
Benim kişisel haritamda Wan’ın Çatak İlçesinin yanında ‘toplu mezar’ yazılı. Çatak denildiğinde aklıma toplu mezarlar gelir. Hiç görmediğim bir yer Çatak. Ve hayatımda hiçbir toplu mezara da ayak basmadım - en azından öyle sanıyorum... Ama buna rağmen Çatak benim için toplu mezar demek. Neden mi? Çünkü yıllar önce Çatak ismini ilk olarak, Andrea Wolf’un arkadaşları tarafından hazırlanan bir kitapta okuyup, okurken de düşük sesle telaffuz etmiştim. Kürtçe’de adı ‘Şax’dır. Çatak... Şax... Birbirine benzemeyen fakat sözlüğümde anlamı değişmeyen iki ad.
Oranın insanları 23 Ekim 1998 gününü iyi hatırlar. İsteseler de unutamazlar ya. Bir hafta öncesinde Hakkari (Colamerg), Şırnak (Şirnex) ve Van (Wan) üçgeninde 17 taburluk askerle operasyon başlatılır. Kobra tipi helikopterler ve zırhlı araçların da destek verdiği bu operasyonun, PKK’nin 1 Eylül’de başlattığı ateşkes sürecinin henüz başında yapıldığı vurgulanmalı. Operasyonun tanığı olan Selahattin Elçi adlı gerillanın anlatımlarına göre, Türk ordusu 21 Ekim gecesi Beytüşşebap alanından da operasyon başlatır. Ertesi gün, ateşkes konumundaki gerillaların bulunduğu Masîro-Tahtareş alanı kobralarla vurulur. Helikopterlerle indirmeler yapılır. Çok yönden karadan ilerleyen askerler araziyi tutmaya başlar. 23 Ekim’de, gerillaların yöneldiği Kelehê Köyü yakınlarında yeni bir çatışma başlar. Havadan kobralar da vurmaya başlayınca 12-13 gerilla, büyük bir kayanın altına sığınırlar. Onların büyük bir kısmı, noktaya giren askerlerce katledilir. Başka bir grup gerilla ise bir mağaraya sığınır.
Silah ve teçhizatın tükenmesi ve mağaranın tamamen kuşatılması üzerine gerillaların büyük kısmı dışarı çıkar. Aralarında, Almanya’dan Kürdistan dağlarına gelen Ronahî kod adlı Andrea Wolf da var. Türk komutanlardan biri onu görünce alaycı bir şekilde “Sarışın bir fahişe burada. Söyleyin bu fahişeye, hangi devletin vatandaşıdır söylesin” der. Andrea Wolf, son derece soğukkanlı bir şekilde şunları söyler: “Ben bir enternasyonalistim, sosyalistim. PKK’de bunları gördüğüm için buradayım. PKK’yi benimseyen bir Alman vatandaşıyım.” Buna karşı Türk komutanının “Almanya’da fahişe çok, sen de onlardan birisin” sözlerine Andrea Wolf, “Siz birer hayvansınız” şeklinde cevap verir.
Çatak’ta insanlık kurşuna dizildi!
Bunlar, Andrea Wolf’un son sözleri olur. Bir süre sonra, yanındaki silahsız arkadaşları ile otomatik silahlarla taranıp infaz edilir. Mağaranın içine ise 8 el bombası daha atılır. Ateşkes konumunda olan onlarca gerilla, teslim alındıktan sonra, yani silahsız iken, kurşuna dizilir. Bir değil, onlarca insan. Barışın önünü açmak uğruna silahların bir tarafta susturulduğu bir dönemde...
Başlı başına bir vahşet bu. Cenevre Sözleşmesi’ne ancak gülen bir devletin sayısız savaş suçlarından biri. Zira silahsız savaşçıların öldürülmesinin uluslararası hukuktaki adı suçtur. Ama işte bununla da kalınmaz. Şimdi dersiniz, bunun ötesi var mı? Ölümden ötesi var mı? İnsanın dili varmıyor ama evet, bu vahşetin ötesi de var. Anlatmayacağım. Anlatamaz kimse oradaki canlı ve cansız bedenlere yapılanları...
“Şimdi neredeler, diye sorar ağıtlar-şiirler/ Sanki hala varmışlar gibi/ Dün olabilecek bir yerde onlar” der kayıplar ülkesi Arjantinli şair Borges. 41 canın yakınları, tam 13 yıldan beri bu soruyu sorup duruyor. 41 can. Adları mı? Evrim Açan, Şêxmûs Hasan, Cevdet Tatar, Teyar Misto, Ayten Ene, Adnan Hacı, Erdal Özel, Kamuran İnalkaç, Enver Süleyman, Leşker, Kemal, Tekoşer, Cezmi Kızıl, Meriwan Ahmed Mehemed, İbrahim Ercan, Gurgin Kaplan, Fehmi Barış Çinkay, Tevfiq Bekir Şexo, Fevzi Muhammed, Sipan, Salman, Kamuran, Habib İbo, Dilbirîn, Xezal, Şerife Erdoğan, Fatih Yalçınkaya, Şiyar, Andrea Wolf, Minteha Ali, Yerivan Yıldız, Adife Aslan, Cahide, Diyar, Newroz, Xelat ve adını bile bilmediğimiz 5 kişi daha...
Şimdi neredeler? Şırnak’ın Beytüşşebap ile Van’ın Çatak ilçesi sınırındaki Kelehê köyünün yakınlarındaki mağaradalar mı? Bu sorunun yanıtını bulmak için geçtiğimiz Haziran ayında, Ekim 1998’deki operasyonda hayatını kaybeden gerillalardan Kamuran İnalkaç’ın yakınları, İHD Van Şubesi temsilcileri ve Kelehê köylülerinin yardımı ile olay yerine gider. Ve tamamen yıkılmış mağaranın altında ve etrafında gerçekten de gerillalara ait giysiler, yemek ve içecek kapları, şûtikler, battaniyeler ve kesk û sor û zer kolyeler bulunur. Mağaranın taşları altında ise çok sayıda insan kemiği...
Suç duyurusunda bulunacaklar
Şimdi ise yeniden o mezara gidilecek. 13 yıldan beri o kayalıkların altında bulunmayı bekleyenlerin yakınları ilk defa yitirdiklerinin gömüldüğü taşlara, topraklara dokunacak. Gerçek bir mezar değil. Belki altında yatan bir can vardır diye toprağına usulca basılan koca bir coğrafyayı görünmez bir mezarlığa dönüştüren toplu mezarlardan sadece biri. 41 canın yakınlarının henüz karanfil bırakabileceği, ağlayabileceği gerçek bir mezarları yok. Biraz da, hiç olmazsa bir mezar taşları olsun diye o zor yolu yürüyecekler.
Eylül’ün ortasında mağaraya yapılacak yürüyüşe uluslararası bir heyet de eşlik edecek. 14 Eylül’de Türkiye’ye giriş yapacak olan heyetin içinde Almanya, İsviçre ve bir başka kayıplar ülkesi olan El Salvador’dan milletvekilleri, hukukçular, doktorlar, çeşitli kadın ve insan hakları örgütleri ile sendika temsilcileri ve Andrea Wolf’un arkadaşları yer alacak. 30 kişiden oluşan heyet, aynı gün İstanbul’da basın toplantısı düzenleyerek, amaç ve taleplerini deklare edecek. Ardından ise Van’a gidilerek, mezarın bulunduğu yerde gerçekleştirilecek anmanın ardından sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulacak. Ayrıca toplu mezarın, bağımsız ve uluslararası uzmanların gözetiminde resmi düzeyde adli incelemeye tabi tutulması için başvuru yapılacaklar.
Çatak’taki katliamdan sonra Almanya’da kurulan ‘Andrea Wolf ve Diğer Savaşçıların Ölümünün Aydınlatılması İçin Uluslararası Bağımsız İnceleme Komisyonu’ (IUK), son 13 yılda sözkonusu toplu mezarın bulunup usüllere uygun açılması için çok ciddi çalışmalar yürüttü. Başlatılan yeni girişimde de önemli bir rol oynuyorlar. IUK’dan Oskar Schmid, sorumluların yargılanmasını hedeflediklerini vurgularken, çok önemli bir ayrıntıya da dikkat çekiyor: “Bu eylem aynı zamanda hem unutmaya hem de Güney Afrika olsun, Latin Amerika olsun, Türkiye olsun, bu ülkelerdeki hukuksuzluğa (devlet adına suç işleyenlere dokunulmama durumuna) karşı enternasyonalist bir duruştur. Kürdistan’a gidecek olan uluslararası heyet Türkiye’deki savaş suçlarının aydınlatılması için katkıda bulunmak istiyor. Ayrıca o katliamın aydınlatılması ve faillerin yargılanması için de gereken siyasi baskıya güç sunmak istiyor. Bu nedenle inisiyatifimiz kendini, insan hakları için, işkence ve faillerin hukuku hiçe sayma tavırlarına karşı dünya çapında yürütülen bir kampanyanın bir parçası olarak görüyor.
KONSTANTİN WECKER: ‘Alman silah ihraçlarını durduralım’
“14-25 Eylül tarihleri arasında Türkiye ve Kürdistan’da olacak uluslararası insan hakları heyetinin hedeflerini destekliyorum, Kürdistan’daki katliam ve savaş suçlarının nihayet aydınlatılması için başarılar diliyorum. Münihli Andrea Wolf ve onun arkadaşlarına, silahsız olmalarına rağmen işkence eden, onları katleden ve ardından bedenlerini tahrip eden katil ve işkenceciler yargılanmalı. Aynı şekilde sorumlu general ve siyasetçilerin de artık yargılanması gerekiyor.
Savaş ve katliam politikası cezasız kalmamalı. Hem kanlı sanatlarını her gün icra eden generaller ve askerler, ama hem de savaş bakanlar, silah endüstrisinin menejerleri ve ondan kar elde edenler yargılanmalı. Çünkü onlar ve onların silahları olmadan savaşlar yürütülemezdi. Alman savaş politikasını ve Alman silah ihraçlarını durduralım!”
MARTIN LÖWENBERG (Direnişçi, Nazi kampı tanığı): ‘Faşizm bir daha asla’
“1990’lı yıllarda bir çoğumuz Kürt özgürlük hareketi PKK’nin Almanya’daki yasağını protesto ettik. Maalesef başarısız kaldık. Bu yasaktan dolayı bugüne kadar özellikle genç insanlar yıllarca tutuklu kalabiliyor. Buna söylenecek tek bir şey var: Alman makamlar Kürt insanları devlet aygıtlarıyla baskıya maruz bırakmak ve sistematik bir şekilde Türk makamlarla birlikte Andrea Wolf’un katillerini korumak yerine Türk askerlerinin işlemiş olduğu katliamların açığa çıkarılması için katkı sunmalı. Barış isteyen, kararlı bir şekilde demokrasi ve özgürlüğün düşmanları karşısına geçmeli. Bu temelde Kürdistan’a gidecek olan heyete, adalet uğruna uzun bir süreden beri verdikleri mücadelede başarılar diliyorum. Yaşasın uluslararası dayanışma! Faşizm bir daha asla! Savaş bir daha asla!”
‘Savaş makinasını durduran bir hareket’
“Metropollerde bu savaşa dokunan, onu imkansızlaştıran hareketlerin olması çok isterdim. Biliyorum, metropollerin durumuna bakıldığında ütopik bir şey bu. Uzun vadede de bu böyle kalacak. Maalesef. Ne güzel olurdu: Savaş makinasını felce uğratan bir militan hareket.” Andrea Wolf, bu sözleri 1 Mayıs 1997’de Kürdistan dağlarında günlüğüne yazdı.
1997 yılı, ABD’nin Türk devletine askeri yardımının, ‘isyanı bastırma operasyonu’nun başlangıcından itibaren yapılan yardımların toplamını geçtiği senedir. Fakat Kürdistan’daki kirli savaşa en fazla askeri destek sunan devlet Almanya’dır. Zira son 5 yılda silah ihracatlarını neredeyse iki katına çıkaran Alman şirketlerin en iyi ve en sadık müşterisi Türkiye’dir. Almanya’nın dışarıya sattığı silahların yüzde 15’ini Türkiye satın alıyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel en son geçen sene Türkiye’ye 56 Leopard-II tipi panzerin gönderileceği sözünü vermişti. Bunların da tıpkı 1990’lı yılların başındaki eski DDR panzerleri gibi Kürt sivil halkına karşı da kullanılacağı açıktır. Geçen yılın sonunda Türk ordusunca Kürt gerillalarına karşı kimyasal silahların kullanıldığı gerçeği Alman medyası ve meclisinde gündeme getirilmiş olsa da, Almanya’dan Türkiye’ye silah gönderimi rahatça devam ediyor.
Almanya’nın hala devam eden ve özellikle seçimlerden sonra daha da kızıştırılan savaştaki rolüne dikkat çekmek amacıyla bugün Almanya’nın dört bir yanında ‘Tatort Kurdistan’ kampanyası kapsamında eylemler yapılacak. IUK da farklı gruplarla birlikte Münih’te bugün saat 17:30’dan itibaren ‘Savaş ve faşizm bir daha asla! Kürdistan’da barış’ sloganı altında Marienplatz’da miting düzenliyor. Ardından saat 19:30’da EineWeltHaus’de Ertuğrul Kürkçü’nün konuşmacı olarak katılacağı bir panel gerçekleştirilecek. Ayrıca yarın da Türkiye’deki savaş suçlarının aydınlatılması konulu bir panel yapılacak. Saat 19’da EineWeltHaus’da başlayacak panele konuşmacı olarak İHD Van Şube Sekreteri Sami Görendağ, Andrea Wolf’un annesi Lilo Wolf’un avukatı Angelika Lex ve Wolf’un bir arkadaşı katılacak. Görendağ ve Lex yarın ayrıca saat 10:30’dan itibaren Münih belediye binasında düzenlenen bir basın toplantısında gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlayacak.
Şehrin hengamesinden Kürdistan dağlarına...
15 Ocak 1965’te Münih’te ikizi Tom ile birlikte dünyaya gelen Andrea Wolf, Haidhausen’de büyür. Oldukça erken yaşlarda siyasi çalışmalara katılır. 1980’li yılların başında mücadele, sanat, punk ve politika arasındaki sınırları eritmeyi amaçlayan ‘Freizeit 81’ hareketine katılır. Henüz 16 yaşındayken bu hareketteki eylemleri nedeniyle Bavyera’nın kötü şöhretli kadın hapishanesi Aichach’ta 6 ay tutuklu kalır. Hem Almanya hem de farklı ülkelerdeki siyasi tutsaklara duyarlılığı belki de burdan gelir.
1985’ten itibaren özellikle eski ve yeni Nazilere, atom enerjisine ve dünya ekonomi zirvesine karşı örgütlenir. 1986’da Frankfurt ve Offenbach’a gidip, burada otonom kadın hareketinde, işgal hareketinde ve yereli aşan protesto yapılarının inşasında yer alır. Bir yıl sonra tekrar tutuklanır, 3 ay cezaevinde kalır. Serbest bırakıldıkan sonra özellikle radikal sol gruplar arasındaki bağı güçlendirmeye adar kendini, farklı devrimci örgütleri daha yakından tanımak için Kuzey, Orta ve Güney Amerika’yı gezer. Her an Alman istihbaratının takibi altındadır. RAF’ın Weiterstadt Cezaevi bombalama eyleminde yer aldığı iddia edilir, oysa o zaman Orta Amerika’dadır. Ev baskınları çoğalınca ve sorgulanacağı haberi gelince Almanya’nın dışına çıkmaya karar verir. Daha sonra ise 1997’nin başında önce Lübnan’a, oradan da Kürdistan’a gider. 23 Ekim 1998’de Kürdistan dağlarında Türk ordusu tarafından sağ yakalanır ve aynı gün vahşice katledildiğinde 33 yaşındadır.
Andrea Wolf’un arkadaşları, 14-25 Eylül tarihleri arasında Kürdistan’a gidecek uluslararası heyetin çağrısı www.dazwischengehen.de adresinde okunabilir. Bu çalışmaya maddi katkı sunmak isteyenler Angelika Lex, Rechtsanwalt-Ander-Konto, Genossenschaftsbank Bankleitzahl 701 694 64, Kt-Nr: 32 72 71 hesabı üzerinden destekte bulunabilir. Yine Andrea Wolf’un hayat ve mücadele öyküsünü içeren Almanca ‘Im Dschungel der Städte, in den Bergen Kurdistans - Leben und Kampf von Andrea Wolf. Briefe, Texte Tagebuchnotizen, Reden, Erinnerungen, Lieder, Collagen und Fotos - von, für und über Andrea Wolf’ kitabı http://andrea.libertad.de adresinden temin edilebilir.
MERAL ÇİÇEK