
Almanya’da büyüyen 1981 Nusaybin doğumlu Ruşen Turgut, ideallerini gerçekleştirmek için Amed’e yerleşti. “Hayalimde hep Kürdistan’a dönmek vardı” diyen Turgut, iki yıl önce Kürdistan’a dönüş yapıyor.
Turgut çocuk yaşta ailesi ile birlikte Almanya’ya gitti. Üniversite eğitimi öncesi doktor yardımcılığı (Arzthelferin) mesleğini yaptı. Bu meslekte önemli pratik bilgiler kazanan Turgut, aynı zamanda akşam lisesini de başarı ile bitirdi. Bonn ve Lozan’da üniversitede dil bilimi, felsefe ve psikoloji üzerine eğitim alan Ruşen Turgut, dil bilimleri bölümünü 2013’te başarı ile sonlandırdı.
Amed’de Göç Vakfi çalışmaları sırasında görüştüğümüz Turgut’a neden Amed’e yerleştiğini, çalışmalarını sorduk.
Öncelikle merak ettiğimiz bir sorudan başlamak istiyoruz. Neden Amed’e yerleştiniz?
Benim içimde hep Kürdistan’a dönmek vardı. Hayalim, umutlarım hep o düşüncede saklıydı. Bundan iki yıl önce, bu hayallerimden cesaret alarak Kürdistan’a dönüş yaptım. Daha önce Nusaybin’e de gitmek istiyordum. Amed’de tanıdığım arkadaşlarım vardı. Amed’e geldim. Kürtçe Dil Gezisi şeklinde bir projem vardı. Kürtçe, Almanca, İlgilizce ve Türkçeye hakim bir insan olarak bu bilgi ve birikimimle kendime bir iş alanı, bir gelir kaynağı sağlamak istiyordum. Bunu düşündüğümde Amed daha büyük bir kent olduğu için Nusaybin’den çok burayı düşündüm. Dil Gezisi Projem henüz tamamlanmamışken ve bu konuda araştırmalarım sürerken Göç Vakfı’ndan bana iş teklifi geldi.
Göç Vakfı hangi faaliyetleri yürütüyor. Tam olarak ne yapıyorsunuz?
Göç Vakfı, çocuklar ile ilgili çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. Çocuklara yönelik anadil ağırlıklı çalışmalardır bunlar. Ben anadilime, Kurmancîye hakim olduğum için, bu iş teklifini kabul ettim. İlk başta belli zaman dilimlerinde gittim. Çalışmaların önemini ve verimliliğini gördükten sonra bütün zamanımı oraya ayırdım. Kafamda olan diğer projemi bir kenara bıraktım. “Çocuklar için ne yapabiliriz” diye araştırmalar yaptık. Atölye çalışmalarında örneğin ‘çocuk hakları’, ‘fotoğraf’, ‘resim’, ‘tiyatro’ üzerinde çalışmaları yürütüyoruz. Ben ağırlıklı olarak çocuk hakları ve tiyatro atölyesinde yerimi aldım. Çocuklar ile 4 tiyatro oyunu çıkardık.
Bu oyunlar Kurmancî ve Kirmanckî oyunlardı. Bu oyunlar hem merkez ilçelerde hem de Amed Büyükşehir Tiyatrosu’nda sergilendi. Büyük beğeni topladılar. Başarı da bizleri devam etmeye yönlendirdi. Ailer de bize “Çocuklarımızda çok olumlu ve sevindirici gelişme var” diyordu. Bazı çocuklar geldiklerinde hiç Kürtçe bilmiyordu. Bizler, atölye çalışmalarında sadece bir yöntem, bir dil dayatmıyorduk. Bu atölyelerimiz hem Kurmancî, hem Kirmanckî, hem de Türkçe olarak ayrı ayrı öğretmenler bu görevleri üsteniyorlar. Bu tür çalışmalar, çocuğun özgüveni için, yaratıcılığı için çok önemlidir. Çünkü burada yaratıcılığı da kullanıyoruz.
Çocuklar hangi yaş gruplarından? Yine ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
Bu proje kapsamındaki çocukların yaşları 10 ile 14 arasıdır. Çocukların yüzde 50’si kız ve yüzde 50’si erkek olarak düşünmüştük ama kız çocuklarının sayısı daha fazla oldu. Sonradan aileleri “Başka projeleriniz var mı” diye bizi aradılar. Ancak Vakıf olarak çok kapsamlı çalışma sunamıyoruz. Belli bir kapasitemiz var. Örneğin kendimize ait mekanlarımız yok. Belediyenin mekanlarını kullanıyoruz. Bu zorlu oluyor. Kayapınar Belediyesi’ndeki Çocuk Yaşam Merkez daha bitmedi. Onun bitmesini bekliyoruz. Sur’da halen inşasına başlayamadık. Göç Vakfın temel vizyonu şudur: Sadece Amed değil, şubeler açtığı tüm il ve ilçelerde böylesi Çocuk Yaşam Merkezlerin kurulmasıdır. Çocuklarımız bu merkezlerde okul dışı zamanını geçirebileceği, sokaklardan alıp verimli bir zaman kazanımı yaratabileceğimiz mekanların olmalarını hedefliyoruz. Sadece çocuklar değil, katılan çocuların ailerine de belli eğitimler ve çalışmalar da sunuluyor.
Göç Vakfı’nın şu an kaç şubeleri var? Yine şunu öğrenmek de istiyorum alışılagelmiş ezberleri bozabiliyor musunuz?
Şu anda Batman’da, Adıyaman’da ve Van’da birer şubeleri var. Şunu da söylemek istiyorum Göç Vakfı’nın ikinci bir çalışması ise burs çalışmasıdır. Hollanda’da bulunan Özgür Kadın Vakfı ve Almanya’da bulunan Kinderhilfe e.V. isimli Alman çocuk yardım derneği ve Diyarbakır isimli bir yardımlaşma derneğin üzerinden çocuklarımıza burs şeklinde maddi yardım sunuluyor. Şu an 100 çocuğumuza burs yani düzenli para yardımı veriliyor. Temel amaç aslında çocuklara burs vermek değil. Temel amaç çocuklar ile sosyal ve kültürel etkinlikler, çalışmalar yapmaktır. Çocuklarımızın bir büyük kısmı tatile gitmek nedir bilmezler. Bizimle ilk kez bir kısa tatilin tadını çıkardılar.
Bu çocuklar evlerine gittiklerinde veliler ne yapmalı?
Yapılan projeler öncesinde ailelerle toplantılar yapıldı. Ailelere çocuklar için yapılan projeler ve bu proje ile amaçlananlar konusunda bilgilendirmeler yapıldı. Projeler sonunda aileler gelip, “Sizin sayenizde çocuğumun Kürtçeye ilgisi arttı. Eve geldiğinde bir şeyi gösterip, bunun Kürtçe adı ne diye soruyor” diyorlar.
Kobanê için de çalışmalar yürüttünüz. Bunları özetlerseniz...
Kobanê’ye saldırılar başladığında Suruç’ta çok kez gönüllü olarak görev aldım. Özellikle yabancı heyetlere tercümanlık yaptım. Kobanê’ye ilişkin çalışmalarım sürüyor. Ayrıca 2 yıldır Medico International isimli alman yardım kuruluşu ile çalışıyorum. Bu kurum, Rojava’ya destek sunan ilk uluslararası kurumdur. Kobanê’ye ilaç gönderdiler. Kan bankası kurdular. Son dört aydan beri Medico International’in bir çalışan olarak da görev yapmaktayım.
Daha etkili çalışmalar konusunda planlamalar nedir?
Önce gidip belirliyorsun. Nelere acil ihtiyaç var, ona göre tespit yapıyorsun. İhtiyaçları en pratik ve hızlı şekilde yerine getirmek artık senin görevin oluyor. Saldırılarda işlevsiz hale gelen ambülansların yerine yenilerini göndermek, yine tıbbi yardımlar konusunda çalışmalar yürüttük. Bir diğer önemli çalışma da ilaç transportudur. Kobanê’den Suruç’a gelen binlerce aile için battaniye kampanyası başlatmıştık ve başarılı sonuçlar elde ettik.
Medico International ile yapılan organizasyonda Cizire Kantonu’nda Newroz Kampı’nda bulanan Şengallilere bir aylık gıda malzemesi gönderilerecek. Bu hafta bu gıda maddelerini topluyoruz. Yine şimdiki projemiz, bir kan bankası ve oksijen sistemidir. Bunun zemin çalışması bitmiş durumdadır. Suruç’ta bir şubesi bulunan Rojava ile Dayanışma Derneği ile ortak çalışmalar yürütüyoruz.
Şu an Kobanê’de bodrum katta bir hastane var. Onun eksikliklerini gidermeye çalışıyoruz. Bu konuda Amed DTK ile ortak bir çalışmamız olacak. Amacımız en kısa sürede Kobanê’de halka gereken hizmeti sunabilecek bir hastanenin kurulmasını sağlamaktır.
Cizire Kantonu’nu ziyaret ettiniz. En dikkat çeken neydi?
Üzülerek söylemem gerekiyor ki, Cizire kantonunda bulunan Newroz Kampı neredeyse unutulmuş. Şengalliler için yardımlar genelde Başur’a gidiyor. Rojava’ya yardımlar gitmiyor. Medico International de bunun bir siyasi engel olarak görüyor. Bu çok net olan bir gerçek. Newroz Kampı Rojava bölgesinde olan bir kamptır ve hemen hemen tümü Kürtlerden oluşmaktadır. Kampa gidenler, ziyaret eden heyetler çok oldu. Geliyorlar, sorularını soruyorlar, gidiyorlar ve hiç bir yardım ulaştırılmıyor. Newroz Kampı’dan gönüllülerin çalışması sonucunda okul eğitim merkezi kuruldu. Zor şartlar altında bu önemli bir çalışmadır. Özellikle de gelecek açısından önemlidir.
Kobanê’ye bakarsak, özgürleşmeden sonra yardımlar durdu adeta. Şu an gıda açısından Kobanê’ye ciddi yardım gerekiyor. Kobanê’ye insanlar geri döndü, bir kısmı da dönmek istiyor, ancak ciddi dayanışmaya ihtiyaç var.
NİHAL BAYRAM / AMED