Darbecilerin yenilmesinin demokrasinin geldiği anlamına gelmediğine işaret eden Yüksekdağ, Türkiye’de 4 tane darbe yaşandığını ama hiçbir zaman demokratik zemin oluşturulamadığını vurgulayarak, siyasi iktidarın nefret ve savaş siyasetinden; bir parti/polis devleti kurma hayalinden vazgeçmesi gerektiğini söyledi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. 15 Temmuz’daki darbe girişimini bir kez daha kınayan Yüksekdağ, “Bizler darbe ve antidemokratik rejimlerle yönetilmeyi hak etmiyoruz. Türkiye halkları, 15 Temmuz’dan bu yana çok zor günler yaşadı. Darbelere karşı yürüttüğümüz mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Darbelere karşı demokrasi için mücadele ederek ilerledik. Aynı yoldan ilerleyeceğiz” dedi.

Yüksekdağ, “Bu darbe zemini ile uzlaşmayacağız” diyerek, sözlerini “Bu darbe girişimi sadece sonuçları ile değerlendirilemez. Darbe ile güçlü ve köklü bir hesaplaşma içerisine girmek istiyorsak darbeyi yaratan koşullarla hesaplaşmalıyız. HDP olarak bu yapılmayanı yapma iradesini ortaya koyuyoruz” şeklinde sürdürdü. 


7 Haziran darbesi

Darbe girişimi koşullarının başka bir darbe ile oluşturulduğunu görmek gerektiğine vurgu yapan Yüksekdağ, şu değerlendirmede bulundu: “7 Haziran sonucuna karşı siyasi iktidar eliyle darbe gerçekleştirildi. ‘Eğer bizleri seçmezseniz kaosu seçtiniz demektir’ dediler. 8 Haziran’dan bugüne Türkiye’de sistematik bir biçimde kaosu örgütlediler. Meclis devre dışı bırakıldı; tek adam vesayeti altında işleyemez hale getirildi.” 

“Meclis’e 15 Temmuz’da bomba atıldı ama Meclis’in yapısını bertaraf eden başka bir bomba 2 Mart günü atıldı“ diyen Yüksekdağ, şunun altını çizdi: “Halkın seçilmiş temsilcilerine karşı geliştirilmiş her darbe başka bir darbeyi doğurur.” 


Barış masası dağıtılınca

“Türkiye’ye böyle olmak zorunda mıydı?” diye sorun Yüksekdağ, şunları söyledi: “Bu darbe mekanizmasının düğmesine basıldığı yer barış masasının dağıtılmasının tarihine denktir, paraleldir. Siyasi iktidar demokrasi iradesini hapsederken darbe mekanizmasını serbest bırakmıştır. Çözüm masası devrildikten sonra savaş ve çatışma siyasetine geçildi. Darbeci yapı tam da kurt puslu havayı sever hesabı kendisini örgütledi. Bir sivil siyasi darbe mekanizması içerisinde askeri darbe mekanizması kendisini büyüttü.” 


Kürtleri öldüren ‘kahramanlar’

Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Darağaçlarında sallandıracağız, dedikleri generaller/komutanlar Şırnak’ta Diyarbakır’daki sivil katliamlarının, savaş suçlarının sorumlusudur. Kürdü öldürdükleri zaman kahraman ilan ettikleri, o zaman madalya verdikleri generaller bugün vatan haini ilan edilmiş durumda. İdam sehpasına götürülmekle tehdit ediliyorlar. Sizi ilkeler yönetmediği için bir uçtan bir uca savrulursunuz.” 


Cizre’nin ahı kalmaz

Türkiye halklarının iki darbeci zihniyet arasında tercih yapmaya mecbur olmadığına vurgu yapan Yüksekdağ, “Katledilen o Kürt kadınlarının, yaşlılarının, çocukların, Cizre’de diri diri yakılan insanlığın ahı yerde kalmaz. Bu kadar insanlık suçlarının işlendiği bir ülke de zulümle abad olunmaz. Fırat’ın doğusunda yaşananlar yokmuş gibi davranılarak gerçek bir istikrar, gerçek bir yaşam dengesi kurulamaz. Eğer bir yerde gözyaşları, kan durmuyorsa, evler yıkılıyorsa, insanlar sokağa çıkamıyorsa, zulüm almış başını gitmişse başka bir yerde gerçek anlamda huzurdan, istikrardan söz etmek mümkün değildir” diye konuştu. 

Darbecilerin yenilmesinin demokrasinin geldiği anlamına gelmediğine işaret eden Yüksekdağ, “Türkiye’de 4 tane darbe yaşandı ama hiçbir zaman demokratik zemin oluşturulamadı. Demokrasinin zaferi hiçbir zaman sağlanmadı. Bunun için demokratik bir reforma girilmesi gerekiyor. Siyasi iktidarın nefret ve savaş dilinden, siyasetinden; bir parti polis devleti kurma hayalinden vazgeçmesi gerekiyor. Türkiye’de demokratik kurumların işletilmesi için ön açıcı programları önüne koyması gerekiyor” dedi. 


İkisine de karşıyız

Sivil dikta rejiminin de askeri darbenin yanında olmak gibi bir zorunluluğun olmadığını vurgulayan Yüksekdağ, üçüncü yolun mümkün olduğunu hatırlattı: “Bizlerin yolu politik özgürlüğün, adaletin ve eşitliğin yoludur. Bugün bu yoldan ayrılmayanlar Türkiye’nin geleceğini belirleyecek. Bir tarafta darbeci zihniyet diğer tarafta tek adam rejimini savunanlar. Bunların ikisi de kendi içinde kaosu şiddeti yaratır. Ama üçüncü yolda birleşenler Türkiye’nin geleceğidir. Bizler bu yoldayız ve doğru yoldayız. Ne cunta ne de sivil dikta, herkese demokrasi, gerçek demokrasi ve özgürlük. İşte üçüncü yolun temel sloganı, mantığı budur. Bu yol zorlu bir yoldur ama biz bu zorlu yollardan geçerek bugünlere geldik. Demokrasi ve özgürlük yolunda birleşenler darbeci ve diktacılara karşı bir mücadele yürütmek zorundadır.” 


 ANKARA





Demokratik cephe örülmeli


Artık Türkiye’nin eskisi gibi yönetilemeyeceğine dikkat çeken sol partiler, demokratik cephe önerisinde bulundu. 


ESP: Devlet içinde kriz

ESP Genel Başkan Yardımcısı Fadime Çelebi, darbe girişiminden dolayı yargılanan isimlerin AKP’nin bu sivil darbe sırasında Kürdistan’da yürüttüğü savaşta ortaklaştığı kesimler olduğunu söyledi. Son bir yıldır devlet içindeki güçler arasında ciddi bir kriz durumu yaşandığına dikkat çeken Çelebi, halkın kurtuluşu için birleşik mücadelenin büyütülmesini ve ortak cephenin örgütlenmesi gerektiğini söyledi.


DP: Demokrasi cephesi

Devrimci Parti Genel Başkanı Ufuk Göllü ise “Sistemleri çürüyor artık” diyerek, devrimci bir seçeneğin de olduğunu söyledi. Demokratik olmayan güçlerin demokrasiden söz edemeyeceğini belirten Göllü, “Demokrasi güçleri, daha güçlü bir cephe örgütlemeli, ortak bir mücadele içinde olmalı“ diye konuştu. 


EHP: Birleşik mücadele

Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Sibel Uzun ise darbe sürecine giden yolun Erdoğan ve AKP siyaseti ile adım adım örüldüğünün unutulmaması gerektiğini söyledi. Uzun, “Demokrasi için halklar mücadelesinden yana olmalıyız. İç savaş tehlikesine karşı birleşik mücadelede yerimizi almalıyız” dedi.


Yeşiller: Ders çıkarmalı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüsü Naci Sönmez de askeri ve sivil tüm darbe girişimlerini reddettiklerini belirterek, çözümün darbede değil demokrasi de olduğunu söyledi. Askere dokunulmazlık zırhı yasasının ve milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının bu darbe girişimine zemin hazırladığını ifade eden Sönmez, iktidarın bu yaşananlardan bir ders çıkarmasını, siyasi bir şova çevirmeden, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından değerlendirmesini ve toplumsal muhalefete karşı bugüne dek sürdürdüğü anti demokratik uygulamaları sonlandırması gerektiğini söyledi.