Chavez kazandı. Her ne kadar neredeyse bütün batı, son günlere kadar seçimlerin Caprillas ile çekişmeli geçeceğini iddia etse de Chavez yüzde 54.84 oranında oy aldı ve yüzde ondan biraz daha fazla fark atarak rahat kazandı. Yani ABD’nin umudu yine kansere kaldı. Zaferleri seviyoruz. Hele bizden uzakta ve hiçbir şey yapmadan oturduğumuz yerden kendimize yakın hissettiğimiz şeyler gerçekleşince varmayın insanın keyfine. Fakat bir yandan da oy oranı düştü diye de bir endişe sardı arkadaşları. Bu yüzden bugün bu yazıda biraz içinizi ferahlatmak istiyorum. Eleştirisiz yazım olsun bir tane de.
Öncelikle sayılar ve bu demokrasi üzerinden, dünyaya bakıyorsanız içinizi ferahlatayım. İlk olarak 1998’de seçimi kazanan Chavez yüzde 56.20 oranında oy almıştı. Daha sonra erken seçimde daha yüksekti bu oran. 2006 yılındaki başkanlık seçiminde yüzde 62.84 aldı. Bütün bu dönemlerdeki parlamenter seçimlerinde ve referandumlarda da daha yüksek oranda oy aldı. (Sadece 2007 referandumunu yüzde 49.29’a yüzde 50.47 kaybetti.) Bütün bu oranlara baktığınızda aldığı oyun düştüğü sanılmakta. Ancak Chavez’in aldığı oy, arttı. İlk defa bir seçimde 7.860.000 oy aldı. Yani en yüksek oranda seçildiği zamanlarda bile bu kadar oy almamıştı. Mesela 1998 seçiminde yüzde 56.20 oranında iken Chavez’in aldığı oy 3.673.000 idi. 2006 yılında ise 62.84 aldığında 7.309.000’di. Oranın düşmesinin temel nedeni, sadece seçmen sayısının çoğalması değil, esas nedeni muhalefetin ilk defa bu kadar üzerinde birleştiği bir aday çıkartmasıydı. Yine 2006 yılındaki son başkanlık seçimi ile karşılaştırırsak, o seçime katılma oranı sadece yüzde 54 iken, bu seçimde katılma oranı yüzde 81’lere vardı. Bu nedenle benim, buradan bir ay önceki tahminimden iki puan düşük görünüyor Chavez’in oyları. Ben katılımın en fazla yüzde 75’lerde olacağını düşünüyordum. Bu durum gösteriyor ki muhalefet ile ara kapanmakta görünse de, bu düzeyde bir katılımda, yüzde 10 fark çok önemli bir dilimdir.
Ayrıca önceki seçimlerde Chavist hareket, daha çok koalisyon görünümünde idi. Chavez etrafında birleşen partiler ile girilen seçimlerdi. 2007 yılında PSUV- Birleşik Sosyalist partinin kurulmasıyla birlikte aslında bu koalisyon daha fazla örgütlü duruma geldi. Bu birleşme ile önceki koalisyonun güçlü ortaklarından bir kısmı muhalefete geçti. Mesela önemli gruplardan olan PODEMOS, PPT bunlardandı. Bu yüzden bu seçim sonuçları onların muhalefette olmalarına rağmen alınan bir sonuç olduğundan Chavistler için öncekinden daha da başarılıdır.
Bu kadar sayı ve bu demokrasi(!) bakışı ile içinizi ferahlatmak yetmiyorsa, başka seçim sonuçları da verebilirim. 2008 bölgesel seçimlerinde Chavistler 23 eyaletin 18’ini, muhalefet de 5’ini kazanmıştı. Bu seçimlerde ise resmi sonuçlara göre muhalefet sadece ikisini, Merida ve Tachira da kazandı. (Miranda da Chavez sadece 43 oyla farkla kazandı görünüyor.) Yani bölgesel anlamda da Chavez bu seçimlerde önemli bir başarı elde etti.
Aslında muhalefetin üzerinde bile çok önemli bir başarısı vardır göz ardı edilen. Ülkede yüzde 44 oy alan muhalefetin programına bakarsanız, bir sosyal demokrat ve hatta ‘sosyalist’ bir programdır. Chavez’e karşı en sağın bile umutsuzca desteklediği bu programda ki bu durum bile Chavez başarısıdır. Chavez’in seçimi kazandıktan sonraki yaptığı balkon konuşmasında dediği “Neoliberalizme asla geri dönmeyeceğiz. Sosyalizm yolunda yürüyeceğiz.” Sözleri en azından program bazında bütün ülkede, yüzde 80’lere varan bir şekilde kabul görüyordu. Her tarafımızın sağ olduğu, laf da bile neoliberalizme laf söylemeyen, ana muhalefet partisinin olduğu, bir ülkede yaşayınca bu durum daha da çarpıcı geliyor insana.
Bir başka olumlu yan, bu seçimin Latin Amerika’daki etkisidir ki bana göre en önemli tarafı budur. Bu sonuçlarla Latin Amerika’da popülist sosyal programlar devam edecek. Çünkü Chavez’in seçimi kaybedecek olması ya da çok az farkla kazanabilmesi, El Salvador’u, Nikaragua’yı, Ekvador’u ve belki de Bolivya’yı doğrudan etkileyecekti. Hatta Uruguay, Arjantin ve Brezilya’da politik çizgiyi, daha sağa taşıyacaktı. Burada her zamanki çelişkim beni huzursuz ediyor. Acaba bu sosyal politikalar gerçek bir direnişi reformist bir çizgiye mi hapsediyor diye. Bu yazıdaki zafer tadını kaybetmeyelim diye bu konuya pek girmeden geçiyorum. Ancak daha önce birkaç yazımda da söz ettiğim gibi her şeyi bir yana bırakın Chavez ve Latin Amerika sosyal hareketlerinin dünya için yaptığı en önemli şey, kuşkusuz neoliberal saç ayağı ALCA’yı çökertmesi ve alternatif bir alan yaratmasıdır. Bugün yaşadığımız egemenlerin, kapitalizmin krizini erkene taşıyan bu direniş, Neoliberalizmi daha erken mezarlık yoluna sokmuştur.
Venezüela bir toplumsal laboratuar durumunda. Baştan beri devam eden ikili iktidar da biraz daha avantaj kazanıldı. Venezüela’daki arkadaşlara Chavez’i eleştirdiğimizde çoğu zaman son söz olarak, şaka yollu, ‘Bizde Chavez var, ya sizde?’ diye sorarlar. Eh zaten bence iyi devlet kötü devlet yoktur. Kötü devlet, daha kötü devlet ve çok kötü devlet vardır. Yine de zafer tadı bulaşsın damağımıza… Viva Chavez…
Uh ah Chavez