Belgesel sinema Kürtler açısından film üretiminde ayrıca ele alınması ve üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir alandır. Yaşayışlarının büyük bir zaman diliminde tarihleri hep, coğrafyasına egemen olmuş iktidar sahipleri tarafından yazılmış bir halk olmaları sebebiyle Kürtlerin belge yaratmaya ihtiyaçları vardır. Egemenlerin vahşi dişlerinin, pençelerinin arasından kurtarabildikleri, tarihi, kültürel, sosyal değerlerini belgeye geçirmek, bugün verdikleri siyasal, kültürel, fiziki mücadeleyi belgelemek varlığını koruyabilmenin olmazsa olmazlarından biridir. Aslında sadece Kürtler açısından değil, farklı etnik yahut egemen kimlik dışındaki etnik, dinsel, kültürel, cinsel kimliğe sahip gibi tüm ezilenler açısından belge yaratmak önemlidir. Bu anlamda belgesel sinema sinemasal, estetik bir var oluş yaratmanın yanı sıra belge yaratma, ezilenlerin hafızasını inşa etmede oldukça önemli bir işleve sahiptir.
Belgesel filmlerin büyük bir bölümü, gerek yapım aşamasında, gerekse gösterim aşamasında ekonomik anlamda endüstriyel sinema çarkına dahil olmadıkları için bağımsız bir duruş geliştirebilmekte, sansür çarkının baskısına karşı direnebilmekte ve söylemek istediği sözü söylemek özgürlüğüne sahip olabilmektedirler. Belgesel filmlerin çok büyük bir çoğunluğu çok küçük bütçelerle, eş dost yardımıyla, mütevazi bir ekipman ve küçük bir ekiple çekilmekte bu da onlara sinema endüstrisine karşı koymada çok büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bugün Türkiye’de baskıcı rejimin basın, akademi, siyaset, sivil toplum örgütleri muhalefeti gibi tüm muhalefet alanlarını neredeyse susturduğu veya kendi yandaşı kıldığı bir ortamda belgesel sinema filmleri önemli bir muhalefet odağı işlevini üstlenmiş bulunmaktadırlar. Gezi direnişinden, Hidro elektrik santrallerine karşı verilen mücadeleye, doğanın tahribatından, kentsel dönüşüm politikalarına, Kürtlerin, Ermenilerin, Alevilerin, kadınların, eşcinsellerin vb. pek çok etnik, dinsel, cinsel kimliğin verdiği hak mücadelelerine kadar iktidarı rahatsız eden konuların ele alındığı belgesel filmler yapılmaktadır. Bu belgesel filmler yoluyla iç ve dış kamuoyunda ciddi bir duyarlılık yaratma, toplumsal muhalefeti örgütleme imkanı ortaya çıkmaktadır.
Ancak ne yazık ki bu belgesel filmlerin sinema salonlarında kapitalist dağıtım ağı içerisinde kendine yer bulma şansı hemen hemen hiç yok gibidir. Yine televizyon kanalları, gerek iktidarla kurdukları çıkar ilişkileri nedeniyle gerekse de doğanın tahribatı, emeğin sömürüsü vb. pek çok ekonomik rant konusunda kendi dahilleri ve ortaklıkları olduğu için bu tür belgesel filmleri yayınlamamaktadırlar. Geriye belgesel filmler için gösterim olanağı sağlayan tek yer film festivalleri olmaktadır. Ancak, son yıllarda iktidar belgesel filmlerinin oluşturduğu muhalefet odağını yok etmek için film festivallerine baskı uygulamakta, çeşitli yol ve yöntemlerle muhalif duruşa ve konuya sahip filmlerin festivallerde yayınlanmasını engellemektedirler.
Belgesel filmlerin festivallerde gösterilebilmesi için eser işletme belgesi alma zorunluluğu, eser işletme belgesinin hem bir maliyeti olması hem de izni verecek kuruluşun devlet kuruluşu olması nedeniyle ciddi bir sansürün geliştiği görülmektedir. Eser işletme belgesi alamadığı için pek çok film festivallerde gösterim şansı bulamamaktadır. Bazı büyük festivaller ise başları ağrımasın diye, belgesel film bölümlerini tümden kaldırmaktadırlar.
Toplumsal muhalefeti örmede, toplumsal sorunları analiz etme, bu konulara dikkat çekme ve duyarlılık yaratma konusunda önemli bir işleve sahip belgesel filmlerin, kendini muhalif yayıncı olarak adlandıran televizyon kanallarında yayımlanması, bu televizyon kanalları tarafından bir yayın politikası olarak ele alınmalıdır. Hatta daha ileri bir işbirliği yapılarak belgesel sinemacılar ve bu TV kanalları olanaklarını birleştirerek ortak belgesel filmler üretmelidirler.