İngiltere Gündemi
Başbakan Cameron resmen açıkladı. İngiltere, 23 Haziran’da İngiltere’nin AB’de kalıp kalmamasına karar vereceği bir referanduma gidecek. Bakanlar kurulunun büyük bir çoğunluğunun AB’de kalma taraftarı olmasına rağmen referandum yine de gerçekleşecek. Çünkü Muhafazakar Parti içerisinde çok sıkı AB karşıtları var. Çünkü gün bir zamanların güneşi hiç batmayan imparatorluğu olarak bilinen İngiltere’nin gücünü ve erkini ispatlama günüdür.
Çünkü gün İngiltere’nin küçük gördüğü Avrupalı dostlarını hizaya çekme günüdür. Bu referandumla Cameron, arkasına Britanyalı halkını alarak Avrupa’nın üzerine yürümeyi planlıyor.
Cameron AB’den kalınmasını tercih eder bir tutum sergilerken zat-ı muhteremin bütün pratikleri ve konuşmaları ise tam aksi yönünde. AB ya reforma gidecek ya da AB’den çıkılacak diyor. AB’nin mevcut haliyle İngiltere’nin daha az güvenli ve daha da fakirleştiğinin altını çize çize her defasında dillendirmesine rağmen halkın kararına saygı duyacağını ve tarafsız duracağını söylüyor. AB’ye bir yanda yerden yere vururken bir yandan da İngiltere’nin AB’de kalması için canını dişine takacağını ifade ediyor. Bu açıklamaların neresi tarafsız durmak oluyor yahu?
Cameron’ın son iki yıldır AB’ye dayattığı reformların kabulü konusunda yeşil ışık yakılmasına rağmen bu referandumun neden gerçekleşeceği kafaları ayrıca karıştıran bir tutum. İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in Brüksel ile reform görüşmeleri için tam bir ‘show’ tabirini kullanması bu bakımdan gayet yerinde. Brüksel ile bu görüşmelerin tek amacı, Muhafazakar Parti içerisindeki anti-AB kişilerini biraz da olsa yatıştırabilmek. Cameron’ın 'bakın ben zorladım diye Avrupa nasıl da bazı haklardan feragat ediyor’ şeklinde siyasetçi gücünün ele güne ispatı biraz da.
Lafı açılmışken "reform" diye isimlendirdikleri şartlar da tamamen sağ fraksiyona hizmet ediyor. Güvenli istihdam, asgari ücretin altına çalışılmasının engellenmesi, göçmen çalışanlara işyerinde ayrımcılık gibi konuları es geçip tek dertleri, göçmenlerin sosyal yardımdan faydalanmamaları. İngiltere’de AB göçmenlerinin aldıkları çocuk yardımlarına gelecek kısıtlamalarla mı İngiltere ekonomisi şaha yükselir. Hepsi bir bahane.
AB’den çıkılması Cameron’un başbakanlığının bitmesi, AB’de kalınmasını destekleyen Ekonomi Bakanı George Osbourne’un parti liderliği hayallerinin suya düşmesi demek olacak. Bu yüzden de hem Cameron hem de Osbourne, "AB’de kalınsın" diye canla başla çalışacaklar.
Şimdi ne olacak?
Haziran’a kadar AB’den "çıkılsın" ya da "kalınsın" diyen gruplar sıkı bir kampanya sürdürecek. AB’den "çıkılsa mı kalınsa mı daha iyi olur" sorularıyla halkın kafası daha da karışacak. İki şıktan birini tercih eden vatandaşlar aslında niye böyle bir oy verdiğini hiçbir zaman bilemeyecek. Çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değil. Çünkü iç hesaplar uğruna halka sürekli yalanlar söyleniyor.