Kültür gerçekliği bağlamında hakikat karşılığı olmayan ulus-devleti aşan modeller ilkesel önemdedir. Zihniyet ve yapılanma olarak ulus-devlet ne kadar aşılırsa kültürel bütünlük temelinde çözüm modelleri o denli etkinlik kazanır. Gerçekte olduğu gibi hakikatte de vurgu; bölge kültürüne karşıtlık temelinde dayatılan modernitenin yabancılaştırıcı, tekelci etkilerine karşı yapılmalıdır. O halde üçüncü ilke hakikat olarak ifade tarzının, söyleminin ulus-devletin hakikat dışı sembolizmini hedefleme ve aşma temelinde geliştirilmesidir. Kapitalist modernitenin her üç ayağı üzerinde geliştirdiği tekelciliğe karşı demokratik modernitenin üç temel unsuru üzerinden bütünleyicilik, entegrasyon esas olmalıdır. Bölge kültürüne uygarlık tarihi boyunca ve en çokta modernitenin son 200 yılında dayatılan yabancılaşma, parçalanma ve dağılmalar ancak bütüncül yapılanmalar ve hakikat söylemleriyle aşılabilir.
Ortadoğu kültürüne ilişkin değerlendirme ve çözümlemeleri demokratik siyasi program önerisiyle sonuçlandırmaya çalışalım.
Kültürel bütünlüğün çatı örgütü Ortadoğu Demokratik Uluslar Konfederasyonu olarak inşa edilmelidir. Demokratik ulusların inşası mevcut ulus-devlet sınırlarına dayandırılamaz. Daha da önemlisi demokratik ulusların çizilmiş sınırları olamaz. Yoğunlaşmış ulusal bölgeler, yereller, kent ve köyler olabilir. Ama çok uluslu karışık yereller, bölgeler ve kentler de olabilir. Daha normali olan da budur. Tarih hep iç içe yaşayan kabile ve kavimlerle; din ve mezheplerle dolu sayısız bölge ve kentlere tanıklık etmiştir. Tarihte ünlü yetmiş iki milletli Babil’den boşuna bahsedilmemiştir. Ulusların ortak vatanı da olabilir. Tarih bu gerçekliğin örnekleriyle de doludur. Ayrıca saf toplum, saf ulus anlayışları asla bilimsel değildir. Şüphesiz aynı tek dili konuşan uluslar olabileceği gibi çok dilli olanları da olabilir. Çok sembollü uluslara dair örnekler de az değildir. Tarihte örneği olmayan model ulus-devlet tekelciliğidir, homojenliğidir. Gayri insani ve vahşi karakterini, nedenleriyle birlikte çözümledik. Dolayısıyla ucu açık ve esnek ulus kimliklere dayalı demokratik uluslar konfederasyonu tarihi ve toplumsal gerçekliklere uygun olmakla kalmaz, ideal ifadesidir de. Konfederasyonu bir devletler birliği olarak değil, demokratik komünler birimi olarak düşünmek gerekir. Demokratik komünler içinde yer aldıkları ulusal toplumsal birimlerin yönetimi olarak düşünülmelidir. Oluşumları demokratik ilkelerin en iyi uygulanma ayrıcalığını taşır. Toplumun demokratik yönetiminin mükemmel örneğidir.
Konfederasyonun ulusları, iktidar ve devlet gücüyle değil, demokratik ilke ve uygulamalarla inşa edilir. Güce dayalı inşalar, özelikle iktidar ve devlet gücüne dayalı ulus inşaları ne kadar idea edilirse edilsin tüm ulusal çıkarlar gereği değil, oligarşik bir zümrenin egoist çıkarları içindir. Demokrasiye dayalı ulus inşaları gönüllü, adil ve özgürlük idealiyle sağlandığı için tüm ulusun çıkarlarına cevap verir.
Demokratik ulus kavramı ve gerçeği ulus-devlet çılgınlığına karşı geleceğin en anlamlı, barış, adalet, özgürlük içindeki toplumunu ifade eder.
Demokratik konfederasyon hem kendinden daha büyük, hem daha küçük konfederal birliklere açıktır. Kıtasal ve dünyasal çapta demokratik konfederalizmi teşvik eder. Sadece başka bir dünyanın mümkün olduğunu değil, en gerçekçi, adil ve özgür dünyanın kendisi olduğunu ilan eder.
Demokratik konfederasyonun temel aldığı toplum, ekonomik ve ekolojiktir. Ekonomik olması, pazarı tanıması, tekelciliği ret etmesi anlamına gelir. Tekelciliğin her türü sömürü ve baskıyla bağlantılı olduğu için ret edilir. Toplumsal bir pazar mümkündür. Tekellerin hakimiyetine girmiş bir pazarın topluma hizmeti olamaz. Ancak sömürüye hizmeti olur. Ekolojik olmak ekonomik yaşamın çevreyle karşılıklı bağımlılık içinde olması demektir. Çevresel olmayan bir ekonomi, toplumsal olamaz. Ancak sürekli birikim ve kar peşinde koşan bir faaliyet, hem ekonomi, hem çevre-ekoloji karşıtıdır.
Ekonominin birim ölçekleri komünlerdir. Ne ailelere dek bölünmüş başta toprak ve diğer üretim araçlarının mülkiyeti, ne de tersine tekellerin toprak ve araç mülkiyeti ekonomiktir. Bunlar ekonomiyi tehdit eden modernite ve uygarlık araçlarıdır. Her ekonomik faaliyet alanında azami verimlilik ve yararlılık karşılığında toprak ve araç üzerindeki komünal tasarruf ideal olanıdır. Ekonomiden dışlanan kadın özünde ekonominin gerçek yaratıcısıdır. Kadın ve ekonomi et ve tırnak gibi birbirlerine bağlı öğelerdir. Ekonomik temel ihtiyaçlar için ürettiğinden dolayı ne bunalım tanır, ne çevreyi kirletir, ne iklimi tehdit eder. Kar amacıyla üretime son verildiğinde dünyanın kurtuluşu gerçekten başlamış demektir. Bu da insanın ve yaşamın kurtuluşudur.
Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü kitabından alınmıştır
Ulus-devlet ve açılan travmalar -III-
İdeoloji ve yapılanma olarak ulus-devlet eleştirisi ne kadar önemliyse alternatifini sunmak da ondan daha önemli bir görevdir. Herhalde bir alternatif geliştirirken temel ilkelerden birincisi, kültürel bütünlüktür. 15.000 yılı aşkın tarih çağlarının hepsinde toplumsal kültürün iç içe bütünlük içinde oluşa geldiği gözlemlenebilir. Toplumun bütün alanları için geçerlidir bütünlük içinde gelişme halleri. Bağlantılı olarak ikinci ilke çözüm modellerinin ucu açık ve esnek kültürel kimlik anlayışıyla geliştirilmesidir. Ne altta ne üstte bütünleyici kimlik anlayışına sahip olmayan ulus-devletin asimilasyoncu ve entegrasyon karşıtı ideolojisi ancak ucu açık ve esnek kültürel kimlik anlayışıyla aşılabilir.