"Cennetteki Uğur'a mektup" diye başlayan mektubun tamamı şöyle: "Bugün 21 Kasım 2011 Uğur'um. Senin ölümünün üzerinden tam 7 yıl geçti. 7 yıldır katillerin dışarıda Uğur'um. Senden sonra da Mezopotamya'da çocuklar öldürüldü. Ceylan Önkol, Enver Ata, Rozerin Akarsu, Mizgin Özbek ve daha niceleri… Senden sonra da Mezopotamya'daki tüm çiçekler ve insanlık 21 Kasım'da yasa boğuluyordu. Yüzlerini Güneş'e ters çeviriyorlardı sana, babana ve öldürülen tüm çocuklar için yas tutuyorlardı. Hatırlıyor musun Uğurcan? Küçükken resimler çizerdik. Beyaz, saf ve temiz bir sayfanın ortasına bir dünya, etrafında da her tenden insanlar çizerdik. Tenlerimiz, gözlerimiz, giyim ve kuşamlarımız farklı olabilirdi ama akan gözyaşlarımızın rengi hepsi aynıydı. Hani derdik ya hepimiz kardeşiz! Evet, Uğurcan hepimiz kardeşiz. İnadına barış, inadına kardeşlik, inadına özgürlük sloganları dilimizden düşmeyecek. Uğur'um seni çok özledik. Gel artık. Gel de bu menfaatçi, çıkarcı dünyaya barışı, kardeşliği, dostluğu ve çocukluğu anlatalım. Gel de şu köleleştirilmiş sisteme özgürlüğü anlatalım. Hep söylerdin ya barış şiirlerini, kardeşlik türkülerini, gel de birlikte söyleyelim. Barış şiirlerini ve kardeşlik türkülerini…

'Çocuklar senin için taş atıyor'
Küçükken basit bir nedenden dolayı kavga ederdik, gel de birlikte kavga edelim Uğurcan… Ama bu sefer barış ve kardeşlik için el ele verelim düşmanlarla kavga edelim. Uğur'um o gün televizyonda gördüm birkaç takım elbiseli adam çıkmışlar, 'Çocuklar neden taş atıyor' diyorlardı. Biliyor musun neden taş atıyor bu çocuklar? Uğur'um, düşmanın barbarlığına, acımasızlığına ve zihniyetine taş atıyorlar senin, baban ve katledilen diğer arkadaşlarımız için atıyorlar 'O taşları.' 12 yaşındaki bedenine 13 kurşun sıkan zihniyete atıyorlar… Uğur'um bundan birkaç hafta önce, Türkiye Başbakan'ı Almanya'ya giderken Türkiye'de öldürülen çocukların isimlerini söylüyordu Almanlara, senin, Ceylan'ın, Enes'in, Mizgin'in isimlerini söylemedi. Devlet eliyle öldürülen çocukların isimlerini söylemedi, kendilerini gelişmiş bir ülke olarak göstermeye çalışıyorlardı. 12 yaşındaki bedene yaşından fazla kurşun sıkan zihniyetin giyim ve kuşamı, modernliği temsil ediyor. Hepimiz dünyanın çıkılmaz labirentlerine mahkum olmuş insanlar haline gelmişiz Uğurcan…

'Kurduğumuz hayalleri unutmadık'
Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş'a dava açtılar Uğur'um, senin heykelini yaptığı ve ölümsüzleştirdiği için. 'Suçluyu ve suçu övme' adına davayı açmışlar Uğur'um, burada suçlu sen oluyormuşsun Uğur'um. Bedenine 13 kurşun sıkan zihniyet haklı çıktı. Maskesiz tanrılar seni suçlu gösterdiler Uğur'um, ama üzülme kalkıp seni gül bahçelerinde nergizlerin, sosinlerin ve asminlerin arasında da suçlu bir kaktüs yapamazlar ya. İnan bana, Onlar da verdikleri bu kararın doğru olmadığını, senin suçsuz olduğunu biliyorlar, bütün dünyanın bunu bildiği gibi. Maskesiz tanrılar sana ve babana teröristlik damgasını vurdular. O maskesiz tanrı, hepimiz biliyoruz Uğurcan kimin suçlu olduğunu. İşte böyle bir sisteme karşıyız. Gerçek anlamda demokrasiyi vurgulamadıkları için 'Haksızlar' diyoruz. Öldürmenin kötü olduğunu söylediğimiz için eziliyoruz. İnsan mozaiğini bir arada nakış etmek istediğimiz için bize haksızlıklar yapılıyor. Merak etme Uğur'um, biz varız, yoldaşlarımız var seni unutmadık. Küçükken kurduğumuz hayalleri unutmadık ve bunları gerçekleştireceğiz.

'Renk cümbüşünü yaratacağız'

Renk cümbüşünü biz yaratacağız. Belki tarih isimlerimizi yazmaz ama yaşamın tüm alanlarında rengarenk motifler öreceğiz. Görsen bizi nasıl sevinirsin, barış ve kardeşlik için nasıl çalışıyoruz hele bir bilsen. Manevi değerlerimize, renklerimize, kültür ve sanatımıza kimse dil uzatamaz Uğur'um. Söylediğimiz şarkılar senin babam ve katledilen yaşıtlarımız içindir. Biz nasıl ki onlara karşı değiliz, onlar da bize karşı olmalılar Uğur'um. Biz nasıl ki onların diline, kültürüne sanatına saygılıysak onların da bize karışmaya hakkı yoktur Uğur'um. El ele verip arkadaşlarımızla senin izinde yürüyeceğiz. Halkların kardeşliğini öreceğiz. Onlar bilmiyorlar ki Uğurlar her vurulduğunda yeniden doğuyor. İnadına barış, inadına halkların kardeşliği diyeceğiz. Barbarlara ve acımasızlara karşı başımız hep dik olacak, sonunda ölüm olsa bile böyle olacak. Ölümden ötesi mi var? Değiştirilemez dedikleri yasaları yıkacağız. Sizleri kalbimizde yaşatarak mücadelemize devam ediyoruz. Seni çok özledim…"

DİHA/MARDİN