
21. YÜZYILIN MÜCADELE BİÇİMİ SERHİLDAN
Serhildan hareketinde büyük gelişmeler kat eden Kürt halkı, şimdilerde yeni bir serhildan dalgasına hazırlanıyor. Kürtler, mücadele stratejisini halk serhildanı olarak belirlemiş durumda.
2011 yılı, saldırı-direniş ikileminde yoğunlaşırken, bütün bu saldırılara rağmen AKP Hükümeti, Kürt halkının direniş gücünü geriletemedi. Kürt halkının geliştirdiği serhildan hareketi AKP’nin tasfiye konseptini bozarken uygulanan devlet terörünü ve AKP faşizmini kıramadı.
Türkiye ve Kürdistan’da geçen yıl gelişen serhildan hareketini irdelediğimizde ana hatlarıyla şu sonuç karşımıza çıkıyor: Gençlik ve kadın öncülüğünde gelişen serhildan hareketi büyük bir kitleselleşme yaşadı. Kürt halkı bu süreçte radikalleşmede önemli bir düzeye ulaştı; ancak bu, AKP zulmünü durdurmaya yetmedi. 28 yıldır devam eden silahlı direnişin yanı sıra Kürt halkı, dur durak bilmeyen bir ayaklanma halini yaşıyor. Milyonlar serhildan olup alanlara akıyor. Uzun mücadele yılları boyunca serhildan adeta bir yaşam biçimi oldu Kürdistanlılar için. Her saldırıya yanıtları serhildan oluyor.
Ortadoğu’nun en örgütlü gücü olan Kürt halkı; NATO’nun, ABD’nin, İsrail’in desteğini alan Türk devletine karşı bir mücadele ediyor. Bu durum, Kürdistan’da gelişen serhildan dalgasının diğer ülkelerde olan ayaklanmalara benzememesi sonucunu doğuruyor. Aynı süre zarfında benzer sonuçlara yol açmasını da beklememeliyiz. Kürtler tamamen öz güçlerine dayanarak mücadele ediyor, bağımsız çizgilerini koruyor. Diğer ülkelerde 1000-2000 kişi alanlara indiğinde, ‘halk ayaklanması’ olarak dünya medyasının manşetlerinde yer alırken, Kürtlerin yüzbinleri bulan etkinlikleri yer bulmamaktadır. Egemen güçler, adeta, ‘teslim almazsan, yok say’ politikasını izliyorlar.
Kürt, Halk Önderi bu direnişin ana eksenini, „bütün dünya bir olup üzerimize gelse teslim olmayacağız...“ şeklinde tanımladı. Bir de Kuzey Kürdistan’da gelişen halk hareketinin diğer parçaları etkileme düzeyi ile Suriye, İran ve Irak toplumunda yarattığı/yaratacağı sonuçlar göz önüne alındığında, burada gelişen halk hareketinin önemi daha açık görülecektir.
Kuzey Kürdistan’ın bu anlamda belirleyici pozisyonda oluşu, burada gelişen serhildanı ve halk hareketini daha derinlikli analize tabi tutmayı gerekli kılıyor.
Serhildan oyunları deşifre etti ama...
Türk devletinin Kürdistan ve Türkiye’de uyguladığı terör ve AKP faşizmi, gelişen serhildanlarla deşifre oldu; ama terör ve faşizm tam gaz devam ediyor. Sonuçlarına baktığımızda Kürdistan’da ve Türkiye’de halk hareketliliğinin ve serhildan direnişinin son yıllarda büyük bir gelişme kat etmesine rağmen bazı eksiklikleri de yaşadığını söylemek mümkündür. Kuzey Kürdistan ‘da ve Türkiye’de gelişen serhildanlarda yaşanan yetersizlikleri şöyle sıralayabiliriz:
a- Serhildanda öncülük: Örgütlü ve refleksleri diri bir halk gerçekliği olmasına rağmen, serhildan örgütlenmesi zayıf kalmaktadır. Bu durum serhildan hareketinin profesyonel kadrolarını, taktisyenlerini ve stratejistlerini oluşturamadığını gösteriyor. Halk eylemlerinde duyarlılık had safhada iken, eylemi doğru hedeflere yönlendirme zayıf kalmaktadır. Bu durum eylem kritiğinin güçlü yapılamadığını ve ani gelişmeler karşısında B planının olmadığını gösteriyor.
b- Sonuç alıcılık: Tepki hareketi tarzında gelişen halk eylemlilikleri, serhildan hareketinin başarı şansını azaltırken öte yandan toplumsal enerjiyi güce dönüştürememe sorununu beraberinde getiriyor. Sonuç almaya yönlendirilemeyen tepki eylemleri, deşarj olma aracına dönüşme tehlikesi taşırken; sonuç alan eylemler ise büyük bir moral, motivasyon ve cesarete yol açıyor. (Orhan Doğan Eğitim Destek Merkezi öğrencilerinin direnişi gibi)
c-Yerel inisiyatifler: Serhildan hareketinin yerel inisiyatifleri zayıftır. Bu durum yerel reflekslerin anında ve etkili gelişmemesine yol açmaktadır. Gençlik, kadın ve halk inisiyatiflerinin mahalle ve sokaklara kadar örgütlenmesini yaygınlaştıramadığı görülüyor.
d-Eylemde yaratıcılık, çeşitlilik ve zenginlik: Serhildan hareketinin bir diğer önemli sorunu ise, eylemde yaratıcılık konusunda karşımıza çıkıyor. Eylem zenginliği serhildanın en belirgin özelliklerinden birisi iken; benzer eylemler tekrarlanıyor. Serhildan en pasifinden en aktifine, tek kişiyle yapılan eylemden Filistin intifadasına, halk ayaklanmasına kadar uzanan geniş yelpazedeki eylemselliğin adı iken; gelişen eylemler bu konudaki yetersizliği ve bakış açısında yaşanan eksikliği ortaya koyuyor.
e- Pasif eylem: Serhildan hareketi, ağırlıklı olarak basın açıklaması, oturma eylemi, yürüyüş, kepenk ve kontak kapatma vb sivil itaatsizlik eylemleri olarak karşımıza çıkıyor.
f- Öz savunma: Toplumsal öz savunmayı geliştiremeyen halk hareketlerinin kendilerini korumaları, kazanımlarını geleceğe taşımaları mümkün değildir. Neredeyse her kitle eyleminde Kürt gençleri hedef gözetilerek katlediliyor. Her eylemde onlarcası gözaltına alınıyor. Serhildanın öz savunma ve halkı koruma boyutu eksik kalıyor.
g- Caydırıcılık: Serhildan hareketi, yönelimleri boşa çıkaracak, hatta yönelimi daha öncesinden fark edip onun tedbirini alacak donanımdan yoksundur. Onlarca Kürt genci sokak ortasında infaz edildi, yaşanan her saldırıdan sonra Kürt halkı kitlesel olarak bu olayları protesto etti. Ancak buna benzer olaylar artarak devam ediyor. Bu durum, serhildan hareketinin caydırıcı olamadığını gösteriyor.
h- Halkın adaletini sağlama: Serhildan hareketinin en temel görevlerinden birisi, halkın adaletini yerine getirmektir. N.Ç. olayı, toplumsal bir yara olarak kanamaya devam ediyor. Tecavüzcüler sokakta dolaşıyor. Şerzan Kurt ve Aydın Erdem’in katilleri terfi ettiriliyor. Hakkari’li çocuk Seyfullah Turan’ın kafasını dipçikle ezen Özel Harekat polisi Bahadır Turan serbestçe dolaşıyor.
Sonuç olarak; Türkiye ve Kürdistan’da gelişen halk eylemliliği, geçmişte yaşanan kirli oyunları deşifre etti. Çözüm döneminde ise; bu kirli politikalardan hesap sormayı öngörüyor. Kürt halkının uzun yıllardır verdiği mücadele, devletin ve Türk ordusunun işlediği savaş suçlarını bir bir açığa çıkardı. Serhildanın bu karakteri, AKP hükümeti döneminde işlenen insanlık suçlarının da karanlıkta kalmasına izin vermedi.
Kürtler; Bilge köyünde, Peyanis’te, Umut Kitapevi olayında, Mezid provokasyonunda ve son olarak da Roboskî katliamında sorumluları açığa çıkardı. Kirli oyunlara, Türk devletinin işlediği savaş suçlarına ve AKP hükümetinin kırım politikasına tepki gösterdi. Kürt halkının toplumsal gücü, Blok adaylarının YSK vetosuna takılmasında kendisini gösterdi. Kararlı mücadele sonuç verdi. Orhan Doğan Eğitim Destek Merkezi öğrencilerinin direnişi AKP devletine geri adım attırdı.
Ancak; serhildan hareketinin öz savunma konusunda yaşadığı yetersizlikler, katliamcıları cesaretlendiriyor. Türk devleti ve AKP hükümeti (asker-polis-yargı) daha da azgınlaşmış durumda. Bu durum, yeni serhildan hareketinin var olan düzeyi aşması gerektiği sonucunu ortaya koyuyor.
Çözüm serhildanı
Kürt sorunu, çözüm sürecinin üçüncü yılına giriyor. Kürtler, Önderliklerinin özgürlüğünü sağlama ve kırım politikalarını sonlandırma hedefiyle yeni yıla girdi. Serhildanın bu hedefi gerçekleştirme gücü olarak örgütlendiği gerçeğini, 2012 yılının ilk haftasında yaşanan gelişmelere bakarak söylemek mümkün. Çözüm süreci olarak adlandırılan sürecin eylem dili serhildanlar olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla bu dönemin serhildanı, somut kazanımları hedefliyor. Verili olanı yıkarken, yerine toplumun öz örgütlenmelerini geliştirmeyi, toplumsal, sosyal, kültürel, siyasal ve kurumsal kazanımları korumayı esas alıyor.
Her sürecin halk eylemliliğinin o dönemin karakterini taşıması beklenir. Yeni yılın serhildanı da çözüm karakterinde ve niteliğinde çözüm serhildanı olmayı hedeflerken, diğer taraftan devlet terörünü ve AKP faşizmini geriletmeyi, hesap sormayı öngörüyor.
Kürtler, Ulusal Direniş Hamlesi temelinde yeni mücadele yılına girerken, en büyük kozlarından birisi serhildan gücü olacak. Güçlü örgütlenen, doğru hedeflere yönelen, sonuç alıcılığı esas alan ve öz savunmasını aktifleştiren bir serhildan hareketinin yaratacağı sonuçların, geçmişteki kazanımlardan kat be kat fazla olacağını son iki yılın deneyimleri gösterdi.
Bütün göstergeler ve özellikle de geçen yılın verileri ve Kürt halkının alanlarda gösterdiği başarı, yediden yetmişe herkesin böylesi bir sürece hazır olduğunu gösteriyor. BİTTİ
Hazırlayan: CİHAN ÖZGÜR
Kürtlerin özgürlük yılı
Ortadoğu’da 2011 yılının başında başlayan ve birçok diktatörün yıkılmasıyla son bulan kaynamaya devam ediyor. Bölgedeki gelişmelerin son halkası daha doğrusu düğüm noktası Suriye’deki durumdur. Suriye’den sonra ise sıra İran molla rejimine geleceği daha şimdiden İran yönetimi tarafından da kabul ediliyor. Bölge yeniden düzenlenmeye çalışılıyor. Ancak burada söz sahibi olan uluslararası askeri politik güçlerden çok halklardır. Zira bu sistemleri al aşağı eden halklardır. Halkların tarihsel bir birikime dayanan mücadeleleridir.
Bölgenin düğümünü Suriye ve İran çözecek. Ardından sıra Türkiye’nin yeniden düzenlenmesine gelecek. Çünkü ABD’nin BOP projesi bunun üzerine kuruludur. ABD bu projesini bölgede gerçekleştirmek için inanç, kimlik olarak bölgeye yakın olan bir güce ihtiyaç duydu. AKP bu amaçla kuruldu. Ve şimdi üslendiği misyonda bunu gösteriyor. Ancak ona aynı zamanda Kürtlerle mücadele görevi de verildi. Verilen göreve göre ya Kürtleri bu proje dahilinde sistemin içine çekecek ya da yok edecek. O yüzden bu üç ülkeye de bakıldığında bu ülkelerin mevcut statükocu yönetimlerinden çok düğümü çözecek olan bu ülkelerden yaşayan haklar olduğu ve bu halkların başında da Kürtlerin geldiği görülecektir. Zira Kürtler bu her üç ülkede de uzun yıllara dayalı mücadeleleri var. Ve bu mücadeleleri günümüzde de çok şiddetli bir biçimde sürdüğünü görüyoruz.
Düğüm Türkiye’de çözülecek
Bölgede süren mücadelede asıl aktör Kürtlerdir. Ancak bu aktör çok fazla görünmeyen bir aktördür. Ama bölgede yapılması düşünülen bütün değişikliklerde tüm güçler tarafından hesaba katılan bu güçtür. O yüzden bölgedeki hiçbir değişiklik Kürtler olmadan gerçekleşemez. Gerçekleşse bile kalıcı olamaz. Dünyanın tüm egemen güçlerinin bu gün kabul ettiği temel noktalardan biri de budur. Bundan dolayı çeşitli oyunlarla Kürtler arasındaki bölünmeyi yine yapılabilirse daha fazla parçalamayı düşünerek kendi planlarına uygun hale getirmeye çalışıyorlar.
Kürtler ise artık o eski sırtları sıvazlanarak başkalarının askeri olan kullanılabilir Kürtler değildir. 30 yıla aşkın bir süredir Kürt Özgürlük hareketinin ödediği ağır bedellerle verdiği mücadele ile bunu yarattı. Özgürlük hareketi Kürtlerde geliştirdiği özgürlük bilinciyle Kürtler de artık her dört parçada özgürlük talebiyle meydanlara çıktılar. Ancak Kürtler açısından sorunun düğümü Türkiye’de çözülecek. Zira en büyük parça kuzey parçasıdır. Kürtlerin en çok örgütlü oldukları yer bu parçadır. Kürt özgürlük hareketinin çıkış yaptığı yerde bu parçanın olması bu sonucu doğruyor. Bundan dolayı Kürtler 70’li yılların sonlarından başlayıp günümüze dek güçlenerek süren bir mücadeleyi bu parçada verdiler. Otuz yılı aşkın bir süredir verdikleri bu mücadelede Türkiye’de kurulan birçok hükümetin ve birçok genelkurmay başkanının gitmesine neden oldular. Son o yıldır Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın deyimiyle kapitalist modernitenin bölgedeki uygulayıcı misyonuyla iş başına gelen AKP Hükümeti ile onun belirlediği genelkurmay başkanlarına karşı mücadelelerini veriyorlar. Düğüm bu parçada çözülecek. Çünkü Kürtler için özgürlüğe ulaşmanın bütün koşulları bu parçada oluşturuldu. AKP Hükümetinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uyguladığı ağır tecrit yine legal siyasal alana yönelik aralıksız sürdürdüğü tutuklamalar ve gerillaya yönelik geliştirdiği imha amaçlı operasyonlar Kürtler için bu yılı kader yılı yaptı.
Uzatmalar da bitti
Kürtler AKP Hükümetiyle bir çözüm olmayacağı konusunda iknalar. Kürt Özgürlük Hareketi, başta AKP Hükümetine bir şans tanındı. Ama AKP bu şansa sinsice oynadığı bir oyunla Kürt Özgürlük Hareketinin tasfiyesi için kullandı. AKP’nin 2007 mecliste çıkardığı tezkere ile gerilla üslerine yönelik başlayan hava saldırıları, 2009 yılındaki Yerel Seçimlerden sonra başlattığı ve günümüze dek giderek artan bir biçimde süren siyasal soykırım operasyonları, yine kar kış demeden gerillaya yönelik süren imha amaçlı operasyonlar bu partinin çözüm partisi olmadığını netleştirdi.
AKP uzatma süresinde oynamak istediği oyunların hepsini Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi boşa çıkardı. AKP örgütlemeye çalıştığı Kürt Haması çerçevesinde bir siyasal oyunla Kürtlerin meşru legal siyasi alanda elde ettiği kazanımları kendi lehine çevirmek istedi. Ama, başaramadı. Ancak hala bu planından vazgeçmiş değil. Bunu başaramayınca siyasi soykırım operasyonlarına hız verdi. Barış, Demokratik Açılım söylemleriyle Kürtlerin kafasını karıştırmaya çalıştı. Bu sahte söylemlerle yapmak istediği tasfiye planları Kürt Özgürlük Hareketi tarafından deşifre edince giderek daha da pervazsızlaştı. AKP ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın maskesi düşünce artık savaşını açıktan yürütmek zorunda kaldılar. O yüzden şimdi Kürtlere yönelik tüm saldırılar çok açık bir şekilde yapılmaktadır.
AKP’nin oyunlarını açığa çıkarıp bozan Kürt Halk Önderi, Kürt Özgürlük Hareketi ile Kürt halkına kurtuluşun Devrimci Halk Savaşında olduğunu belirtti. Bu seçeneği tercih edip etmemenin de Kürt Özgürlük Hareketi ile Kürt halkına kaldığını belirtti. Kürt Özgürlük Hareketi de Devrimci Halk Savaşını gündemine aldı. Bu yönlü örgütlenmelere gitti. Şemzinan, Kani Horê, Çelê Baskınlarıyla da başarılı denemelerini yaptı. Bu denemelerle Kürt Özgürlük Hareketinin istemesi durumunda geçmiş süreci çok aşan bir tarzda savaş yürütebileceğini ancak buna rağmen barışçıl yöntemlerle sorunun çözümünden yana olduğu mesajlarını verdi. Ancak bu mesajlara karşılık Gülen Cemaati destekli özel savaş örgütlenmesi olan AKP ve devlet Kürtlerin bu mesajını savaş gerekçesi yaparak kış koşullarını da fırsat bilerek gerillaya yönelik imha saldırıları ile siyasi soykırım operasyonlarına daha fazla hız verdi. Kürtleri savaş ve şiddetle yok edeceğini ilan etti. Bahara yaklaştığımız bu günlere kadar da AKP yönelimlerini bu temelde sürdürdü.
Kürtler özgürlüğe yürüyor
Kürt Halk Önderi Öcalan, Kürtler Devrimci Halk Savaşıyla varlıklarını koruma, özgürlüklerini sağlama mücadelesiyle sonuca ulaşabilir demişti. Kürtler şimdi atacakları adımları ve görkemli bir tarzda direnişe nasıl geçecekleri konuşuyorlar. Kürtlerin kara günü olan 15 Şubat uluslararası komployu protestoları, Kürtlerin topyekûn bir direnişe geçeceklerinin ip uçlarını verdi. Gerilla kar kış günlerinde ikinci kez Çelê’yi basarak bir kez daha marjını ortaya koydu.
Kürt Özgürlük Hareketi süreci Devrimci Halk Savaşı temelinde yönetmek için tartışmalar yürütüyor. Kürt halkı ve Kürtlerin dostları serhıldanlarla süreci desteklemek için hazırlıklarını yapıyor. Bütün bunlar Kürtlerin özgürlükleri için bu yılı özgürlük yıllarını yapacaklarını gösteriyor. Bu kalkış Kürtler için bu yılı özgürlük yılı yapacak. Çünkü Kürtler bu yılı ya kazanacaklar ya da kaybedecekler.
Kürtler kazanacak çünkü şimdiye kadar hiçbir güç özgürlüğe yürüyen bir halkın önünde duramamıştır. Kürtler kazanacak çünkü hiçbir zaman bu denli özgürlüğe yaklaşmamışlardır. Kürtler kazanacak çünkü çağımızda dilleri, kimlikleri, kültürleri ve tarihleri yasaklanan ender halklardan biri olarak kaldıklarının bilincine vardılar. AKP ve Başbakan Tayip Erdoğan’ın Kürtlere yönelik bu denli saldırganlaşmasının altında bu yatıyor. Yani Kürtlerin özgürlüğe yürümelerini engellemek için bunca çabayı harcıyor. Ama nafile.
Kürtler Kürt Özgürlük Hareketi öncülüğünde 15 Şubat’ta başlattıkları özgürlük yürüyüşlerini 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü ile devam ettirecek 21 Mart Newroz bayramı ile zirveye ulaştıracak. Bu bir kurgu değil. Gerçektir. Bu gerçeklik gerilla ve serhıldan’a kalkan Kürt halkının mücadelesinin sonucu olacak. Kürtler şimdiden özgürlüğe giden yolda yürümeye başladılar. Kürtlerin tüm kesimleri bu yoldaki yerini aldılar.
SEYİT EVRAN