Kapasitesinin üzerinde koğuşlarda tutulan, askeri traş dayatılan, kantinden satın aldıkları malzemelere bile keyfi biçimde el konulan tutsaklar, yaşadıkları sorunlara karşı duyarlılık çağrısında bulundu.
Türkiye cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin her gün yeni bir ihlal haberi geliyor. Bolu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan Yılmaz Aslan, Silivri Cezaevi'nden Nazım Yiğit ve Mardin E Tipi Cezaevi'nden Mesut Gökhan'ın gönderdikleri mektuplar, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri, baskı, keyfi uygulama ve sorunları ortaya koyuyor.
Bolu T Tipi Kapalı Cezaevi'nden yazdığı mektubunda, 14 ay önce Urfa E Tipi Cezaevi'nden bir baskınla Bolu'ya sürgün edildiklerini aktaran Yılmaz Aslan, sevk edilmeleri sırasında askerlerin lincine ve Bolu'da çıplak aramaya maruz kaldıklarını belirtti. Bunu protesto ettiklerinde hücreye atıldıklarını ve 20 gün süresiz açlık grevinde kaldıklarını aktaran Aslan, buna dair keyfi disiplin cezaları aldıklarını kaydetti. Yine de sorunları görüşerek halletmeyi denediklerini, ancak Cezaevi 1. Müdürü'nün buna yanaşmadığını belirten Aslan, yaşanan sorunların daha da ağırlaştığını söyledi. Urfa'da cezaevi kapasitesinin dolması nedeniyle getirildiklerini ancak bulundukları yerin daha beter olduğunu aktaran Aslan, 10 kişilik koğuşlarda 17-18 kişinin kaldığını ve koğuşta 10 sandalye ve 10 kişilik masa olduğunu dile getirdi. 7 arkadaşlarının yerde yemek yemek zorunda kaldığına mektubunda yer veren Aslan, katı bir tecrit uygulandığını, diğer koğuşlarla spor, sohbet ve kütüphane etkinliklerinin uygulanmadığını, sakal traşı olmayanların koğuştan çıkarılmadığını vurguladı. Kimse berbere gitmeyince idarenin bu uygulamayı kaldırmak zorunda kaldığını bildiren Aslan, askeri traşın dayatıldığını ifade etti.
Her telefon görüşmesinde kendilerinden tekmil vermelerinin istendiğini de aktaran Aslan, bundan dolayı gardiyanlarla sürekli gerginlik yaşadıklarını kaydetti. Aslan, ayda bir revire çıkabildiklerini, geleneksel elbiselerinin toplatıldığını, kantinde satılmayan ama dışarıdan getirilen kırtasiye malzemeleri serbestken bunların toplatıldığını ve kargo ile gelen kırtasiye malzemelerine el konulduğunu belirtti.

Artık patlama noktasında


Aslan, kaleme aldığı mektubunda bu sorunların yanı sıra geçen hafta iki provakasyon girişimi ile karşı karşıya kaldıklarını da ekledi. Sağduyulu yaklaşımlarının olayların büyümesini engellendiğini belirten Aslan, "Her iki provokasyonda da gardiyanlar gerginlik çıkarmalarına rağmen, 'A Takımı'nı müdahaleye çağırmışlardır. Arkadaşlarımızın başına onlarca gardiyan toplanmış, güç gösterisi yapılmıştır. Bir arkadaşımız sakalı olduğu için telefon hakkı gasp edilmiştir. Çok büyük sorunlar yaşamaktayız. Artık sorunlar patlama noktasına gelmiştir. Hayat güvencemiz kalmamıştır. Kamuoyunun duyarlı olmasını bekliyor, özellikle BDP ve İHD'den buraya bir heyetin gelmesini talep ediyoruz" sözleriyle kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.

Yastığa bile el konuldu!


İstanbul Silivri Cezaevi'nden mektup yazan Nazım Yiğit de, yeni tayin olan 1. Müdür ile birlikte cezaevinde var olan baskıların ve keyfi uygulamaların daha fazla arttığını mektubunda dile getirdi. Değişiklik sonrası her gün sabah sayımlarıyla birlikte oda aramalarının da yapıldığını kaydeden Yiğit, en son geçen günlerde yapılan aramada test kitapçıklarına, ders notlarına ve yastığına dahi el konulduğunu dile getirdi. Tüm çabalarına rağmen bunları geri alamadıklarını belirten Yiğit, daha önce kantinde satılan radyoların da artık satılmadığını ifade ederek, bu keyfi uygulamaları kınadı.

Baba Mardin'de, kızı Siirt'te


Mesut Gökhan isimli tutuklu ise, Mardin E Tipi Cezaevi'nden gönderdiği mektupta çok sayıda örneği bulunan bir soruna dikkat çekti. Aynı cezaevinde bulunan arkadaşları Reşit Uyar'ın bir buçuk yıla yakındır Mardin Cezaevi'nde, kızı Fatma Uyar'ın da Siirt Cezaevi'nde tutuklu olduğunu belirten Gökhan, diğer aile üyelerinin içerisinde bulundukları maddi olanaksızlıklar nedeniyle iki cezaevine birden görüşe gitmekte zorlandığını aktardı. Gökhan, "Baba Reşit Uyar'ın ailesinin maddi sıkıntı ve mağduriyet yaşamamaları için bir kaç kere Siirt'te bulunan kızına yakın bir cezaevine gitmek için Adalet Bakanlığı'na başvurduğunu, fakat her seferinde doğruluk payı olmayan gerekçelerle bu başvuruların reddedildiğini" paylaştı. Bu örnek gibi birçok arkadaşlarının cezaevlerinde bu sıkıntıyı yaşadıklarını mektubunda aktaran Gökhan, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.


DİHA/AMED