Uluslararası denetim mekanizması şart
Dünya Haberleri —

Ewa Ernst-Dziedzic
- Dr. Ewa Ernst-Dziedzic: “Şam’la yapılan anlaşma için uluslararası bir denetim mekanizması talep etmeliyiz. Anlaşma, Kürtlerin özellikle DAİŞ’in yenilgisindeki belirleyici rollerinden sonra elde ettiği kazanımları geri çevirecek bir mekanizmaya dönüşmemeli.”
- Pakistan’daki Awami İşçi Partisi (AWP): “Kürt özgürlük mücadelesinin eşitlikçi, çok etnili, feminist, mezhepçi olmayan, enternasyonalist ve demokratik karakterinden ilham alıyoruz. Hepimiz özgür olmadan hiçbirimiz özgür değiliz!”
DEVRİŞ ÇİMEN
Uluslararası anlaşmalar ve teşviklerin sonucunda HTŞ’nin Kürtlere yönelik 6 Ocak’ta Halep’te başlattığı savaş, Kuzey Doğu Suriye’de devam etti. Kürt halkının direniş kararı alması, dört parça Kürdistan ile dünyanın birçok ülkesinde Kürtlerin sokağa çıkması HTŞ rejimini masaya zorladı; 30 Ocak’ta Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ile HTŞ arasında anlaşma imzalandı. Ancak anlaşmanın pratikte uygulanmasında güvensizlik ve sorunlar yaşanıyor.
Yeni Özgür Politika’ya konuşan Avusturyalı eski parlamenter, siyaset bilimci ve yazar Dr. Ewa Ernst-Dziedzic, anlaşmanın uluslararası bir denetim mekanizmasına ihtiyaç duyduğuna dikkat çekiyor. 2022’de parlamenter olarak iki defa Rojava’yı ziyaret eden Dr. Ewa Ernst-Dziedzic, “Şimdi müzakereler ilerlerken Kürtlerin büyük bedeller ödeyerek elde ettiği hak ve özgürlüklerin, perde arkası siyasi pazarlıklarla zayıflatılmadığından ya da ortadan kaldırılmadığından emin olmalıyız” diyor.
Somut adımlarla yanlarında durmalıyız
“Anti-entelektüelizmin ve otoriterliğin yükselişte olduğu bir dünyada Kürt modeli umut ışığıdır” diyen Dr. Ewa Ernst-Dziedzic’in mesajı şöyle: “Kürt hareketi, tabandan demokrasiye, cinsiyet eşitliğine ve ekolojik sürdürülebilirliğe dayalı bir toplumun hayal değil yaşanan bir gerçeklik olduğunu gösteriyor. Otoriter rejimlerin ve anti-demokratik güçlerin en çok bu fikirlerden korkması tesadüf değil. Halk öz-örgütlenmesine dayanan, eğitimin ve eleştirel düşüncenin geliştiği yerde elitlerin gücü sarsılır. Kürtler onlarca yıl boyunca yalnızca kendi özgürlükleri için değil, hepimizi ilgilendiren bir vizyon için bu küresel mücadelenin ön saflarında yer aldı. Hep birlikte inşa ettiğimizde daha iyi bir geleceğin mümkün olduğuna dair sarsılmaz inanç. İşte tam da bu nedenle Kürtleri bu kritik aşamada yalnız bırakmamalıyız. Onların mücadelesi hiçbir zaman yalnızca kendi varoluşlarıyla ilgili olmadı. Demokrasi, insan hakları ve kendi kaderini tayin hakkı gibi evrensel değerler içindi. Uluslararası toplumun, yalnızca sözle değil, somut adımlarla da Kürtlerin yanında durma yükümlülüğü var. Şam ile yapılan anlaşma için uluslararası bir denetim mekanizması talep etmeliyiz. Anlaşma, Kürtlerin özellikle DAİŞ’in yenilgisindeki belirleyici rollerinden sonra elde ettiği kazanımları geri çevirecek bir mekanizmaya dönüşmemelidir.”
Hepimiz özgür olmadan hiçbirimiz özgür değiliz
Pakistan’da seküler ve demokratik sosyalizm için mücadele eden Awami İşçi Partisi (AWP) ise uluslararası toplumun saldırıları sessizce izlediğine ve fiilen suç ortaklığı yaptığına dikkat çekiyor.
AWP’nin “Yeni bir toplumu inşa etme için elde ettiğiniz önemli kazanımları takdirle karşılıyoruz” sözleriyle başladığı dayanışma mesajında şunlar öne çıkıyor. “Ahmed El-Şara liderliğindeki sağcı güçlerin öncülük ettiği geçiş hükümetinin saldırıları altında bulunan Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi ve Kürt halkıyla dayanışmamızı ifade etmek için bu açıklamayı yapıyoruz.
Kürt halkı gibi, sömürgeci sınırlar nedeniyle üç ulus-devlet (Pakistan, İran ve Afganistan) arasında bölünmüş olan Beluç halkının onlarca yıldır maruz kaldığı sömürgeleştirme ve giderek artan devlet baskısına tanıklık etmiş bir hareketiz. Bu nedenle Kürt Özgürlük Hareketi’yle dayanışma içinde olduğumuzu vurguluyor; Beluç halkıyla da güçlü bir dayanışma sergiliyoruz.
Kürt özgürlük mücadelesinin eşitlikçi, çok etnili, feminist, mezhepçi olmayan, enternasyonalist ve demokratik karakterinden ilham alıyoruz. Sizlerin, dünyanın birçok yerindeki sol güçlerin -biz dâhil- çoğu zaman sadece hayalini kurabildiği türden yeni bir toplumu inşa etme yönünde elde ettiğiniz önemli kazanımları takdirle karşılıyoruz.
Kapitalist birikimin, liberal demokrasinin ve emperyalizmin yıkıcı ve yaşamı hiçe sayan doğasının giderek daha görünür hâle geldiği bu tarihsel dönemde, emperyalist güçlerin yol açtığı sürekli yıkıma karşı durmak için dünyanın dört bir yanındaki ezilen halkların birlikte hareket etmesi her zamankinden daha önemlidir. Hepimiz özgür olmadan hiçbirimiz özgür değiliz!”













