İlkönce Tapu Kadastro Lisesinden üç arkadaşın geçmişini anlattı: Durmuş Yılmaz, Yakup İnce ve Abdullah Öcalan.
Tapu Kadastro Meslek Lisesi Ankara Demirtepe’de bulunuyormuş. Yatılı okul olduğu için okul ve yatakhane binaları içiçe imiş. Bu nedenle herkes birbirini yakından tanıyormuş. Bende D. Bekir Maarif Koleji’nde yatılı okuduğum için yatılı okullardaki arkadaşlık ilişkileri konusunda biraz bilgim vardır
Durmuş Yılmaz, TC’nin eski Merkez Bankası başkanı. Emekli olduktan sonra C. Başkanlığı danışmanlığı görevine getirildi. Türkiye’nin üst düzey bürokratlarının başında geliyordu. Senelerce TC’nin para politikasının bir numaralı patronluğunu yaptı.
Yakup İnce, Durmuş Yılmaz ile aynı dönemde okumuş. Kadastro Lisesini bitirdikten sonra İTÜ Elektrik Mühendisliği bölümünü bitirmiş. Afet İşleri Genel Müdürlüğü görevinde bulunduktan sonra uzun seneler Medine’de bir elektrik şirketinde yönetici olarak çalışmış. Şimdilerde Konya’da oturuyor. Oğlunu Durmuş Yılmaz’ın kızıyla evlendirmiş.
Sayın Öcalan ise bu kişilerden iki sınıf geride. Durmuş Yılmaz ve Yakup İnce son sınıfta iken o daha Kadastro Lisesinin birinci sınıf öğrencisi. Kadastro Lisesini bitirdikten sonra bir yıl D. Bekir’de tapu kadastro memurluğu yapıyor. Diyarbekir’in bir çok tapu senedin de imzası var. Kendi anlatımı ile ileride oluşturacağı örgüt için gerekli olan parayı temin etmek için rüşvet bile alıyor. Bir yıl sonra tayinini Bakırköy Tapu memurluğuna yaptırıyor. Ayrıca aynı yıl İstanbul Hukuk Fakültesi öğrencisidir. İstanbul DDKO’nun Beyazıt Tavşantaşı Sekmanbaşı Sokak 18 numaradaki dernek binasına gidip, geliyor. Burada yaptığı bir konuşmada “Kürdistan’ın Sömürge” olduğunu söylüyor.
Bir yıl sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesine yatay geçiş yapıyor. 7 Nisan 1971 günü Ankara Siyasal ve Hukuk Fakültelerinde öğrencileri Kızıldere katliamını protesto etmek için harekete geçiriyor. Yedi ay Mamak cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilince dönüp Mamak Askeri Cezaevinin binalarına bakıyor ve “beni bir daha buralara getiremiyeceksiniz. Bu binaları başınıza yıkacağım” diyor. Ancak uluslararası süper güçlerin komplosundan ve iç yetmezliklerden yakasını kurtaramıyor. On üç yıldır İmralı’da tecrit altında Kürt sorununa bir çıkış yolu arıyor.
Hürriyet gazetesi Öcalan’ın birlikte namaz kıldıkları iki arkadaşına ulaşıyor. Bunlardan Durmuş Yılmaz, Kadastro Lisesinden birlikte ibadet ettikleri arkadaşını ”Evet Dindar biriydi, beş vakit namaz kılardı. Mütevazi, çekingen biri idi. Sonraları Siyasal Bilgilere girmiş. Kendisinin PKK Tarihine Bakış makalesinden anlaşıldığına göre bu dindar insan Marksizme yönelmiş. İncelenmesi gerekir.
Yakup İnce ise ”A. Öcalan o zamanlar sakin, sessiz ince yapılı bir insandı. Birlikte namaz kılardık. Annesi oğlunu aramaya geldiğinde siyah çarçaf giymişti. Bir gün İnşaat Mühendisi Mustafa Yeşilyurt bizi evine çay içmeye davet etti. Öcalan’da gelmek istedi. Ben kendisine sen git okulunu oku dedim.
Şimdi pişmanlık duyuyorum. O gün onu nurcuların davetine götürseydim nurcular onu bir daha bırakmazlardı.
Sayın Öcalan eskiden Nurculuğa meyilli olduğunu, beş vakit namaz kıldığını yazmıştı. Bana da bizzat anlatmıştı. İslam konusunda derin bilgilere sahiptir. Bana söylediği ”Doğruları her zaman, her yerde söyleme” cümlesine yıllar sonra Bediüzaman Said’e Kurdi’nin Risaleleri’nden bölümleri okurken rastladım. Öcalan Nurculuk ve Said’i Kurdi konusunda da bilgi sahibi idi. Sosyalizmin Alfabesini okuduktan sonra sola evriliyor. Sadece kendisi değil, yakın arkadaşlarına da nasıl devrimci olduklarını sorduğumda hepsi aynı cevabı veriyorlardı: Sosyalizmin Alfabesini okuyarak.
Bülent Arınç’ın hem üç arkadaş, hem de Gülten Kışanak hakkında yaptığı empatileri okuyunca acaba Arınç’a yeni bir misyon mu yükletildi diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bekleyip göreceğiz.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* Mahabbad Kürt Cumhuriyeti, Sovyet ordularının İran’dan çekilmesi üzerine 17 Aralık 1947 tarihinde yıkıldı.
* Kürt halk müziğinin duayenlerinden M. Arif Cizrawi, 17 Aralık 1986’da aramızdan ayrıldı.
* Kürt halk müziğinin ölümsüz seslerinden Ayşe Şan yoksulluk içerisinde 18 Aralık 1996’da İzmir’de vefat etti. Kürt dünyası ancak ölümünden sonra ona sahip çıktı.
* Kürt aydını ve yazarı Mahmut Baksi, 19 Aralık 2000 tarihinde böbrek yetmezliğinden Stockholm’da vefat etti.
* 21 Aralık 1990’da Lice’de baskıları şikayet etmek üzere kaymakamlığa şikayete giden kitlenin üzerine ateş açıldı bir kadın, bir çocuk yaşamını yitirdi.
* 23 Aralık 1986 tarihinde PKK Elazığ grubu davası sonuçlandı. Sanıklardan altısı idam, 10 sanık müebbet ve diğer sanıklar ise çeşitli hapis cezalarına çarptırıldılar.