Son günlerde kayıp yakınları için yeni bir umut doğdu. Umut kaybettikleri çocuklarına ulaşabilmeye ilişkin ip uçları değil, yapılan kazılarda yakınlarına ait kemiklerin bulunabileceği umudu. Bu coğrafyada, umut toprak altına inmiş artık. Umut; Diyarbakır'da, Silopi'de, Mutki'de, Batman'da, Bitlis'te, Dersim'de ve daha birçok yerde toprak altında. Umut, asit kuyularında!
Geçen yıldan beri birçok toplu mezar açıldı. Asit kuyularında aramalar yapıldı. Ve insana ait birçok kemik ve kafatası bulundu. 90’larda öldürülmüş, ismini, cismini, unutturmaya çalıştıkları insanların kemikleri bulundu. Gecenin bir yarısı, evinden alınan insanların kemiklerine ulaşıldı. Yollardan, sokaklardan, yaka paça gözaltına alınıp götürülen yüzlerce kayıp kişinin kemikleri çıkartıldı.
Kayıp yakınları; yıllardır çocuklarının, eşlerinin, kardeşlerinin, babalarının akibetlerini öğrenebilmek için Türkiye'nin aşındırmadığı yolları, kapısını çalmadıkları kurum bırakmadılar. Aradıklarına canlı ulaşamayacaklarının bilinciyle, yakınlarından bir parça aradılar. Nitekim bula bula kemiklerine ulaştılar. Eskiden çocuklarının bulunmasını isteyen kayıp yakınları, şimdi çocuklarının katillerinin bulumasını istiyor.
Görümlü Taburu yakınında ve Diyarbakır'daki JİTEM merkezinde bulunan kemiklerden sonra açıklama yapan kayıp yakınları isyan ediyor artık: "Devletin bize verecek bir hesabı var. Biz devletten hesap soruyoruz. Toprak hesap soruyor. Soruyoruz ama yıllardır cevap alamıyoruz. Devlet 'geçmişindeki vahşeti'yle yüzleşmek istemiyor.
Gerçeklerin üstünü kapatmaya devam ediyor. Ancak artık toprak isyanda. Topraklarımızdan insanlarımızın kemikleri, kafatasları fışkırıyor adeta!..” diyorlar.
Kayıp yakınlarının isyanı yeni değil tabi ki. Yıllardır bu mücadeleyi veriyorlar. Ancak geçen yıldan beri yapılan kazılarda bulunan kemiklere ilişkin şimdiye kadar hiçbir işlem yapılmadı. Herhangi bir kurum veya yetkili açıklama yapmadı. Faili meçhule giden insanların kemikleri de meçhul oldu sanki. Katledilenlerin faillerine ilişkin; onlarca bilgi, demeç, açıklama basına yansımasına rağmen henüz hakkında işlem başlatılan kimse yok. Evet bu topraklar artık isyanda. Yıllardır barındırmak zorunda bırakıldığı onca kirli işi taşıyamıyor artık. Bu toprakların isyanı sadece barındırdıklarına değil. O'nu kirleten faillere, failleri ortaya çıkarmayanlara ve bunlar karşısında ki büyük sessizliğe.
Bu sessizlik ne kadar sürer bilmiyorum. Ama artık bildiğim bir şey var. Bu toprakların kimyası değişti. İnsanlığa beşiklik etmiş bu coğrafyada, farklı kültürler binlerce yıl beraber yaşamayı bilmişti. Sanatın, kültürün, edebiyatın gelişmesine önemli katkılar sunmuş olan bu topraklar insanca yaşamaya hizmet etmişti. Yaşanan savaşlara rağmen, barışmayı da ilke olarak kabul etmişti bu coğrafya. Yirminci yüzyıldan sonra bu toprakların büyüsü bozuldu. Kan, savaş, katliam göz yaşı ekildi bu topraklara.
Yaşamın yerine ölüm, barışın yerine savaş geçti. Kabulün yerini inkar aldı. Onlarca halkı besleyen bu topraklar fukaralaştı. Kısacası kimyası bozuldu, kirlendi bu coğrafya.
Yüzlerce uygarlığa hizmet etmiş bu toprakların her karışından tarih fışkırırdı eskiden, şimdi kemik fışkırıyor. Bir zamanlar kaybolan uygarlıkların kalıntıları aranırdı bu topraklarda, şimdi kaybolan çocuklarını arıyor analar. Bir zamanlar insanlığın gelişim seyri için kazılar yapılırdı. Şimdilerde toplu mezarlar için kazılar yapılıyor bu topraklarda.
Arkeolojik kazılarda bulunan her veri insanlığın zenginliğini gösterirdi. Şimdilerde her bulunan kemik demokrasinin fukaralığını yansıtıyor. Eskilerde değişik tohumlar atılırdı toprağa, bolluk bereketi arttırsın diye. Şimdilerde parçalanmış insan bedenleri ekiliyor toprağa, öfkeyi büyütsün diye.
Eskiden kendine "ben Kürdüm" diyenlere "sen Kürt değilsin, sen kart-kurt efsanesinin ürünüsün" denilirdi. Tutukladıklarını ise katlederlerdi. Şimdelerde "sen Kürtsün" denilerek tutukluyorlar. Tutuklayamadıklarını ise katlediyorlar. Eskiden Kürdün adı yoktu, şimdi de dili yok. Eskilerde insanlar umutları için gelecek zamanlara bakarlardı.
Şimdiler de ise geçmişin enkazında arıyorlar umutlarını.
Eskilerde de insanlar haksızlıklara karşı isyandaydı. Şimdi de isyan ve direniş sürüyor, bu topraklarda. Toprağın isyanı bitene kadar da sürecek.