Dinlemelerin MİT yasasıyla birlikte meşrulaştırıldığı da, hükümetin herkesi dinleyecek olması ve siyasi sorumluluğun hükümette olacağı da açık. Adalet, hak, hukuk rafa kaldırılıyor. Bütün bunlar olurken, devletin ve hükümetin suçluları koruma konusunda çok mahir olduğu görülüyor. Suçlular soruşturmaya bile gerek kalmadan birer, birer serbest bırakılıyor.
Öte yandan, baklava çaldı diye 12 yıl yatan çocuklar var bu ülkede. Elinde bir bidon mazotla yakalananlar katlediliyor. Ya da öldürülüp yanına silah bırakılanlar, unutuldu mu? Taş attı diye hapishanelere doldurulan, oralarda tacize, tecavüze maruz kalan çocukların varlığı hiçbir yöneticinin vicdanlarını rahatsız etmiyor.
Herkes dinleniliyor. Hükümet karşıtı söylemler, en temel hak olan gösteri yürüyüşleri yasaklanıyor, zor kullanılarak bastırılıyor. Zor kullanan polisler kahraman ilan ediliyor. İnsanlar sudan bahanelerle tutuklanıyor. Bu da hükümetin her geçen gün otoriteleştiğini gösteriyor. Erdoğan gizlemeye bile gerek duymadan aşikar bir biçimde diktatörlüğünü ilan ediyor.
Elbette bu haramiler saltanatında birkaç bin dolar çaldı diye yandaşlar, oğullar, kardeşler içerde tutulacak değillerdi ya, elbette serbest kalacaklardı öyle de oldu.
Ülkede bir tezgahın döndüğünü görüyoruz. HDP, BDP seçim büroları saldırıya uğruyor. Urla’da ve değişik yerlerde bir merkezden düğmeye basılmışcasına, Kürtlere toplu saldırılar oluyor. Milletvekilleri, özellikle İzmir milletvekilleri toplu olarak susuyorlar. Hayvan hakları için ayağa kalkanlar, söz konusu Kürtler olunca susuyorlar. Barolar ve diğer kurumlar, Üniversiteler ayağa kalkması gerekirken susuyor.
Bakanların çocukları kurtarılsın diye yasalar çıkarıldı. Savcılar değiştirildi, 'destan yazan polisler' sürgüne tabi tutuldu. Bakan çocuklarının bırakılması için. ...Polis devletinin elindeyiz tamam da vicdanlara ne oldu niye saldırılar karşısında vicdanlar susuyor? Ülke vicdanının durduğu yerdeyiz şimdi…
Ülkenin vicdanının durduğu yer
Neyin gerçek neyin yalan olduğunu düşünmekten yoruldu halk. Biri çıkıyor hırsız var diye bağırıyor, öbürü hayır iftira diyor. Yalan mı gerçek mi olduğu konusunda kafa karıştırılsa da hırsızlığın, yolsuzluğun suçüstü yapıldığı açık. Bakanlar kurulunun üçte birinin rehin alındığı, 17 Aralık'tan bu yana devletin bütün kurumlarının, TBMM dahil seferber olduğu, Hitler gibi gece yarısı tayin terfi ve kanunlar çıkarıldığı gerçek. Hırsızları, hırsızlığı tespit eden savcıya, gece yarısı; "operasyonları durduracaksın durdurmazsan bedelini ödersin” denildiği ve görevden alındığı da açık