‘Gülün Adı’ ve ‘Foucault Sarkacı’ adlı romanlarıyla tanınan İtalyan yazar, bilim insanı ve düşünür Umberto Eco, Milano’daki evinde 84 yaşında hayata veda etti.

Geçtiğimiz yılın kasım ayında son romanı Sıfır Sayı’nın tanıtımı için Londra’ya giden Umberto Eco, Guardian’ın söyleşi etkinliğinde romancı olmak ile düşünür olmak arasındaki tercihini şöyle açıklamıştı: “Ben filozofum, sadece haftasonları roman yazarım. Bir filozof olarak, hakikatle ilgileniyorum.”

Romanlarıyla dünya genelinde geniş bir okur kitlesi edinen Eco, aynı zamanda Ortaçağ estetiği ve göstergebilim uzmanıydı.


Gerçek edebiyat kaybedenlere dairdir

Gerçek edebiyatın kaybedenleri anlattığını düşünüyordu Eco. Londra’daki söyleşisinde, “Kazananlar hakkında konuşmak son derece sıkıcı. Gerçek edebiyat, daima, kaybedenlere dairdir. Kaybedenler daha büyüleyici. Kazananlar aptaldır… Çünkü şans eseri kazanırlar” diyecekti.

Umberto Eco, roman anlayışını “Üzerinde konuşamadığımız şeyleri, susarak geçmeliyiz” sözünün etrafında şekillendirir bir bakıma. Eco’nun ağzından söylersek, “Kuramsallaştıramadığımız şeyleri, anlatmalıyız.” Her romanında karşılaştığımız metinlerarası ilişki kadar, polisiye bir damar da akar durur Eco’da. Paranoyak ve düzenbaz karakterler etrafında örgülenir romanları. Gizemli olaylar, edebiyat-bilim-dinler tarihine göndermeler, esrarlı semboller, şifreli mesajlar, tarihi anekdotlar ve en önemlisi komplo teorileri... Ona göre, en güçlü komplolar, var olmayanlardır. Geçtiğimiz yıl Marco Belpoliti’ye verdiği röportajda bunu şöyle açıklar: “Hepimiz hayatta bir misyon seçeriz. Ben de sık sık etrafımızı saran paranoyalardan tiksiniyorum. Bu yüzden onlarla savaşmayı seçtim.”

     Senarist ve dramaturg Jean-Claude Carriere ile yaptığı söyleşide Eco, basılı kitabın hiçbir zaman ölmeyeceğine inananlardandı. Kütüphanenin okuru ‘her halükarda’ koruyacağını düşünüyordu: “Kütüphanenizin kucağında hiç üşümeyeceksinizdir. Her halükarda, cahilliğin dondurucu tehlikelerinden korunmuş haldesinizdir.”


Eco sarkacı durdu

Üç gün önce kaybettiğimiz Umberto Eco’yu, en çok bilinen eseri Gülün Adı’ndan bir alıntı ile uğurlayabiliriz. Araştırmacı rahip William (filmde Sean Connery oynamıştı), manastır rahiplerinden Upsala’lı Benno ile kitaplar üzerine konuşurken, Benno şöyle der: “Bizler kitaplar için yaşıyoruz. Kargaşa ve yozlaşmanın egemen olduğu bir dünyada hoş bir görev bu...” 


 KÜLTÜR SERVİSİ