İsviçre Gündemi


Nedense önemli görevlerde bulunanlar, görevleri süresince ait oldukları mekanizma ve sistemlerin savunucusu, görevleri bittikten sonra da muhalifleri olurlar. Önceden savunduklarını bir tarafa bırakarak, asıl olması gerekeni ya da olmaması gerekenleri sıralarlar.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay da bu isimler arasına katıldı. Cenevre kentinde Pillay'ın görev süresi boyunca çok sayıda İnsan Hakları Konseyi toplantısı yapıldı, ülkeler hakkında kararlar alındı, bazı ülkeler kurban seçildi. Ardından BM harekete geçerek kararları uyguladı: Yaptırımlar, ambargolar, kınamalar… Pillay’ın görev süresi yakında bitiyor. Ne hikmetse görevinin bitimine ramak kala asıl görevini hatırladı ve "Kısa vadeli jeopolitik endişeler ve dar kapsamlı ulusal çıkarlar yüzünden küresel barış ve güvenlik ağır şekilde ihlal ediliyor" deyiverdi. Bununla da yetinmedi. "BM; Suriye, Afganistan, Gazze, Orta Afrika Cumhuriyeti, Irak, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Libya, Mali, Güney Sudan, Sudan, Somali ve Ukrayna'daki krizlerde çatışmaların önlenmesi için gerekli cevabı verebilmiş olsaydı, yüzbinlerce kişinin hayatını kurtarabilirdik" diye de ekledi.
Evet gerçekten de BM, Pillay’ın sözünü ettiği güçlerin hegemonyası altında. Savaşları onlar belirliyor, insan haklarını onlar çiğniyor, silah ticaretini onlar yapıyor ve petrol alanlarını onlar paylaşıyor.
Onlar pastanın en büyüğünü kaparken, halklar birbirine karşı kışkırtılıyor ve uzun yıllara yayılacak düşmanlıkların tohumları ekiliyor. BM İnsan Hakları Komiseri’nin 'Arap Baharı' da dahil bütün çatışmalarda uluslararası büyük güçlerin sorumlu olduğunu hatırlatması ve BM’nin sorumsuz duruşuna vurgu yapması yine de önemli.
Umarız Avrupa basınında da genişçe yer alan Pillay'ın bu itiraf gibi açıklamalarında herkes payına düşenleri iyi görür ve global barış ve savaştaki etkisini sorgular. Daha ne diyelim…