
İlk başta belirtmeliyiz ki, il ve ilçe seçim kurulu Kürdistan'da her zaman derin devletin kontrolünde olmuştur. Özellikle Kürdistan'da Kürt demokratik siyasetinin seçimlere girmesiyle birlikte bu kurullar bizzat derin devlet ve özel savaş merkezleri tarafından oluşturulmuştur. YSK (Yüksek Seçim Kurulu) da kesinlikle derin devletin has adamları tarafından oluşturulmaktadır. Seçimden önce de bu konuya başka platformlarda dikkat çekmiştik. Kürdistan'daki il ve ilçe seçim kurulları incelenirse bu gerçek görülür.
30 Mart seçimleri öncesi il ve ilçe seçim kurullarıyla devletin özel savaş merkezleri toplantılar yapmış, Kürdistan'daki seçim stratejisi belirlenmiştir. Bazı yerlerin BDP'ye bırakılmaması, bazı yerlerde oyların düşük gösterilmesi planlanmıştır. Seçimden sonra bu kararlar uygulanmıştır.
Urfa artık Kürdistan'da bir özel savaş merkezidir. Urfa üzerinden çevre illere el atılmak istenmektedir. Urfa’ya Kürt demokratik hareketinin sokulmaması kararı alınmıştır. Özellikle Kürt Halk Önderinin doğduğu il olması nedeniyle de böyle bir özel savaş kararı vardır. 30 Mart seçimlerinde de BDP'nin kazanması ihtimaline karşı tüm özel savaş merkezi bakan ve bürokratları Urfa’ya taşımıştır. BDP'nin başarısını önlemek için her şey yapılmıştır. Eğer seçim öncesi devlet müdahaleleri ayrıntılı incelenirse bu gerçeklik ortaya çıkar.
Urfa merkez özellikle BDP'ye verilmek istenmiyor. Rojava nedeniyle Ceylanpınar ve Birecik de böyle bir kararla AKP'ye verilmiştir. Hilvan ve Siverek de PKK'nin ilk geliştiği alanlar olduğu için buralar da Kürt demokratik hareketine kapatılıyor. Aslında BDP bu iki ilçede kazanabilirdi. Çünkü eski husumetler önemli oranda aşılmıştır. Ama devlet ya canlı tutuyor ya da müdahale ederek BDP'nin buralarda etkili olmasını engellemek istiyor.
Ceylanpınar, Viranşehir ve Birecik halkı devlet oyunlarını görmüş, ayağa kalkmıştır. Devlet Ceylanpınar ve Birecik’i kurtarmak için Viranşehir’den vazgeçmiştir. Halk Ceylanpınar ve Birecik’teki seçim sonuçlarını meşru görmediği için ayağa kalkmış ve direnmiştir. Birecik’te gaz bombasıyla bir gencin tek gözü parçalanmıştır. Ceylanpınar’da ciddi bir direniş olmuştur. Öyle ki, Ceylanpınar’a üslenmiş bazı çeteler halka saldırmıştır. Seçilen belediye başkanının El Nusra ile çekilmiş fotoğrafları vardır. Anlaşılıyor ki Ceylanpınar ve Akçakale çetelerin üssü yapılacaktır. Rojava’yı işgal harekatının karargahı da buralar olacak. Aslında seçim öncesi Davutoğlu’nun bürosunda yapılan toplantı Rojava’yı işgal planı toplantısıdır. Toplantının tüm ses kayıtları yayınlanmamıştır. Yayınlanmayan bölümler tamamen Rojava Devrimine yönelik işgal planlarıyla ilgilidir.
Ceylanpınar ve Birecik’teki seçim sonuçlarına müdahale etmesi, AKP'nin Türkiye içindeki krizden çıkmak ve Suriye’de iflas eden politikasına nefes aldırmak için Suriye’ye yönelik yapmak istediği işgal hamlesi içindir. Gerici ve hegemonik iktidarların her zaman bu tür yöntemlere başvurdukları bilinmektedir.
AKP bu işgal planında kimleri ortak eder tam kestirmek zor. Kuşkusuz El Nusra gibi örgütleri, hatta IŞİD’i kullanabilir. IŞİD’i Suriye rejimi bile kullandığına göre Türkiye de kullanabilir. Böyle bir plan içinde ABD de vardır. Türkiye gelinen noktada tamamen ABD'nin Suriye politikalarına eklemlenmiştir. AKP ABD'ye Suriye’de her dediğinizi yaparım diyor. AKP-KDP ilişkileri, böyle bir işgalde KDP'nin de ortak edilme olasılığını da akla getiriyor.
Urfa seçim sonuçları Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin duyarlı olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Serêkaniyê ve Birecik seçimleri kesinlikle meşru görülmemelidir. Kürt demokratik hareketi ve demokrasi güçleri Urfa için özel bir planlama çıkarıp bir taraftan örgütlenme, bir taraftan propaganda ile Rojava’yı işgal planına ve Türkiye destekli çete saldırılarına karşı mücadele etmelidir. Tüm demokratik yollar kullanılarak başta Ceylanpınar ve Birecik olmak üzere Urfa’ya çetelerin üslenmesine ve bir işgal merkezi olmasına izin verilmemelidir. Başta Urfa halkı olmak üzere tüm Kürdistan halkı ve demokrasi güçleri Rojava Devrimini destekliyoruz, "savaşa geçit yok" diyerek direnmelidirler. Urfa’da Rojava işgaline karşı bir direniş karargahı kurulmalıdır.
Eğer devlet bir valiyi belediye başkanı yaparak Urfa’yı özel savaş merkezi haline getirmek istiyorsa, demokratik güçlerin de kirli savaşa ve Urfa üzerinde oynanan oyunlara karşı Urfa’yı bir direniş kalesi haline getirmelidirler.
Kürdistan'da bir yerde direniş olduğunda tüm şehir ve kasabalar direnişin yanında yer almalı ve direnişi yaygınlaştırmalıdırlar.
Tüm Kürdistan'da seçimlere özel savaş güçleri müdahale etmiştir; ama Urfa’da bu müdahale daha özel olmuştur. Ama bu oyunun boşa çıkarılması, Urfa’da seçim çalışmalarının başarılı olduğunu ortaya koymaktadır. Urfa’da seçimlerden BDP başarıyla çıkmıştır. Bu başarı bundan sonra çalışmalar süreklileştirilip kurumlaştırılarak daha da geliştirilmelidir.