Ulusal simgeden birliğin somutlaşmasına
Forum Haberleri —

Newroz
- Bugün meydanlara çıkan her birey, hangi saiklerle gelmiş olursa olsun, büyük politikleşme nehrinin bir damlasına dönüşüyor. Enerjimizi ve emeğimizi Demokratik Kürt Birliğine hasretmeliyiz.
RAİF DEMİREL
Bir toplumun özgürlükle kurduğu bağ, ne basit bir talep ne de tesadüfi bir sıçramadır. Özgürleşme, her şeyden önce köklü bir politikleşme sürecini şart koşar. Ancak bu politikleşme, tarihin akışına bırakılmış bir kendiliğindenlik değil; aksine tarihsel bir süreklilik, amansız sınanmalar ve büyük bedellerle örülen iradi bir inşadır. Korkunç yıkımların, telafisi imkansız kayıpların ve sancılı acıların içinden süzülerek gelen bu süreç, aynı zamanda muazzam başarıların, gurur ve sevincin de kaynağıdır. Zira Newroz alanlarında tutamadığımız gözyaşlarımız da bu gururdan değil miydi?
Bir toplum, tercihlerinin, durduğu yerin tarih ve insanlık nezdinde doğrulandığı kadar, kabul ve retlerinin netleştiği ölçüde politikleşmiştir. Bu netlik; yolu, yöntemi ve araçları açığa çıkarırken, özgürlük için gereken sarsılmaz iradeyi ve mücadele azmini de beraberinde getirir. Bu düzeyde bir toplumsal dönüşüm, mutlak bir iradi öncülüğü ve önderliği zorunlu kılar. Kürt toplumunun son yarım asırlık serüvenine baktığımızda, bu politikleşme sürecinde Abdullah Öcalan’ın ve başlattığı hareketin belirleyici rolünü, bir siyaset bilimi gerçekliğiyle teslim etmeliyiz. Bir avuç öğrencinin talepleriyle başlayan bu kıvılcım; önce "Apocular" ismiyle grup düzeyine, ardından geniş bir kadro yapısıyla örgüte everildi. Bu yapı, toplumsal birliği örgütleyerek bir "hareket" sıfatına kavuştu; nihayetinde dört parça Kürdistan sınırlarını da aşarak enternasyonal bir etki alanına ulaştı. Bu süreç, bir atom çekirdeğinin parçalanmasıyla açığa çıkan devasa enerjiye benzer; çekirdekten yayılan bu politik mücadele-emek, dalga dalga toplumsallaşarak büyük bir enerji dönüşümüne yol açtı.
Bu 50 yıllık politikleşme tarihinin en somut tezahürlerinin başında Newroz'u anarız. Güncel yansımasını, bu yıl tüm Kürdistan, Türkiye ve bölgede yaşadık.
Önder Öcalan’ın Newroz mesajındaki ifadesiyle: "2026 Newrozu bu tarihin bütün haşmetiyle güncellenmesidir. Tarih şimdileşiyor, gerçek kültürlülük temelinde bilinç bulmaya doğru büyük bir imkana ulaşıyor. Newroz’un anlamı ve gücü ‘şimdi’ olarak tarih sahnesine çıkmaktadır. Bu yılın ve önümüzdeki yılların Newrozlarının böyle bir tarihsel anlamı vardır.“
Aynı tezahürü bu sene Avrupa Newroz kutlamalarında bir kez daha gördük. Newroz, tarihsel olarak halkların bahar bayramı olsa da bölgesel ulus-devlet statükolarının inkar politikaları karşısında Kürt Özgürlük Hareketi'nin kazandırdığı kimlikle politik bir irade beyanına dönüştü. 35 yılı aşkın süredir Avrupa’nın meydanlarında yankılanan bu ses, sadece bir kültür şöleni değil, "Biz varız ve politik bir halk olarak buradayız" haykırışıdır.
Geçtiğimiz yıl Köln’de, bu yıl ise esas olarak Bonn şehrinde "alternatif" gibi sunulan organizasyonlar tam da bu noktada analiz edilmeyi hak ediyor. Bir “karşıtlık”, ”aynı olmama” niyetiyle ya da farklı odakların teşvikiyle organize edilmiş olsalar dahi, bu etkinlikleri son 35 yıllık politikleşme pratiğinin dolaylı bir sonucu olarak okumak gerekir. Sonuçta tercih edilen biçim ve tarz “öğrenilmiş-öğretilmiş" olarak Kürt özgürlük hafızasına kazandırılmış olana dairdir. Popüler sanatçılar veya konser atmosferiyle kitleler sahaya çekilse bile, yaratılan o "politik ambiyansın" dışında kalma şansları yoktur. Kürt ulusal birliğine olan talebin tabandan yükselen sesi, bunun en bariz göstergesidir. Zira ulusal birliği kimin kendine her daim dert ettiği malumdur. Meydanlara akan bu kitleler, belki de ilk kez evlerinden çıkarak o ulusal birlik ruhuna temas edipfarkında olsalar da olmasalar da politizasyon sürecinin bir parçası haline geldi. Bu yönüyle Özgürlük Hareketi, Kürt halkının tüm kesimlerine kamusal alanda politikleşmeyi taşırabildi. Zira görünür olmanın, bir arada olmanın verdiği o öz güven ve toplumsallık inşası duygusu, başlı başına bir politikleşme olgusudur.
Bu yıl da Kürt Özgürlük Hareketi öncülüğünde Frankfurt’taki merkezi kutlamanın yanı sıra Berlin ve Paris gibi merkezlerdeki ayrı organizasyonlar, kitlenin artık tek bir alana sığmayacak kadar büyüdüğünü gösteriyor. İrili ufaklı birçok merkeze serpilen 2026 Newroz alanları dolup taştı. O halde “alternatif “ kutlama alanlarına (Bonn gibi) akanların ağırlıkla uzaktan- evinden izleyici kalanların olduğu tespitini rahatlıkla yapabiliriz.
Eğer temel dert, Kürt halkının sürekli ve genişleyen bir şekilde politikleşmesi ise iğneyle kuyu kazar gibi çalışan, en küçük imkanı devrimci bir iradeyle büyüten o "peygambervari" sabır ve devrimci yöntem, bu yeni durum ve imkanlara da aynı kapsayıcılıkla yönelmelidir.
Kolaycılıkla bir karşıtlık üretmek yerine, olgunluk ve öz güvenle kapsayıcı bir mücadelenin üslup ve tarzına odaklanmak gerekir. Zaten olmayanı oldurmak, imkansızı mümkün kılmak Apocu hareketin temel karakteristiği değil midir? Bugün meydanlara çıkan her birey, hangi saiklerle gelmiş olursa olsun, bu büyük politikleşme nehrinin bir damlasına dönüşüyor. Enerjimizi ve emeğimizi, bu akışı bölmeye değil, özgürlük denizinde 2026 Newroz ruhuyla Demokratik Kürt Birliğine hasretmeliyiz.







