21. yüzyılın Kürtlerin yüzyılı olacağını, onun için de ulusal birlik şemsiyesinin zorunlu olduğunu vurgulayan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, Bakur’daki ittifakı büyüterek, zorlukları aşıp Kürdistani ittifakı somutlaştırma çabasından vazgeçmeyeceklerini söyledi.

DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, parçalanmış Kürdistan ve farklı siyasal duruşların yarattığı zorluklara rağmen ulusal birliğin mümkün ve şart olduğunu söyledi.

Kürdistani İttifak Çalışması’nın yol haritasını belirlemek üzere düzenlediği Ulusal Birlik Çalıştayı hafta sonu Amed’de yapıldı. DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Sezai Temelli, Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistleri, Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Devrimci Demokrat Kürt Derneği (DDKD), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Kürdistan Komünist Partisi (KKP), Kürt Demokratlar Platformu-Kuzey (PDK-Bakur), Kürdistan Demokrat Partisi-Türkiye (PDK-T) ve Azadî Partisi temsilcileri, kanaat önderleri ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. Çalıştay üç gündemi tartıştı. Kalıcı ulusal ittifak modeli için Ulusal Meclis, Kongre veya Demokratik Cephe şemsiyesi ile ismi, programı ve işleyişi belirlenmeye çalışıldı. Ulusal değerlerde ortaklaşmanın sağlanması için sorun ve engellerin aşılması tartışıldı.Kürtlerin kazanımlarına yönelik artan saldırılara karşı Kürdistani İttifak Çalışması’nın yol haritasına odaklanıldı. Çalıştay bileşenleri, ‘ulusal ittifak hedefinde kararlı ve istikrarlı yürü ama asla acele etme’ perspektifiyle ”hem tartışalım hem pratikte yürüyelim” dedi. Toplantıların önümüzdeki günlerde devam etmesi bekleniyor.

Ulusal Birlik Çalıştayı’nın ardından ANF’ye konuşan DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Kürt ulusal birliği, bu birlik etrafında parçalanmış Kürdistan’ı birleştirme tartışıldığı zaman tarihsel bağlamına uzanmak ve dersler çıkarmak zorunda kaldıklarını söyledi. Aslında hem uzaktan gelen egemenlerin hem de bölgedeki egemenlerin ortak bir anlayışlarının olduğunu kaydeden Güven, “Kürtlerin ruhen ve zihnen birbirinden kopmasını hedefleyen bir zihniyetti. Bu zihniyete karşı Kürtler ayaklandı, kabul etmedi, bu isyanlarda çok büyük acılar yaşandı. Bu acılara rağmen Kürtler bu kadere razı olalım, artık bu böyle oldu, biz de bulunduğumuz ülkenin bütün kurallarına uyalım, Kürt olmaktan çıkalım, demedi. Kürtler hep direndiler” dedi.

Öcalan hep birliği önemsedi

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çok önceden ulusal birliğin önemi üzerinde durduğunu ve çaba gösterdiğini kaydeden Güven, ‘biz Kürtler, 4 parçaya bölünmüş, zorla yerlerinden yurtlarından edilmiş insanlarız, en çok da bizim ulusal birliğe ihtiyacımız var’ dediğini hatırlattı. Öcalan’ın bu konudaki ciddiyetine dikkat çeken Güven, Barzani ve Talabani’ye gönderdiği mektupları hatırlattı. DTK Eşbaşkanı Güven, süreci şöyle özetledi: “Bu mektuplarda ‘sizler de Kürtlerin liderlerisiniz, ben esirim şu anda, ama sizler dışarıdasınız, bu konuda bir çalışma yürütün, bu birliği gerçekleştirmek için kongre gerçekleştirin’ dedi. Önerilerde de bulundu, eşbaşkanları olmalı, delegeler seçilir, dört parçada temsiliyetleri olur. Öneriler çerçevesinde çalışmalar yürütüldü. Kongre olma aşamasına geldi, delegeler belirlendi. Bu da yapabileceğimizin aslında göstergesidir. Tam da neredeyse ilan edilecek bir aşamaya gelmişti. Bir el bu işi durdurdu. Bu el kimdir, kuşkusuz Kürtler de bunu çok iyi biliyor.

Çalıştay o ruhun devamı

Amed’deki son çalıştay da yeniden o birlik ruhu, bir şeyler yapmamız gerektiğinin ihtiyacı üzerinden gayret ediyor. Şu anda Ortadoğu III. Dünya Savaşı’nın merkezindedir, Kürtler en örgütlü halktır. Bunu yapmak mümkündür, biz bunun için tekrar bir araya gelmeye ihtiyaç duyduk. Amed’de bir ittifak vardı, bunu nasıl Kürdistani bir ittifaka dönüştürebiliriz, bunu nasıl kalıcılaştırabiliriz, içerisine neler koyabiliriz, herkesin görüşünü nasıl katabiliriz, gibi konuları görüşüyoruz.

Bugüne kadar egemenlerin anlayışları, sömürgeci, soykırımcı politikalar karşısında çok önemli direnişler sergiledik. Her serhildan başlı başına tarihe altın harflerle ismini yazdırdı fakat eksikliğimiz, ulusal birliğimizi sağlamamış olmamızdır. Şimdi ise her zamankinden daha fazla ulusal birliğe ihtiyaç var.”

Ciddi sorunlar var

Mexmûr Kampı’nın 6 aydır abluka altında olduğunu ve halkının cezalandırıldığını anımsatan Güven, “Şimdi biz kırgınız, eğer ulusal birlik ruhumuz olsaydı, ulusal birlik şemsiyesi altında olmuş olsaydık birbirimize daha rahat ulaşırdık, oradaki yetkililere ne yapıyorsunuz, halkı cezalandıramazsınız, o halkın bir suçu yok, derdik. BM şemsiyesi altındaki bu kampa 6 aydır ambargo uygulanıyor. Halkımız çok mağdur. Dolayısıyla çok ciddi sorunlar var, bu sorunları konuşabilmenin mekanizması ulusal birliği yeniden yeniden aklımıza getiriyor. Ulusal birliğimizi sağlamış olsaydık bu noktada olmazdık” şeklinde konuştu.

21. yüzyılın Kürtlerin yüzyılı olacağını, onun için de ulusal birlik şemsiyesinin zorunlu olduğunu vurgulayan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, “KNK’nin, Başûr’dan girişimler oldu. Biz de Bakur’dan tartışıyoruz, kadınlar ulusal birlik çalışmaları platforma dönüştürüldü, şimdi geneli oluşturuluyor. Alacağımız kararlarla birlikte Bakur’da oluşturduğumuz bu ittifakın daha büyüğünü dört parça için oluşturabileceğiz” dedi.

 

  AMED

 
 

Yüzyıllık beklentidir

HDP’nin “Özgürlükte ısrarlı, mücadelede kararlıyız” şiarıyla iki gün süren 3. Kadın Konferansı’nın katılımcıların gündeminde ulusal birlik çalışmaları önemli bir yer tuttu.

Şırnak Milletvekili Nuran İmir, “Kürt halkı dört parçada, ruhta ve mücadelede ulusal birliği inşa etmiş durumda” dedi.  Halkın öncülüğünü yapan kurum, dernek ve siyasi partilerin tarihi rol ve misyonunu iyi oynamak zorunda olduğunu vurgulayan İmir, ulusal birliğin Kürt halkının yüz yıldır hayali olduğunu hatırlattı. İmir, “Biz Kürtler yıllardır katliamlar, yıkımlar ile karşı karşıya kaldık. Kürt halkı bir yüz yıl daha köle olarak yaşayamaz. Bunun önüne hiçbir kurumun, insanın, düşüncenin çıkarı geçemez. Ulusal bir platformunun inşa edilmesi için ısrarlı ve kararlı bir irade var. Herkesin bu sürece ve gerçekliğe göre hareket etmesi şart” şeklinde konuştu.

Konferansa katılan HDP Mardin İl Eşbaşkanı Perihan Ağaoğlu ise “Kürdistan parçalanmış, sınırlar konulmuş ama 21. yüzyılda sınır tanımaz. Egemen güçlere karşı mevcut mücadele yetersiz kalıyor. Kürt ulusal birliğine duyulan ihtiyaç tam da buradan geliyor” dedi.

HDP Antalya İl yönetiminde yer alan Neriman Bakır da şunları söyledi: “Biz parçaları birleştirmek istiyoruz. Artık yeter. Başka halklar bizim yerimize karar vermesin. Kürt kadını da artık bunu istiyor.”

Konferansa Osmaniye’den katılan Zarife Car, Kürt ulusal birliği için kadınlar üzerine büyük bir görevin düştüğünü dile getirdi. Kürtler üzerinde devam eden baskılara vurgu yapan Car, “Artık bu baskılara karşı birlik olmamız lazım. Amaçları, sistemleri belli. Kürtleri yok sayıyorlar” dedi.


 

Halk ittifak halindedir

DBP Eşbaşkanı Saliha Aydeniz, dört parça Kürdistan’daki halkın aslında ulusal ittifakını sağladığını ama bunu kalıcı kılmak, siyasi yapıya dönüştürmek için çalıştıklarını söyledi.

 Ulusal Birlik Çalıştayı sonrası JinNews’e konuşan Aydeniz, tartışmaları ve alınan kararları değerlendirdi. Kuzey’deki siyasi partilerin bir araya gelerek çalışma yürütmesinde bir ilki yaşadıklarını ifade eden Aydeniz, çalıştayın da tarihi bir çalışma olduğunu savundu. Kürtlerin hem Federe Kürdistan hem de Kuzey-Doğu Suriye’de kazanım ve statüleri olduğuna işaret eden Aydeniz, “Kuzey Kürdistan’da yerelde ve demokratik siyasette elde edilmiş büyük kazanımlar var. Rojhilat Kürdistanı’nda da toplumsal bir zemin var ve İran’da yaşanan gelişmelerin demokratik bir ittifaka zemin oluşturabileceğini görebiliyoruz” hatırlatmasında bulundu.

Eylül’den beri bir dizi toplantı

 Kürtlerin, içinde bulundukları sistemlerin ve devletlerin karşısında kendilerini var etme mücadelelerinin devam ettiğine işaret eden Aydeniz, Kürtlerin kazanımlarının korunması, büyütülmesi, kalıcı hale getirilmesi ve ulusal ittifaklarını oluşturması gerekliliği üzerinden Eylül 2019’dan beri Kürt siyasi partilerle bir dizi toplantı gerçekleştirdiklerini aktardı. Aydeniz, “Dört parça Kürdistan’da bulunan halkımız değerlerimize yönelik saldırılara karşı gösterdiği ortak savunma ile aslında ulusal ittifakını sağlamıştır. Bunu kalıcı kılmak için bir çalışma ve mücadele içinde olacağız” dedi.

Çok fazla görüş ve öneri

Çalıştayın üç konu başlığı üzerinden yürütüldüğünü ve yoğun tartışmaların yaşandığını kaydeden Aydeniz, şunları belirtti: “Hangi model, yol ve yöntem uygulanmalı, ne yapabiliriz üzerinden tartıştık. Yine ulusal meclis mi, kongre mi yoksa demokratik cephe mi daha etkili olur, hangisi daha kabul görür tartışmasını yürüttük. Çok derinlikli ve herkesin katıldığı, öneride bulunduğu bir çalıştay oldu. Buradan bize gelen görüş ve önerileri derleyip, karara bağlamak için bir komisyonun oluşturulması, diplomasinin yürütülmesi, burada olmayan kesimlerin buraya dahil edilmesi gibi konuların hepsine ilişkin yoğun bir çalışmanın başlayacağı bir sürece girdik. Çalıştayda bir kararlaşmanın çıkmadığı görünse de aslında kararlaşmaya yönelik çok fazla görüş ve önerinin geldiğini söyleyebilirim.”

Ulusal değerler esastır

 Çalıştaya büyük umutlarla gittiklerini ve umudun arttığını söyleyen Aydeniz, ulusal birlik çalışmalarının sadece siyasi partilerle değil, toplumun tüm katmanları ve paydaşlarıyla yürütülmesi gerektiğini belirtti. Aydeniz, şöyle konuştu: “Şu an için Kuzey Kürdistan’da var olanlarla bir yol yürüyeceğimizi ve bu yolu yürürken diğer parçalarla da diyalogda olacağımızı söylemek istiyorum. Kalıcı ittifakı dört parça Kürdistan’da bütün Kürt halkının kazanımları ve ulusal değerlerinin kalıcı hale gelmesi için bir çalışma ve mücadele içinde olacağımızı belirtebilirim. Ulusal birlik için diğer parçalarda bulunan liderler, siyasetçiler, sözü geçen din alimleri ve kadınlarla görüşüyoruz. Ulusal birlik için hiçbir parçadan şu ana kadar olumsuz bir tepki almadık. Dört parçada bulunan halkın ulusal birlik için adım atacağından kuşkumuz yok. Ulusal birliği en çok talep eden halkın kendisi ve biz bunun için öncülük ediyoruz. Bizim de esas aldığımız ve alacağımız halkımızın tavrı ve ulusal değerlerimizdir.”