Çok değerli bir devrimci yoldaşı Ulaş Bayraktaroğlu’nu yitirdik. O’nun şahsında, Rojava Devrimi’ne koşarken ve savaşırken şehit düşen bütün yoldaşları, Suruç’ta, Rojava’da yitirdiğimiz yoldaşları saygıyla anıyorum. 

Ulaş, adını taşıdığı Ulaş Bardakçı gibi, düşüncesiyle pratiği sımsıkı olan bir devrimciydi. Ne söylediyse yapmak, yapanların en önünde yer alarak başarısı için mücadele etmek için söyledi. 

Hatta, sosyalist hareketteki kararsızlığa ve başarısızlıklara tepkiyle, söylediklerinden daha fazlasını ve acele ederek yapmak istedi. 

Ulaş, komünist hareketin birliğinin içten ve kararlı savunucusu oldu. Bunu hem komünist hareketin başarı eksikliğini gidermek hem de devrimin daha hızlı hazırlanması için istedi ve savundu. 

Bunu savunur ve isterken, komünist hareketin bileşenleri olarak varsaydığı partiler-örgütler arasındaki görüş ayrılıklarının bugün için büyük önem taşımadığına inanıyordu. İllegal-legal ayrımının da o gün tayin edici olmadığını düşünüyordu. Daha önemli olanın devrimci yöntemlerle ve devrimi amaçlayan tarzda mücadele etmekti. Değişiklik hedeflendiğinde illegal biçimlere geçilirdi diye hesaplıyordu. Bunu kendi pratiğiyle doğruladı da. DKP’yi örgütleme ve Kürdistan Devrimi’nin özgür alanlarına geçişi kısa sürede gerçekleştirdi. 

DKP, bu görüşler ve istekler doğrultusundaki devrimci çabanın, devrimci kopuşlar ve yapıcılıkların ürünü oldu. 

Ulaş, söz ve eyleminin birliğini kitle eylemlerinde de, devrimci savaşta da içtenliği ve mücadeleciliğiyle gösterdi. Unutmam mümkün değil, 17 yaşındaki eylemini gülerek anlatmıştı. Bunu komünistlerin ve devrimci hareketin birliğini ne pahasına olursa yapmada, engel tanımak istemediğini vurgulamak için gülerek anlatmıştı. 

Gezi ayaklanmasında kararlılığı ve eylemciliği çokça biliniyor. TOMA’nın benzin deposunu yakarak etkisizleştirme fotoğrafı O’nu anlatmada söze gerek göstermeyen gerçeğiydi. 

Çok geniş kitle tarafından öyküsü belki az biliniyor olabilir,  Ulaş, Gezi ayaklamasının ilk gününden sonuna en ön safta mücadele etti. Partisini ön safta mücadele konumuna seferber etti. Bununla yetinmedi. Taksim Dayanışma’nın yanı sıra ve fiilen mücadelenin odağı olması amacıyla devrimci ve antifaşist parti ve örgütlerin koordinasyonunu kurmak için çok çaba sarfetti. Kitlenin tanıdığı Taksim Dayanışma içinde devrimciler yeraldığı için bu çabasının yeni bir odak kurmasıyla sonuçlanması biraz riskliydi, bu nedenle hemen sonuçlanmadı da. Fakat Ulaş yoldaş daha devrimci bir önderliğin gerekliliğine, Gezi ayaklanmasını sürdürmenin öncüsü olması gerektiğine inanıyordu, bu amaçla ısrar ediyordu. 

NATO’yu protesto eylemlerinde, partisinin militanlık ve kararlılığını sürükleyenler içinde yeraldığı belirtiliyor. O eylemlerde partisinin militanlığı ve kararlılığı hepimizin sempatisini ve takdirini toplamıştı. Bunda Ulaş yoldaşın öncü rol oynadığı şimdi yazılanlardan anlaşılıyor. 

Rojava Devrimi’nde savaşçılığı da Ulaş’ı tarif ediyor. “Kendim gitmediğim yere yoldaşlarımı göndermem” Ulaş’ın sözüymüş, gerçekten tarzı da. Demircioğlu da “canfedada en önde olmalıyım” demişti. Ulaş, Rojava Devrimi’nde devam eden savaşta önsaflarda ve yoldaşlarıyla birlikte savaşırken şehit düştü. Söze gerek bırakmayan sadelikte bir fedakarlık. Belki de Türkiye tarafında henüz çok yoğun devrimci savaş imkanı bulamadan aramızdan ayrıldı ama Rojava Devrimi’ni savunmada savaşçılığını yaşadı ve örnek oldu. 

Kürdistan’ın özgür alanlarından yazılarını, faşizm ve antifaşist mücadele üzerine değerlendirmelerini en son okumuştum. Bunları geldiği geleneğin faşizm analizindeki mükemmeliyetçiliğin aksine Erdoğan faşizmine karşı mücadele ihtiyacının gerektirdiği analiz ve yolu aydınlatma emeği/ürünü olarak düşünmüş, yararlı görmüştüm ki, fazla zaman geçmeden şehit düştüğü haberini aldık. 

Güle güle Ulaş yoldaş, anıların ve mücadelenle daima aramızda olacaksın. Uğruna can verdiğin ortak amacımızın gerçekleşmesi için mücadelede esin kaynağımız olmaya devam edeceksin.