
Cumartesi ve pazar günü yapılan iki günlük 16’ıncı kongreye KNK üyeleri, misafir ve gözlemcilerin de aralarında olduğu 300 kişi katıldı. Bileşenleri itibariyle de kongre Kürdistan’ın farklı coğrafyalarında yer alan tüm ulusal, dinsel, mezhepsel ve kültürden oluşuyordu.
Güney Kürdistan Parlamentosu Başkanı katıldı
47 farklı siyasi oluşum, sivil toplum kuruluşu, kadın ve gençlik örgütünün temsilcileri KNK’nin kongresinde yer aldı. Ayrıca önceki yıllardan farklı olarak bu yılki kongreye ilk kez Güney Kürdistan Parlamentosu Başkanı Dr. Yusuf Muhammed de katıldı. KONGRA GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, PYD Eşbaşkanları Salih Muslim ve Asya Abdullah, YNK yöneticilerinden Sadi Ehmed Pire, PJAK Genel Başkanı Heci Ehmedî gibi isimler kongrenin katılımcıları arasındaydı. KDP’nin dışında Güney Kürdistan’da bütün parti ve siyasi güçlerin temsilcileri kongrede temsiliyetini buldu.
Dikkat çeken bir husus da, kongre salonunda yer alan pankartlardaki başlıca sloganların hem farkı dillerde hem de Kürtçe’nin farkı lehçelerinde yazılmış olmasıydı.
“Özgür ve Demokratik bir Kürdistan için ulusal birlik”… Bu sloganda, özgürlük ve demokrasi temelinde oluşturulacak Kürdistan’ın ulusal birlikten geçtiğine vurgu yapılıyordu. Özgür ve demokratik Kürdistan’ın olmazsa olmazının ulusal birlik olduğu, böylece hem iç barışın, hem de uluslararası alanda ciddiye alınmanın ulusal birlikle olacağını konuşmacılar sık sık dile getirdi.
Dar çıkarlar demokrasiyi ve ulusal birliği engelliyor
Ulusal birliğin henüz sağlanamadığını konuşmasında açık bir şekilde dile getiren Dr. Yusuf Muhammed, Güney Kürdistan’daki durumu ulusal birliğin sağlanamayışına örnek olarak gösterdi.
Dr.Yusuf Muhammed (KDP görevine son vermişti) şunları söyledi: “Bazı kesimlerin siyasi ve ekonomik alanları tamamen kendi kontrollerine geçirmek için yaptıkları, Güney’de demokratik bir sistemin ve birliğin olmasına engel oluyor. Bu güçler, kendi otoriteleri için parlamentoyu ve hükümeti felç etmiş durumda.”
Güney’den katılan hiçbir parti kongreye damga vuran bu açıklamalara itiraz edemedi. Dikkat çekilen başka bir konu ise şu oldu: Bir parlamento başkanı dünyanın her yerinde istediği her yere gidebiliyorken, Güney Kürdistan Parlamentosu Başkanı KDP’nin engellemesiyle Erbil’e gidemiyor ve görevini yapamıyor. İmkanlar ve tehlikeler noktasındaki konuşmalar da kongreye damgasını vurdu.
Mağduriyet dili yerine direniş dili
Konuşmalarda mağduriyet dili yerine Şengal, Kerkük, Sur, Cizre, Kobanê ve Kürdistan’ın diğer yerlerinde işgalcilere ve DAİŞ’e karşı yürütülen kahramansı direnişten hatırlatıldı. Tartışma ve konuşmaların üçüncü noktası ise doğru bir üslupla ele alınan direniş ve inşa konusu idi. Elde edilen kazanımların sadece Kürt halkı için değil diğer halklar ve renkler için de olduğu buna örnek olarak da Minbic ve Heseke’deki pratik gösterildi.
Tehlikeleri ve imkanları iyi analiz edemeyen bazı partilerin durumu için ciddi eleştiriler yapıldı. “Nasıl olur da statükocu Türkiye, İran ve Suriye’nin ulus devlet mantığıyla Kürdistan’da yaptığı işgal görülemiyor ya da görmezden geliyorlar?”
İşte kongredeki tartışmaların bu soru ekseninde yürüdüğünü söylemek mümkün. Bununla birlikte özellikle KDP kastedilerek HPG’nin Şengal’deki varlığından duyduğu rahatsızlık ancak bu paralel olarak Türk ordusunun Güney Kürdistan’ın Bamerne ve Beşika’daki varlığına sessiz kalınması kongrede irdelendi. Cizre ve Nusaybin’de ortaya çıkan durum karşısında belli kesimlerin duyarsızlığı ve bütün bunları üstüne Mêxmûr Kampı’na yönelik KDP’nin baskıları da gündeme geldi.
Şengal’in durumu hakkında söz alan Şengal, Rusya, Rojava’dan gelen katılımcıların konuşmasındaki ortak nokta şu idi: “3 bin Êzîdî kadın ve çocuğun halen DAİŞ’in elinde olması siyasi kanatlar ve özellikle Şengal Katliamı’na geçit veren güçler açısından çok büyük bir ayıp. Ancak Êzîdîler eskisi gibi savunmasız ve korumasız değil. Artık onları koruyan silahlı kendi güçleri var. Bırakın artık biz kendimizi yönetebiliriz. Ayrıca Kobanê ve Rojava’da yaşanan savaştan sonra bakışlarını ve yaklaşımlarını değiştirmek zorunda kalan dünya devletleri ile geliştirilen ilişkiler, alışverişler sadece taktiksel olarak kalmayıp halkların iradesini tanıyan esaslar üzerine kurulmalıdır.”
Kongrede açıklıkla dikkat çekilen bir diğer konu da şuydu: “Kürdistan, işgalcilerinin her zaman Kürt düşmanlığı üzerinde anlaştıkları ve bunun üzerinden Kürtlere karşı planlar yaptığını tüm siyasi çevreler görmeli. Tüm bu planların boşa çıkarılması için ulusal birliğin sağlanması gerekiyor. Bu ulusal birliğe diğer halkların da dahil edebileceği bir esasla çalışmalı. Başka bir tehlike de demokrasi ve ortak özgürlük anlayışındaki cılızlıktır. Bu eksiklikte yapılacak ulusal kongredeki diyaloglarla bertaraf edilebilir.”
Ulusal kongre için ne bekleniyor?
Kongrede siyasi çevreler arasında genel olarak ortak fikirler hakimdi. Ancak ulusal kongrenin halen neden yapılmadığı ve halen siyasi çevrelerin neyi beklediği üzerine farklı görüşler vardı. Katılımcıların çoğunun ortak tavrı ulusal kongreye katılmamakta direnen kesimler olmadan kongrenin yapılmasıydı. Çünkü bir halkın geleceğinin söz konusu olduğu ve katılmamakta direnenlerin zaten demokrasi ve ulusal birliğe inancı olmayan kesimlerden oluştuğuydu. Bu tarihsel görevin yapılması konusunda kongreye gönderdiği mesajda şu noktaya dikkat çeken KCK yürütme konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık şunları aktardı:”Kürt düşmanları ve işgalcileri özelikle de Türk devleti, ne zaman Kürtler kuvvetlense ve siyasi aktör halini alıp Ortadoğu’yu etkilese hemen aralarında anlaşabiliyor ve Kürtlere karşı kendilerini daha güçlü hale getiriyor. Böylesi bir dönemdeyken Kürtler, birliklerini ve ulusal demokratik kongrelerini şimdi yapmaz ise ne zaman yapacaklar? Bu KNK’nin hem Kürdistan nezdinde, hem de uluslararası alanda görevidir. Eğer hegemonik ve işgalci güçlerin etkisinden kurtulunursa kongrenin yapılması kolaylaşacaktır. Bu çağrım Kürtlerin ulusal birliğinin bir partinin çıkarlarına ve ben ve bencil politikalarına kurban edilmemesi içindir.”
Türk devletinin topyekûn savaş politikalarına da dikkati çeken Bayık, “Bu imha savaşına ve Kürt sorununun çözümsüz bırakılmasına karşı gerilla direnişle, halkımız da öz yönetim ilanlarıyla cevap vermiştir” dedi. Bayık, KDP’nin yaklaşımlarını da eleştirerek, “KDP’nin talihsiz açıklamaları ve tutumları AKP hükümeti ile ilişkileri çerçevesinde artmış bulunmaktadır. Hiçbir yerde Kürtlere yönelik saldırılara sessiz kalınmamalıdır” dedi.
Kongrede 15 karar alındı ve KNK’nin diğer yıllara göre Güney Kürdistan’da daha çok çalışma yaptığına değinildi. Buna rağmen halan neden bazı siyasi çevrelerin ulusal demokratik kongre çağrılarına kulak tıkadığı soruldu. Çünkü Güney’de parçalanmışlık var. Ayrıca türlü oyunlarla Rojava’ya karşı geliştirdikleri politikalar, Türk devletiyle girilen ilişkiler…
Ayrıca Kuzey Kürdistan’daki AKP ve Türk devletinin Kürt halkını ve demokratik çevreleri teslim alma çabası…
İran’ın Doğu Kürdistan halkına karşı yürüttüğü politikalar ve diğer parçalarda yapılan yönelimler bir bütünen Kürt halkının ne kadar ulusal demokratik birliğe ihtiyacı olduğunu gösteriyor.
NECÎBE QEREDAXÎ
BRÜKSEL