“Sınırların ardına çekebilir miyiz

Sınırların ardına neden çekelim ki!

Sınırların ardında ateş yakmaz, su boğmaz mı

Sınırların ardında ölüm vakitli mi gelir?

Ya nasıl ayırırız yıldızları

Kim geçiş izni verecek rüzgâra

Bu tarifsiz ayrılığı,

Kuşlara kim, yağmura kim, çocuklara kim öğretecek?”

Sanatı, gerillanın özünde yaşayan bir kadın gerillanın dudaklarından toprağa dökülürken şahitlik etmiştim bu mısralara. Bu tarifsiz ayrılığı kim anlatacak diyordu. İsyan ediyordu, haykırıyor, toprağa sürüyordu yüzünü. Sınırların ardına çekilen o değildi. O, sınırları ortadan kaldırandı. Ölümün hangi vakit gelirse gelsin kapısını açık bırakan Kürdistan analarının doğumunu bile doğayla tanımladığı evlatlardan birinin tarifsiz bir gidişi çarptı yüzüme. Gün’den ışığa, ışıktan aydınlığa dönüşen bir gerillanın hikayesiydi. Karaçoban Erzurum’da gözlerini açıp 2015 yılında Kürdistan’ın yangın yeri olduğu süreçlerde yönünü dağlara verir. Ve özgürlük yürüyüşüne eşlik eder. Bu hikaye Ronî Pınar’ın hikayesiydi.

PKK’de özgür kadın keşfi

Burada ilk tanımlamalarından ve ilk güzellik keşfini kadınla açıklayan Ronî Pınar, şöyle dile dökmüştü yaşadığı tecrübeyi; “Kadını bir araç, bir nesne gibi gören bir sistemden gelmek kolay değildi. Yanlışlıklarla büyütüldüğümü PKK’ye gelince anladım. Kadınla yaşamak, kadını anlamaya çalışma çabası içerisinde olmak ya da kadını sistem de devlet eliyle ne kadar ezdiğinin farkına varma sende ilk şok etkisi oluyor. PKK’de şunu anladım ki asıl köle kadın değil, asıl köleleştirilen ve bir cinayet makinası gibi kullanılan erkektir. PKK’de özgür kadının ruhunu, duruşunu, savaşçılığını gördüm.” Bu tanımlamalar, bu kelimeler Ronî Pınar’da dile gelmişti. Soğuğun vatanından sıcağın vatanı olan gerillanın yuvası Botan’a, oradan renklerin kardeşliğini kendinde barındıran Haftanin’e, yol düşürür.

Bir derviş heybesidir Ronî Pınar’ın sırtında taşıdığı. Heybesine tüm tecrübelerini alır ve bir halkın yeniden doğumunun talimatını veren Özgürlük Önderliğinin talimatıyla bir halkın feryadı için yola çıkar. Yönünü, DAİŞ’in vahşetine sırtın dönen tüm güçlerin terk ettiği Şengal’e Laleş’e döner.

Haftanin’de renkli bir göz

Bir kuru ekmektir savaşçının gönlünü doyuran, bir taş yastıktır gözlerini dinlendiren, bir gülüştür yüreğini tok tutan. Yetmiş iki fermandan geçmiş gözlerin kutsal zaferi karşısında görevini yerine getirip Kürdistan cennetlerinden birine yüzünü döner ve tekrar Haftanin’e döner.

Enerji kendini dile getiremeyince, çıkış yolu bulamayınca vücudun ve ruhun yer yanına dağılır ve kendini birey şahsında evrene dağıtana kadar hareket halinde olur. Var olan bir enerjiyi kendinde dile getiremeyen Ronî Pınar’da hareketliliğine, canlılığına, ara ara sessizliğine ve doğaya olan tutkusuna dökmüştü enerjiyi.

Özgürlük Önderliği’nin yetiştirdiği dervişlerden biri olan Dersim’in Ölümsüz Komutanı Atakan Mahir; arkadaşlığın üçüncü bir kimlik olduğunu söylüyordu. Üçüncü kimliğin gereklerini yerine getiren Ronî Pınar renkliliğini, 2019 yılında Haftanin’e armağan etti. Ve sonsuzluğun hudutlarına değil, hudutların sonsuzluğunu yıkıp, ölümsüzler kervanına katıldı. Haftanin ile Erzurum’un tüm sınırlarını kaldırıp, rüzgara geçiş iznini sağladı.

HPG gerillası Ronî Pınar (Bülent Efeoğulları), Heftanîn’de 12 Eylül 2019’da işgalci Türk ordusuyla girdiği çatışmada şehit düştü.