Kapitalist modernitenin bu büyük insanlık değeri karşısında gösterdiği tavır kadınlar tarafından doğru incelenmeli ve üzerinde durulmalıdır. Yok edemediği ve hatta kabullenmek zorunda kaldığı değerleri içini boşaltarak anlamsızlaştırmaya çalışmak, kapitalist modernitenin temel yaklaşımlarından biridir. Bugün Kobanê direnişi tüm dünyanın haklılığının ve yarattığı anlamın kabullenilmesiyle birlikte sürmektedir. Çünkü kapitalist hegemonya DAİŞ eliyle Kürdistan özgürlük güçlerine, özelde de Kürdistanlı kadınların varlığını yaratma ve koruma, kadın olarak özgürleşme mücadelesine saldırmaya devam etmektedir. Tüm kayıplarına rağmen çirkin DAİŞ yapılanması her yönden takviye edilmektedir. Koalisyon uçakları belli noktaları vursa da önemli olan ana akımdır. Sistem DAİŞ’e kepçeyle verirken yine DAİŞ’ten kaşıkla almaktadır. Merkezi hegemonyanın bu tarzda desteklememesi durumunda ayakta kalması, YPG ve YPJ’nin direnişi karşısında durabilmesi mümkün olmayan bu yapılanma, kendini günlük takviyelerle yaşatmaktadır.
Türkiye tarafından, Suruç’taki devlet binalarından yapılan desteklerin ardından en son aynı yönden yapılan saldırılar basına yansımış. idari yetkililer de bu durumu doğrulamıştır. Bu durumda artık AKP’nin DAİŞ’e destek verdiğini söylemek AKP’nin çabalarına haksızlık olur. AKP kuzeyden Kobanê’ye saldırmaktadır. AKP, Rojava’yı Kobanê’de düşürmeye çalışarak ve DAİŞ’i ayakta tutarak Kürt düşmanlığını sürdürmektedir. Üstelik bir süredir durmuş olan görüşmelere rağmen aynı günde HDP heyetinin Önder Abdullah Öcalan ile görüşmesine de –hem de belirtilenden bir gün önce- izin verilmiştir. Bir gün nedir ki demeyin. Bir gün serhildan demektir. Bir gün AKP iktidarının sarsılmasına yetecek bir zaman dilimidir. Ki AKP bunu 6 Ekim’de gördü. Bu da AKP’nin kepçeyle alıp kaşıkla verme politikası olsa gerek. Kürt halkına imha saldırıları yaparken Önderlikle görüşmenin olması, toplumun ve uluslar arası kamuoyunun tepkisini azaltma, kendi suçluluğunu örtme girişimidir.
Kobanê’de üç aya yaklaşan direniş 300 Spartalı öyküsünü çoktan aşmıştır. Kobanê direnişi kendi sayısız öyküsünü yaratmış, türkülerini söyletmiş, sloganlarını yükseltmiştir. Bu öykünün içinde binlerce iç öyküler vardır. En önemlisi de direnen kadınların öyküsüdür. Çünkü egemenlerin yazmak istediği ve yazarak kendilerine mal etmek istedikleri esas öykü, kadınların öyküsüdür. YPJ’li güçlere dünya basınında oldukça yer verildi. İlk sebebi artık dünyanın gözlerini kapatamamasıdır. İkinci sebebi ise kapitalist modernitenin YPJ direnişini kendince sistemiçileştirerek değersizleştirmeye çalışmasıdır. Erkek egemenlikli sistemin ilk eylemi çalmaktır. Bugün de bu sistem, yaratılan bu değerleri çalarak kendine ait kılmaya çalışmaktadır. Nasıl ki İnanna’nın me’leri, yaratımları, yasaları kurnaz tanrı Enki tarafından çalındı, bugün de kapitalist sistem tarafından direniş değerleri çalınmak istenmektedir. YPJ’nin moda dergilerine konu olması, YPJ’li direnişçilerin giysilerinin sistemin ürünlerini sergileyen mankenlerce sunulması bu destansı direnişe bir hakarettir. Bu direniş sistemin köleleştirilen ve pazarına dönüştürülen kadın politikalarına alet olamayacak kadar kutsaldır.
YPJ kapitalist modernitenin bir malzemesi haline getirilemez. YPJ somutunda yaratılan kadın özgürlük ve direniş değerleri demokratik modernitenin temel kuruluş değerleridir ve sistemin modasına alet edilemeyecek kadar kutsaldır. Öz savunma kadını tanrıçalaştıracak bir yasadır. Hiçbir gücün bunu çalmasına izin vermemek, yaratılan bu değeri yaratmak için mücadeleyi yükseltmek tanrıça öncülüğünde özgürlüğünü yaratan toplumun temel özelliğidir. Başta kadınlar olmak üzere tüm kadınlar bu değerleri savunmalıdır. Direnişçi güçlerin modernitesinin sistemin modası haline getirilmesine izin verilmemelidir. Bunun yolu değerleri savunmak, o değerlerde toplanan anlamları yeni özgür yaşamın gerekçesi ve temeli haline getirmektir. Ki insanlık, tarihin yüzlerce Kobanêli diye anlatacağı destanlarını daha iyi görsün ve bilsin.