Dünyanın önemli finans kuruluşlarının başında gelen İsviçre'nin UBS bankası her yıl petrol gelirleriyle ilgili yayınladığı raporunda, Türkiye'nin Güney Kürdistan pertolünden yıllık 3 milyar Dolar gelir elde edeceğini belirterek, bunun bölge dengelerini etkileyebileceğini duyurdu. Raporun diğer bir bölümünde ise Irak Merkezi hükümeti ile petrol anlaşmazlığı içinde olan Kürdistan Bölge hükümetinin anlaşmazlığı pek yakında çözüleceği ve yıllık 9 milyar Dolar kazancı paylaşılacağı belirtiliyor. Rapordan da anlaşılacağı gibi taraflar yani Kürdistan hükümeti de Türkiye de yıllara yayılması durumunda bölge finans dengelerini değiştirecek büyük bir gelire kavuşacak.
Söz konusu petrol boru hattının Ceyhan üzerinden aktarılacağı düşünülürse Türkiye'nin Hatay sınırlarınındaki Suriye rejimini neden yıkmak istediği ve bu ülkede kendisiyle sorun yaşamayacak bir rejim çabası içinde olduğu da anlaşılır. Ayrıca Kürt petrollerinin Türkiye'ye getireceği bu yüksek kazanç, Türkiye'nin Irak Merkezi hükümetini neden karşısına aldığının da önemli bir gerekçesi. Daha da ileri gidersek Barzani yönetimi ile Türkiye'nin çıkarları büyük kazançlar üzerinde şekillendirmesini sürdürecek gibi gözüküyor. Bu ilişkinin petrol dışında diğer ticaret alanlarında da en üst düzeyde sürdüğü düşünülürse, tarafların bu nedenlerden dolayı birbirlerinin bölge politikalarına da yatacağı tahmin edilebilinir.
UBS'in petrol gelirlerinin bölge dengelerini etkileyeceği belirlemesi ışığında, Türkiye-Barzani ilişkilerinin boyut ve nedenleri daha bir anlam kazanıyor. Barzani'nin Türkiye Kürdistanı’nda parti kurması, Türkiye'nin çözüm sürecini oyalama stratejisini sürdürmesi, Rojava devrimine ortak karşıtlık bu işbirliğinin en belirgin göstergeleridir.
Güney Kürdistan'ın öngörüsüz çıkar stratejileri en başta da bütün Kürdistan parçalarındaki çözümsüzlükleri derinleştirmekte, halkın büyük acılar yaşamasına neden olmaktadır. Oysa Kürtlerin değil, aksine Türkiye'nin Kürtlere ihtiyacı bulunmaktadır. Çözüm süreciyle savaşa aktardığı bütçesini ekonomisine aktaran Türkiye, Güney Kürdistan'dan gelen ticaret gelirleri ve buna eklenecek olan petrol gelirleriyle dünya ekonomileriyle yarışacak düzeye gelmeye adaydır. Güney Kürdistan hükümeti salt kazanacağı dolarları değil de, stratejik olarak Kürtlerin Türkiye'nin siyasal ve ekonomik geleceğini yönlendirecek bir konumda olduğunu bilerek, tüm parçalarda Kürt sorununa sahip çıksa, Kürtlerin Ortadoğu'da yükselişi daha hızlı olacaktır. Elbette bunun için milyar dolarlardan vazgeçecek kadar Kürdistan'ın geleceğini düşünmek, Kürt halkının çektiği acıları hissedecek kadar yurtsever olmak gerekmektedir. Bu özellikleri olmayan bir yönetimden beklentileri yüksek tutmanın hiç bir anlamı olmamaktadır.
Yanı başındaki Rojava Devrimini engellemek isteyen KDP yönetiminin, bu çıkar ilişkilerini esas alarak pek yakında Rojava ile arasındaki sınırlara mayın döşemesi, Türkiye'de Kürtlerin öncüsü de binim demesi kimseyi şaşırtmamalıdır.
Ama evdeki hesap çarşıya uyarsa tabi...
UBS Türkiye Kürt petrolünden kazanacak
İsviçre Gündemi