sesi olmak istedim. Bir gravür çalışmasıydı. Roboski’yi resmettim. Picasso’nun Guernica’sına benzetildi o zaman” şeklinde konuştu.
Sadece “acıyı” çizmek istemediğini Kürdistan doğasını ve çocukların gözlerindeki mutluluğu da çizmek istediğini söyleyen Beyhan, “Ama acılar hala taze” dedi. Şu an Kürt sorununun çözülmesi durumunda dahi yaşanan acıların travmasının atlatılmasının uzun süre alacağını belirten Beyhan, “Çizmek istediğim şey doğayı resmetmek ama. Kürdistan’daki bir çocuğun gözündeki mutluluğu resmetmek isterim ama bu şimdi biraz imkansız gözüküyor çünkü acılarımız çok taze ve karşımızda azılı bir devlet var” dedi.
ÇAÐDAŞ KAPLAN/DİHA