Doğup büyüdüğü ülkeyi, sevdiklerini, dost ve yoldaşlarını ya da nadasa bıraktığı tarlasını, meyvesini görmek istediği fidanını, kim gönül rızalığıyla terk edip gider ki…Kimi ulusal kimliğine, kimi siyasal, inançsal düşüncelerine uygulanan şiddetten ve baskıdan ötürü gönülsüz terki diyar eyler. Kimi de; yaşadığı açlığa ve yoksulluğa çare olur diye düşer yollara. Hem de kendinden evvel gidenlerin yaşadıkları korkunç trajediler taptaze iken Burada aslolan can telaşıdır. Bir tarafta bilinirlik; diğer tarafta ise bilinmezlik var. Ölçer, biçer ve tercihini yapar. Gemileri yakar, geri dönüşü yoktur. Göç! Adı artık göçmendir, mültecidir. Göç alan ülkelerin ajandasında mülteciler sorunu üst sıralarda yer alıyor. Göçmenler için Afrika’da toplu kamplar düşünülüyor. Kimi ülkelerde ise sınırlara tel örgüler çekiliyor. Bin bir zahmetten sonra kapağı göç ülkesine atmakla rahat bir nefes alacaklarını düşünen mülteciler tam bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Dağ gibi sorunlar, sıkıntılar ve bürokrasi onları bekliyor.
Küçük bir mülteci kenti
Almanya’da mülteciler yaşadıkları sorunları aşmak için yaklaşık bir yıldır eylemdeler. 23 Martta 2011’de başlatılan ve son altı aydır başkent Berlin’de merkezileşen bu süreçle ilgili bilgi almak için Oranien Mey-danı‘ndaki mülteci sitesinin yolunu tutuyorum. Berlin Oranien sakinleri pencerelerine yöneldiklerinde ilk onlara takılıyorlar. İçlerinde komşuluk ilişkileri de oluşmaya başlamış. Caddenin kenarında yere bağdaş olmuş irili ufaklı çadırlar. Kent derken, mesken olarak çadırlardan kurulu bir alandan söz ediyorum. Çadırlara ve özgür panolara iliştirilmiş rengarenk pankartlar ve dövizler dikkat çekiyor. Hepsi mültecilerin taleplerini içeriyor.
125 mülteci barınıyor
Enformasyon çadırı önünde Turgay Ulu ile buluşuyoruz. Turgay Ulu, Türkiyeli bir mülteci. 11 yıl cezaevinde kalmış. 1,5 yıldır Almanya’da. Başından beri bu direnişin ve eylemlerin içinde yer alıyor. Mülteciler adına basın ve bilgilendirme toplantılarına katılıyor. Birlikte çadırları ziyaret ederken, buradaki yaşam hakkında bilgi veriyor. Çadırlar kullanılma amaçlarına göre isimlendirilmiş. Bilgilendirme, pankart yazma, toplantı-karar alma ve yemekhane çadırları. Burada toplam 125 mülteci barınıyor. Roman, Filistinli, Sudan ve İranlı olmak üzere 4 de aile var. Havaların soğuması ile birlikte aileler işgal edilen bir okulda kalıyorlar. Mülteci kentte kominal bir ortam ve yaşam sürdürülüyor.
Bir yıldır eylem halindeler
Mülteci kamplarında yaşanan zorluklar, ırkçı saldırılar ve katı bürokrasi mültecileri hareketlendirmiş. Direnişi, kamplarda bulunan mülteciler örgütlemiş. Büyük yürüyüş İranlı bir mültecinin Würzburg’ta kendini asmasından sonra planlanmış. Yürüyüş iki koldan devam etmiş. En büyük katılım Würzburg, Erfurt ve Leipzig’den olmuş. Final ise Berlin’de 8 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen Parlamento’ya yürüyüşle noktalanmış. Eylem boyunca mülteci kampları ziyaret edilirken; bazı kentlerde Alman faşistlerinin saldırılarına uğramışlar.
3 ana talepleri var
23 Mart 2011 tarihinden beridir değişik eylem ve etkinlikler yapan mülteciler, 3 talep dile getiriyorlar: Taleplerden birincisi, 30 kilometre dışına çıkma yasağının kaldırılması. “Bu haksızlıktır, bunu tanımıyoruz” diyerek mülteci kimliklerini yırtarak bu yasağı kırmışlar. İkincisi, mülteci kamplarının kaldırılması. Üçüncü ise yurtdışı kararlarının durdurulması.
Seslerini duyurmaya çalışıyorlar
Eylem ve etkinliklere solun bütün renkleri destek verirken; sürekli ve büyük desteği Antifa ve anti kapitalistlerden alıyorlar. Siyasi partilerden ziyaret düzeyinde bir destek almışlar. Federal Parlamento’da bulunan bazı partiler talepleri desteklerken, bazıları da doğrudan karşı tavır almışlar. Sorunlarının çözümü için 3 kez Federal Parlamento ile görüşüp dosya vermişler. Bazı kentlerde 30 kilometre yasağı kaldırılmış. En son 11 Mart ve 17 Mart’ta yürüyüş düzenleyen direnişteki mülteciler, bu yıl Almanya’daki en güçlü sokak eylemlerini gerçekleştirdi. Berlin’de yapılan toplumsal etkinlik ve eylemlere katılan mülteciler; Paris’te 3 Kürt kadın devrimci için yapılan yürüyüşte de yer aldı.
Destek bekliyorlar
Eylem ve etkinliklerle sorunlarını kamuoyuna taşımayı başaran mülteciler, mücadelelerini sürdürmeye kararlı olduklarını belirtiyorlar. Turgay Ulu’nun onlar adına bir de çağrısı var: “Bugüne kadar verilen destek anlamlıdır ve bize güç verdi. İzolasyon sorunu sadece mültecilerin sorunu değil. Almanya’da sosyal haklar kısıtlanıyor. İnsanlar uzun süre yaşadıkları alanları terke zorlanıyorlar. Sokağa çıkarak seslerini yükseltsinler. Bize maddi ve manevi destek versinler. Gelip buradaki komitelerde çalışarak katkı sunabilirler.”
HIDIR ATEŞ/BERLİN