Bahar gökkuşağı renginde başlar ve dağlar bahara minnetle örtünür. Doruklarından vadiye uzanır ve dümdüz ovaya kadar dağın etekleri renk cümbüşüne bürünür. Tıpkı gelinlik giymiş bir gelin gibidir artık. Önce kardelenler filizlenir. Kardelenler soğuk kış havasına inat, baharı müjdeler. Baharın renkleri çoğaldıkça, renk deryasına döner ülkem. Barışı, huzuru ve sevgiyi simgeler her biri. Sarı, kırmızı, beyaz ve birçok rengiyle. Baktıkça kamaşır gözler. Mest olur, kendinden geçer insan. Ovaları ve yaylalarıyla Adem ile Havva’nın cennet bahçesini andırır ülkem. Tanrıça yurdu uygarlığın beşiği olur bereketli toprakların. Farklılıkların sesi ve zenginliği olur ülkem.
Yeşile çalar baharda ağaçlar. Kadife tenlidir yapraklar ve gülümser çiçek açmış meyve tomurcukları. Elmalar, armutlar, erikler, üzüm bağları, narlar ve daha niceleri süsler bahçeleri. Tıpkı Rabbin vaat ettiği kutsal toprakları andırır. Ormanları, dağları suyu ve tüm güzelleri, ters lalesi, yaban gülü, şilanı, sümbülü, kara gülü ve daha sayamadığımız bin bir çeşit çiçeğiyle çeyizlik örtü gibi nakşeder ve fistan gibi giydirir ülkemin dağlarını.
Farklılıkların anası doğanın bir ahengi vardır. Birçok canlının meskenidir yurdum. Bülbüllere, serçelere, ceylanlara, karıncalara ve özellikle de direnenlere ana kucağı olur dağlar. Onları besler, korur ve saklar zalimin gazabından. Gerçi onlar da doğanın bir parçası, onun tamamlayıcısıdırlar. Her biri, pek çok şeye tanık olur. Kuşların gökyüzünden melodileşir sesleri. Sincaplar sevinç içinde atlar daldan dala.
Her canlı kendini doğanın şefkatli kollarına bırakır. Rüzgar dağdan bir elçi gibi iner ovaya. Şahididir dağ yaşamının. Yokuş aşağı eser ve yamaçlarda alçalır, oradan vadilere iner ve son olarak ovaya açılır. Serinletir, canlandırır dört bir yanı temiz havasıyla ve güzel kokusuyla. Huzur katar insan yaşamına. İnsanın ömrüne ömür katar temiz hava. Genç beyinlere ilham olur.
Devrimcilerin yurdu, mekanı ve direniş kalesidir dağlar. Onların en iyi dostu, müttefiği dağlardır. Onlar dağı, dağ da onları korur zalimin zulmünden. Dört parçaya bölünmüş, yaralı ülkemin düşmanı çoktur. Çünkü ona sahip olmak isterler yüzyıllardır. Nitekim çok büyük bedeller ödedik, bizim olanı başkalarına vermemek için.
Aşkın, direnişin, fedailerin, kahramanların ve özlemin tanığı ülkemiz bir dile gelse, kim bilir neler anlatacak! Ancak bizler tarihimizi direne direne yazacağız ve yeni nesillere özgür bir ülke bırakacağız...
Mardin E Tipi Cezaevi