Cezaevindeki tutsaklar Kürt Halk Önderinin özgürlüğü için süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemi başlattılar. Kuşkusuz Kürt Halk Önderi söz konusu olduğunda bu açlık grevinin etkili sonuçlar doğuracağı muhakkak. Bu eylem cezaevi ile sınırlı kalmayacak, toplumu da harekete geçirecektir. Zindan direnişinin tarihte oynadığı en önemli rollerden birisi gerçekleşecektir.
Şu anda zindan direnişinin üçüncü büyük hamlesi yaşanmaktadır. Birincisi Amed zindanında sembolleşen 1980’li yılların zindan direnişidir. İkincisi Kürt Halk Önderinin 14 yıldır süren direnişidir. Üçüncüsü demokratik siyasetçilerin ağırlıkta içinde olduğu üçüncü zindan direnişidir. Üçüncü zindan direnişi de daha şimdiden önemli siyasal sonuçlar doğurmuştur.
Binlerce demokratik siyasetçi toplumun iradesi kırılmak için zindanlara atılmıştır. Kürt halkının iradesinin ve direnişinin kırılacağı, hatta BDP’nin bölüneceği düşünülmüştür. Ancak demokratik siyasetçiler bu baskılar karşısında tarihi ve onurlu bir duruş göstermişlerdir. Baskılar karşısında onurlu bir duruş gösterdikleri gibi anadilde savunma kararında ısrar ederek Kürt halkının varlık ve Özgürlük Mücadelesine büyük güç katmışlardır. AKP Hükümeti’nin teşhiri ve anadilde eğitim hakkının gündemleştirilmesi açısından büyük rol oynamaktadırlar. Sadece anadilde eğitim gündemleşmemiş AKP’nin teşhiri yanında Türk yargısının nasıl bir şovenist ve kültürel soykırımcı olduğu da iyi anlaşılmıştır. Sömürgeci soykırımcı sistem teşhir olurken Kürt halkının özgürlük mücadelesinin meşruiyetinin ne kadar güçlü olduğu bir daha ortaya konulmuştur.
Türk devletinin KCK operasyonuyla düşündüğünün tersi gerçekleşmiştir. Bugün Kürdistan’da toplumsal taban olarak BDP daha da güçlenmiş AKP ise hızla erimektedir. Bugün Kürt halkının öfkesi had safhadadır. Bırakalım AKP’den çözüm beklemeyi ancak AKP’nin geriletilerek çözümün gelişeceği inancı gelişmiştir. Bunda KCK tutuklularının yurtsever demokrat duruşu etkili olmuştur. Kürtçe savunma kararı ve buna karşı AKP güdümündeki mahkemelerin tavrı tüm Kürt halkında AKP’nin çözümsüz politikalarına karşı duruş geliştirmiştir. AKP Hükümeti seçmeli dersle tutsakların Kürtçe savunma kararını etkisizleştirip halkın anadil eğitim talebini boşa çıkarmak istemiştir. Ancak on yılların mücadelesi ve on bin civarındaki tutuklunun anadilde savunma kararı ulusal varlığı koruma bilincini o kadar geliştirmiştir ki, AKP Hükümetinin seçmeli ders oyununa öfkesi daha da artmıştır.
On bine yakın tutsağın AKP’nin irade kırma ve teslim alma politikalarına karşı direnişi 1980’li yıllardaki PKK’li tutsakların 12 Eylül rejimine karşı direnişi kadar değerlidir. AKP’nin saldırıları da 12 Eylül faşizminin saldırıları kadar stratejiktir. 12 Eylül, Kürtleri inkar ve imha sistemi altında bitirmeyi hedefliyordu. AKP de yürüttüğü saldırıları 12 Eylül anayasasının “liberal” versiyonu ile tamamlamak ve Kürtleri yeni koşullarda soykırım sistemi içine sokmak istemektedir. Kimi yöntemler değişse de hedef değişmemiştir. Cumhuriyetin 90 yıllık hedefi değiştirilmemiştir. Hala tek millet yaratılmak, yani Kürtler Türkleştirilmek istenmektedir.
İşte KCK davasından tutuklanan demokratik siyasetçiler, siyasi duruşları ve anadilde eğitim savunma kararlılığıyla AKP’nin bu uğursuz hesaplarına büyük darbe vurmuşlardır. AKP’nin yüzündeki maskeyi indirmişlerdir. AKP’nin nasıl bir Kürt düşmanı ve özgürlük düşmanı bir siyasi güç olduğunu ortaya koymuşlardır.
Üçüncü büyük zindan direnişi Kürt halkının ulusal varlığını ve özgürlüğünü kazanma hedefini yakınlaştırmaktadır. Bu kadar insanı zindanlara atmak o sistemin özgürlük karşıtı karakterini ortaya koyar. Bu da Özgürlük Mücadelesini yükseltmeyi zorunlu kılar. Nitekim Kürtler için Özgürlük Mücadelesini yükseltme ve özgürlüğünü kazanma kararlılığı her zamankinden daha fazladır. Gerillanın büyük direnişini ortaya çıkaran AKP politikalarına karşı duyulan büyük bir öfkedir. Öfke zindanda da, dağda da patlamıştır. Halk zaten öfke küpüdür. Bu öfkeler ve özgürlük tutkuluları AKP’yi kısa sürede süpürüp atacaktır. AKP de bölgenin tüm gerici diktatörleri gibi ömrünün sonuna gelmiştir.
Türkiye hala 20. yüzyıldaki devlet zihniyetiyle hareket etmektedir. Kesinlikle beyaz Türkçü faşizminin tüm zihniyeti devralınmıştır. Türkçü faşizm sadece yeşile boyanmıştır. İnkar ve asimilasyonu kaldırdık sözleri bir safsatadır. Kürt siyasetçilerine yaklaşım, KCK tutuklamaları, tüm bilinçli Kürtleri zindanlara atma politikası inkar ve asimilasyonun eskisinden daha sinsi ve çirkin bir biçimde sürdürüldüğünü kanıtlamaktadır.
AKP, haklarını arayan bilinçli Kürtlere düşmandır. Kürt kökenli kardeşlerim derken de esas olarak bilinçli ve haklarını aramayan Kürt’e sesleniyor. PKK’ye düşman bazı çevreleri iyi Kürt olarak görmek asimilasyon ve inkarda ısrar etmektir. BDP’nin yüksek oy aldığı Amed, Hakkari, Şırnak, Mardin, Wan, Batman ve Siirt’teki Kürtlere düşman gözüyle bakan, bunları Kürt görmeyen ve bunlar bizim Kürt kardeşlerimizi temsil etmez demek inkar ve asimilasyonun sürdüğünün kanıtıdır.
AKP’nin yüzünde sözde demokratlık maskesi vardı. Kürt sorununu çözme beklentisi yaratan bir imajı vardı. 14 Nisan 2009 KCK operasyonları bu makyajı düşürdü. AKP’nin demokrasiyi de, seçimleri de, seçim sonuçlarını da sindirmediğini, kabul etmediğini ortaya koydu. Bazı belediye başkanlarının seçilmesinin üzerinden 25 gün geçmeden zindana atıldı. Dünyanın başka bir yerinde seçilmişlere bu düzeyde saldıranları derhal faşist ilan ederler. Belki hala arkasında ABD’nin desteği olduğu ve psikolojik savaşla gerçekleri tersyüz etmede elindeki imkanları kullandığı için bu karakterini gizliyor. Ama bu karakterini uzun süre gizlemesi mümkün değildir. KCK tutsakları AKP’nin maskesini düşürmüştür. Kürt ve demokrasi düşmanı yüzünü açığa çıkarmışlardır. AKP ABD atına binerek yüzünü gizleme ve ömrünü uzatmaya çalışsa da bunu uzun süre sürdürmesi zordur. Kürt Halk Önderinin dediği gibi Kürt “teşi”si dönmektedir. Kürt “teşi”si köklü insanlık değerlerini ve kültürünü ifade etmektedir. Kürt “teşi”sinin dönmesine hiçbir gerici güç dayanmayacaktır. Kürt Halk Önderi’nin belirttiği gibi “Kürt Teşisi dönecek ve Ortadoğu’yu demokratik uygarlık çağına ulaştıracaktır”.
Nasıl ki Kenan Evren’in binlerce tutsağı ve zindanları 12 Eylül’ü bitirdiyse, Tayyip Erdoğan’ın binlerce tutsağı ve zindanları da AKP’yi bitirecektir. Zindandaki tutsaklar şimdiden yeni bir tarihi direnişe imza atmışlardır. “Kürt Halk Önderine Özgürlük” direnişi kesinlikle sonuç alacaktır. Siyasi sonuçları kesinlikle olacaktır. Bugün gerillanın bu düzeyde fedaice savaşmasının bir nedeni de Kürt Halk Önderini Özgürleştirme isteğidir. Çünkü bu gerillanın ruhunu da, örgütlenmesini de, gücünü de yaratan bu önderliktir. Kürt halkının toplumsal gücünü, örgütlülüğünü ve bilincini de yaratan bu önderliktir. Gerilla, Önder Apo’ya özgürlük, Kürdistan’a özgürlük isteği ve duygusuyla fedaice direniyor. Çünkü gerilla bir halkın önderliğine, hem de direnen önderliğine yaklaşımın o halkın özgürlüğüne yaklaşım olduğunu çok iyi bilmektedir. Bu diyalektiği bazı hain ve işbirlikçiler dışında tüm Kürdistan halkı da derinden hissetmektedir. Özgürlük Mücadelesi öncülüğü yapan ve 14 yıldır halkı için direnen önderliğe sahiplenmeden hangi kimliğe, varlığa ve özgürlüğe sahiplenilebilir?
Zindandaki tutsaklar, üçüncü büyük zindan direnişinin temsilcileri bu nedenle Kürt Halk Önderine özgürlük talebiyle açlık grevi eylemi başlatmışlardır. Bu eylemler zindanda da, dalga dalga Kürdistan’ın tüm köylerine, mahallelerine, sokaklarına yansıyacaktır. Birinci büyük zindan direnişçiliği nasıl ki bütün Kürdistan’a yayıldı ve yansıdıysa, üçüncü büyük zindan direnişi de yansıyacaktır. Bunu yakından göreceğiz.
Bugün Kürt halkının en önemli değerleri, kutsallık düzeyinde yüzünü döndüğü yerler dağlar ve zindanlardır. Buralardaki direniş tabii ki Kürt halkını etkileyecektir. Artık hiç kimse orta yolculuk yapamaz, halkın direnişinin önüne geçemez. Bu direnişi sahte umutlar yaratarak, oyalama yaparak barajlayamaz. Artık çözüm de, özgürlük de, direniş ve mücadeleyle gelecektir. Kürt halkının ulusal varlığını koruma ve özgürlüğünü kazanma kimsenin insafına ve inisiyatifine bırakılamayacak kadar değerlidir. Hele hele Türk devletinin ve AKP’nin insafına hiç bırakılamaz.
Kürt Özgürlük Hareketi her yolu denedi. Gelinen aşamada direnişten ve mücadeleden başka Kürt halkının ulusal varlığını koruma ve özgürlüğünü kazanma yolu kalmamıştır.
Kürt Halkının Önderi 14 aydır tehdit ve şantaj altındadır. AKP’nin çözümsüz politikalarını teşhir ettiği için bu tehdit ve şantaja maruz kalmıştır. Zaten Kürt Halk Önderi avukatlarla yaptığı bir görüşmede “savunmalarım okunduktan sonra bana karşı bu kadar öfkelendiler” değerlendirmesi yapmıştır. Zaten Erdoğan “biz olsaydık asardık” diyerek Kürt Halk Önderi ve PKK’ye daha 12 Haziran 2011 seçim öncesi savaş açmıştır.
Zindandaki tutsaklar açlık greviyle Kürt Halk Önderine karşı gösterilen düşmanlığa ve Önderlik şahsında tüm Kürt halkına karşı açılan savaşa karşı direniş bayrağını yükseltiyorlar. Zindan, dağdaki direnişi selamlıyor ve birlikte Kürt Halk Önderinin özgürlüğünü sağlama direnişini yükseltiyorlar. Zindanda başlatılan açlık grevi aynı zamanda bu direnişe herkesin katılması çağrısıdır. Önder Apo etrafında varlığını koruma ve özgürlüğünü kazanma direnişini yükseltme çağrısıdır.  Kürt halkının kutsallık düzeyinde yüzünü döndüğü dağ ve zindanda bir direniş ve bir çağrı varsa buna tabii ki cevap verilecektir. Zindan ve dağ, Kürt’ün özgürlük iradesinin yaşam tutkusunun en somut ifadesidir. Özgürlük ve özgür kimlikte ısrarın sembolleridir. Bugün Kürt halkı açısından zindandan ve dağdan kopuk bir yaşam düşünülebilir mi? bugün özgürlüğe sevdalı direnen bir halk varsa, bunun mayalandığı yer buralardır.
Özgürlük Mücadelesi, onurlu yaşam tutkusu, kimliğiyle yaşama özlemi buralarda tutuşmuştur. Demirci Kawa ve Çağdaş Kawa bugün dağlarda ve zindanlarda özgürlük ateşini yakmıştır. Artık buna her yerden koşarak Kürt toplumu içindeki ateşi tutuşturup Özgürlük Mücadelesine cevap verilmelidir. Bugün özgürlüğe yakın olmanın tarihsel anlarını yaşamaktayız. Dolayısıyla Kürt tarihinin özgürlük için ayağa kalkılması gereken günleridir. Tarihin Kürt’e yürü, kazanırsın dediği günlerdir.
Zindanlardaki açlık grevinin zindan duvarlarını aşarak toplumu harekete geçireceği açıktır. Artık bunun önünde AKP’nin polisi de, askeri de, iti de, MİT’i de duramayacaktır.