Emine Bulut’un öldürülmesinin ardından kadın katliamları, yargının tutumu, iktidarın politikaları, medyanın dili ve kadınların mücadelesi tekrar gündeme geldi. Kadınlar ne istiyor, yargı, medya ve hükümet ise ne yapıyor? Kadın aktivistleri değerlendirdi.
Kırıkkale’de Emine Bulut’un boşandığı Fedai Baran tarafından katledilmesinin ardından kadınlar, tüm kadınların “ölmek istemiyorum” çığlığını eylem alanlarına taşıdı. Emine’nin ölümünden sonra yargının eril tutumu, yürürlükte olan ancak uygulanmayan 6284 sayılı yasa, İstanbul Sözleşmesi, nafaka tartışmaları ve medyanın kadın katliamlarında kullandığı dil tekrar gündeme geldi.
Kadın katliamlarında yargının tutumu ve yasal güvenceler ne durumda? Medyanın dili ve söylemi kadın katliamlarına nasıl yansıyor ve kadınlar bu mücadelenin neresinde duruyor? Soruların cevabını avukat Arzu Kurt, gazeteci Burcu Yıldırım ve Ankara Kadın Platformu’ndan Esma Çağlak, Jinnews muhabiri Habibe Eren’e anlattı.
Kadın kurumları etkinleştirilmeli
Arzu Kurt: “6284 sayılı yasa, İstanbul Sözleşmesi’nin iç hukukta yerleşmesi ve uygulama kolaylığını sağlaması amacıyla hazırlandı. Şiddet mağduru kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunması ve şiddetin önlenmesi amacıyla etkin tedbirler somut olarak belirlendi. Bu kanun kadınların tüm ihtiyaçlarının karşılanmasında devlete net olarak sorumluluk yüklüyor, hukuki ve diğer yolları düzenliyor. Tam olarak uygulanması halinde yasal başkaca düzenlemeye ihtiyacımız yokken çoğu kadının içeriğini bilmemesi ve haklarına ulaşımına yönlendirilmemesi sebebiyle hukuki, ekonomik, psikolojik ve tıbbi her türlü yardımdan mahrum kaldığı bir durum söz konusudur. Bunun için kadınlara ve şiddet mağdurlarına gerekli bilgilendirme, haklara ulaşım eğitimi ve kanun içeriği konulu eğitimler yapılmalı hem de sorumlu kurum ve birimler aktif hale getirilmelidir.”
“Kadın cinayetlerinin yüzde 91’inin kadınların yakını ve tanıdığı erkekler tarafından işlendiği ve pek çoğunun da eşi veya eski eşi olduğu göz önünde tutulduğunda, şiddet faili erkek sadece kağıt üzerinde bir uzaklaştırma kararıyla engellenemez.”
Yasaların ruhuna uygun inşa süreci işlenmeli
“GREVIO, Ekim 2018’de Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nin gereklerini yerine getirmediğini, somut projeler uygulamadığını ve politika olarak gerisinde kaldığının rapor etti. Buna rağmen Türkiye hala gerekli önlemleri almamıştır. Yasal düzenlemeler bu anlamıyla tek başına yeterli değildir, ruhuna ve amacına uygun bir inşa süreci de işlenmelidir. Yargıçlar, savcılar, avukatlar, kolluk kuvvetleri, destek danışman personeli gibi her türlü hukuk uygulayıcısının öncelikle bilmesi, benimsemesi ve bu kaygıyı taşıması gerekir.”
Hukuk erkek lehine işliyor
Hukuki belirsizlik, kadınların aleyhine erkeklerinse lehine işliyor. Bir suçun toplumun aklı ve vicdanındaki ağırlığı, en net olarak onun ceza miktarıyla ilintiliyse, cezasızlık sorunu erkeğin gerek gördüğü durumda kadın cinayeti işlemesinin yeterince büyük bir suç olmadığı fikrini korumakta ve güçlendirmektedir.”
Medya sansasyonel olayları haber yapıyor
Burcu Yıldırım: “Medyanın dili kadın katliamlarındaki artış ile alakalı.”
“Emine’nin ölümünden birkaç saat sonra bir kadın yine eşi tarafından 20 yerinden bıçaklanarak katledildi. Bu şiddetten nasibini alan ve haberimiz olmayan daha kaç kadın öldürülüyor kim bilir. Bunun için geç de olsa bir önlem dahi alınmıyor. Emine’nin sesi ‘ölmek istemiyorum’ çığlıklarıyla duyuldu, yaygınlaştı ve her birimizin içine kadar işledi. Medya ise Emine’nin ‘Ölmek istemiyorum’ çığlıklarını üzüntüyle karşıladı ve sessizce yaşanan acıya ve ailenin kaybına odaklandı.
“Medya savaşın, şiddetin, iktidarın ve politikalarının değirmenine her gün su taşıyor. Emine Bulut’un katlini bile bir programda 5 erkek yan yana tartışıyor yani kadınlar ölümlerinde bile söz hakkı alamıyor. Kadınlara ise ölüm çığlıklarıyla ses çıkarmak kalıyor. Ölmeden önce yaşamayı seçen kadınların birlikteliği, mücadelesi ve dayanışması burada çok önemli, ki bu dil yakalanırsa kadınların coşkulu çığlıkları her yeri saracak ve sarsacaktır.”
Okları kadına çeviriyor
“Emine’nin çığlığından ve bunu çok izlenmek için kullanan medyanın tavrını eleştirdik ama o videoyu çeken kişinin gözaltına alındığı, neden alındığı çok konuşulmadı. Ne olursa olsun ‘aileyi dağıtmama’ meselesi kadınlara ve topluma her kanaldan empoze ediliyor. Suçlu aranacaksa hemen oklar kadına çevriliyor. Net söz söyleyen ve çözüm üreten kurumlar da bir bir kapatılıyor. Hatırlayalım Kadın Bakanlığı önce kapatıldı son iki dönem de yanına iki bakanlık sıkıştırıldı. Tepeden beslenen, üretilen ve tüketmesi kolay olan bu dil toplumu da kargaşaya itiyor. Nihayetinde bu şiddet de kadınları, çocukları, doğayı ve iktidarda egemen olmayan, ‘işe yaramayan’ herkesi öğütüyor.”
Erkeklik tepeden örgütlendiriliyor
Esma Çağlak: “Kadın katliamlarındaki ciddi artışta tek adam diktatörlüğünün yukarıdan aşağıya örgütlediği erkeklik etkili. AKP Genel Başkanı Erdoğan ve birçok AKP’li siyasetçi erkek şiddetini meşrulaştırıyor. Kadınları ikincilleştiren dil ve üslup kullanımı AKP’nin politikalarıyla birleşince, iktidardan alınan bir güçle erkekler kadınlara şiddet uygulamaktan, öldürmekten çekinmiyor. İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı kanun, nafaka hakkı son bir yılda AKP’liler tarafından çok yoğun bir şekilde saldırıya uğruyor. Kadınların kazanılmış hakları olan bu yasaların kaldırılması erkek şiddetinin önünü açacak bir yerde duruyor. Tüm bunlar karşısında kadınların militanlığı ve kararlılığı mücadelenin gelişmesini ve büyümesini sağlıyor. Önümüzdeki yıllar bu mücadelenin tek adam diktatörlüğünü yenmesine de şahit olunacaktır”
HABER MERKEZİ