Klasik devrim tarifi kadar, devrimin yol ve yöntemlerine dair geliştirdiği eleştiriler ve bu eleştirilere dayalı olarak uyguladığı yenilikler, PKK’nin temel farklarının başında geliyor. Günümüzde PKK’yi terörist, şiddet yanlısı, etnik temelli, ayrılıkçı bir örgüt olarak ele alma ve propaganda etme çabasının altında yatan temel nedenlerden birisi de başardığı bu büyük yenilenmedir. 

Toplumların kendi kaderini tayin hakkının ulus devlet temelli iktidarlaşmaya odaklanmasına bir eleştiri olarak geliştirdiği demokratik konfederalizm çözümünün, çoğu yenilgiyle sonuçlanan bağımsızlık arayışı ve mücadelelerine büyük ışık tuttuğu aşikar. Hakim iktidar ve sistem karşısında ezilen, yok sayılan, varlık ve kimlik mücadelesi yürüten halk ve toplulukların kısır çatışma veya sistem içinde erimesiyle sonlanan çözümsüz çabalarına önemli bir cevap üretmektedir.  

PKK’nin çözüm önerileri sadece bağımsızlıkçı eğilimler açısından değil, kapitalist modernitenin milliyetçilik, dincilik, cinsiyetçilik ve bilimciliğe dayalı olarak derinleştirdiği toplumsal sorunların aşılması açısından da ezber bozmuştur. 

Yine kapitalizm karşıtı ve sol eksenli tüm akımların örgütsel ve ideolojik yapılanmalarının sistem karşıtı mücadeleyi zayıflatan özelliklerini kapsamlı çözümlemelere tâbi tutarak sosyalizm mücadelesine geniş bir perspektif oluşturduğu da biliniyor. Marksist-Leninist ulusal kurtuluşçu ideolojinin eleştirisi üzerinden geliştirdiği anti kapitalist, anti endüstriyalist, kadın kurtuluşçu, ekolojik ve demokratik konfederalizm modeline dayalı olarak hedeflediği demokratik modernite, sosyalizm mücadelesini günümüz koşullarına uyarlamada büyük rol oynamıştır.

Vahşi kapitalizme karşı PKK’nin yürüttüğü radikal demokrasi temelinde toplumsal alanın her boyutunda yürüttüğü mücadele ile sistem karşıtı hareketlerin önümüzdeki yıllara yayılacak mücadelesinde de öncülük rolünü oynayacaktır.

Özgürlük mücadelelerini daha da güçlü kılan bu yeni paradigma, pek tabii sistemin muhalefeti ve karşıtlığıyla; ağır saldırı ve yok etme çabasıyla karşılaşıyor. Yapılan hiçbir terörizm tanımına uymamasına; aksine devlet destekli terörist yapılanmalara karşı yürüttüğü mücadele tüm dünya tarafından bilinmesine rağmen halen terörist olarak adlandırılması bu gerçeklerden kaynaklanıyor.

Kırkıncı yılına giren PKK, artık Kürt halkı ve Kürdistan’da yaşayan tüm halk ve toplulukların özgürlük umudu olmayı çoktan aşmış, evrensel bir umut ışığı olmuştur. Bu nedenle PKK ideolojisi ve bu ideolojinin mimarı Önder Apo, mevcut sistemin devamından yana tüm kesimler tarafından düşman olarak adlandırılmakta, tüm Kürt/Kürdistan politikaları da bu düşmanlığa dayalı olarak geliştirilmektedir. 

Tüm soykırımcı politikaları deşifre olan, terör ihracatçılığıyla güç olmaya çalışan, hiçbir yerel ve uluslar arası hukuk kuralına uymayan TC’nin Kürt halkına karşı yürüttüğü savaşta işlediği suçlar defalarca ispat edilmesine rağmen hiçbir girişimde bulunulmaması da bu düşmanlığın bir gereği.

Tabii bu düşmanlığın kırk yıldır aralıksız bir şekilde devam ettiğini de eklemeden geçmemek gerekir. Tüm saldırılara karşı yürüttüğü başarılı savunmayla ayakta durmasını bilen PKK, yarattığı pratikle sistemi gerileten, özgürlük umudunu yükselten bir düzeye ulaşmıştır. 

Kürdistan merkezli bu umut, daha da büyüyecek, kırkıncı yılında köklü değişiklikleri tetikleyecektir.